İçeriğe geç
+90 216 565 64 64
Bahadır & Sarıgil Hukuk Ofisi
Ön Görüşme Talep Edin
25 Nisan 2025 · Usul ve Süreç

Dava Şartı Arabuluculuk: Hangi Uyuşmazlıklarda Zorunlu, Süreç Nasıl İşler

Bazı uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabulucuya başvurmak zorunludur. Kapsam, itirazın iptali ve menfi tespit davalarının durumu, başvuru usulü, süreler, ilk toplantıya katılmamanın sonucu ve son tutanağın etkisi.

Bir uyuşmazlıkta doğrudan mahkemeye başvurmak her zaman mümkün değildir. Bazı dava türlerinde kanun, dava açılmadan önce arabulucuya gidilmiş olmasını arar. Bu aşama atlanırsa mahkeme işin esasına hiç girmez. Aşağıda bu zorunluluğun kapsamı, işleyişi ve süreleri anlatılmaktadır.

Dava şartı ne anlama gelir

Bir mahkemenin uyuşmazlığın esasını inceleyebilmesi için bazı koşulların baştan sağlanmış olması gerekir. Bunlara dava şartı denir. Mahkemenin görevli olması, davacının dava ehliyetinin bulunması, gider avansının yatırılmış olması ve aynı konuda derdest bir dava bulunmaması bu koşulların bilinen örnekleridir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesi dava şartlarını sayar, 115. maddesi ise eksiklik hâlinde ne yapılacağını düzenler.

Maddenin ikinci fıkrası sonucu açıkça ortaya koyar:

Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.

Usulden ret, esasa ilişkin bir hüküm değildir; hak kendiliğinden ortadan kalkmaz. Ancak yatırılan harç ve masraf büyük ölçüde boşa gider, zaman kaybedilir ve karşı taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilebilir.

Arabuluculuk ise tarafsız bir üçüncü kişinin taraflar arasındaki görüşmeyi yönettiği bir uyuşmazlık çözüm yöntemidir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu bu kurumu düzenler. Arabulucu hâkim değildir. Karar vermez, delil değerlendirmez, kimin haklı olduğunu tespit etmez. Görevi, tarafların kendi çözümlerini üretmesine aracılık etmektir. Arabulucular Adalet Bakanlığı siciline kayıtlı, mesleğinde en az 5 yıllık kıdeme sahip hukuk fakültesi mezunlarıdır.

Kanun koyucu bazı uyuşmazlık türlerinde arabuluculuğu isteğe bağlı olmaktan çıkarmış, dava açmanın ön koşulu hâline getirmiştir. Buna dava şartı arabuluculuk ya da yaygın kullanımıyla zorunlu arabuluculuk denir.

Hangi uyuşmazlıklarda zorunludur

Kapsam yıllar içinde kademeli olarak genişlemiştir. Başlıca alanlar şunlardır.

  • İş uyuşmazlıkları: 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi ya da işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılacak davalarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai, yıllık izin ücreti ve ödenmeyen ücret bu kapsamdadır.
  • Ticari uyuşmazlıklar: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi uyarınca, ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak ve tazminat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Talep para ödemesine yönelik değilse, örneğin yalnızca bir tespit ya da fesih talebi söz konusuysa bu zorunluluk aranmaz.
  • Tüketici uyuşmazlıkları: 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73/A maddesi, tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda arabuluculuğu dava şartı hâline getirmiştir.
  • Kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hakkı: 7445 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Kanun'a eklenen 18/B maddesi bu dört alanı kapsama almıştır. Buna göre kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar, taşınır ve taşınmazların paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklar, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'ndan kaynaklanan uyuşmazlıklar ve komşu hakkından kaynaklanan uyuşmazlıklar dava şartı arabuluculuk kapsamındadır.

İtirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları

Uygulamada en çok yanlış bilinen nokta budur. İcra takibine yapılan itiraz üzerine açılan davaların kapsam dışında olduğu yolundaki eski kabul, 7445 sayılı Kanun'la yapılan değişikliklerden sonra geçerliliğini yitirmiştir.

Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi, ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarını açıkça saymaktadır. İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesine eklenen cümle de aynı yöndedir: işçilik alacak ve tazminatlarıyla ilgili itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları hakkında dava şartı arabuluculuk uygulanır.

Bunun pratik sonucu şudur: alacağın kendisi arabuluculuğa tabi ise, o alacağa dayanan itirazın iptali davası açılmadan önce de arabulucuya gidilmiş olmalıdır. Bu adım atlanırsa dava usulden reddedilir ve itirazın iptali için tanınan 1 yıllık süre bu arada dolabilir. Aynı durum menfi tespit ve istirdat davaları için de geçerlidir.

Buna karşılık ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talepleri için arabuluculuğa başvurulması gerekmez. Acil bir koruma tedbirine ihtiyaç duyulan hâllerde bu ayrım belirleyicidir.

Kapsam dışında kalan başlıca hâller

Zorunluluğun sınırları da kanunla çizilmiştir.

  • İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları.
  • Kiralanan taşınmazların 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'na göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin talepler.
  • Tüketici hakem heyetinin görev alanına giren uyuşmazlıklar ve hakem heyeti kararlarına yapılan itirazlar.
  • Tüketici işlemi niteliğinde olmakla birlikte taşınmazın aynından doğan uyuşmazlıklar.
  • Özel kanunlarda tahkim ya da başka bir alternatif çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun bulunduğu veya taraflar arasında tahkim sözleşmesi olduğu hâller.

Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği işler zaten arabuluculuğa elverişli değildir. Boşanmanın kendisi, soybağı ve vesayet gibi kişi hâllerine ilişkin uyuşmazlıklar bu nedenle kapsam dışındadır.

Arabuluculuk, tahkim ve uzlaştırmadan nasıl ayrılır

Uygulamada birbirine karıştırılan üç kavram vardır.

Tahkimde taraflar uyuşmazlığı devlet mahkemesi yerine seçtikleri hakemlere götürür. Hakem karar verir ve bu karar taraflar bakımından bağlayıcıdır. Arabulucu ise karar vermez; anlaşma tarafların iradesiyle doğar.

Uzlaştırma ceza hukukuna özgü bir kurumdur. Ceza Muhakemesi Kanunu'nda sayılan suçlar bakımından, şüpheli veya sanık ile mağdur arasında uzlaştırmacı aracılığıyla yürütülür. Burada anlatılan arabuluculuk ise hukuk uyuşmazlıklarına ilişkindir; ceza dosyalarında uygulanmaz.

Arabulucunun tarafsızlığı ve görüşmelerin gizliliği

Arabulucu taraflara eşit mesafede durmak zorundadır. Taraflardan biriyle arasında tarafsızlığını şüpheye düşürecek bir ilişki varsa bunu açıklaması ve kural olarak görevi kabul etmemesi gerekir. Görev sırasında böyle bir durum ortaya çıkarsa süreci sürdüremez.

Arabulucu taraflara hukuki tavsiye veremez, hangi tarafın haklı olduğu yönünde görüş bildiremez. Bu nedenle tarafların kendi hukuki değerlendirmelerini bağımsız olarak yapmaları gerekir.

Görüşmeler gizlidir. Görüşmelerde ileri sürülen görüşler, yapılan öneriler ve kabuller, sonradan açılan davada delil olarak kullanılamaz. Bu kural, tarafların çekinmeden konuşabilmesi içindir.

Başvuru nasıl yapılır

Başvurunun nereye yapılacağı uyuşmazlık türüne göre değişir. Ticari, tüketici ve 18/B kapsamındaki uyuşmazlıklarda başvuru, uyuşmazlığın konusuna göre yetkili mahkemenin bulunduğu yerdeki adliye arabuluculuk bürosuna yapılır. İş uyuşmazlıklarında ise başvuru, karşı tarafın, karşı taraf birden fazlaysa bunlardan birinin yerleşim yerindeki ya da işin yapıldığı yerdeki büroya yapılır. Arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde görevlendirilen sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğüne başvurulur.

Başvuru formunda taraflar, adresleri, uyuşmazlığın konusu ve talep açıkça yazılır. Başvuran taraf, elinde bulunması hâlinde karşı tarafa ait iletişim bilgilerini de büroya verir; büro resmî kayıtlardan araştırma yapmaya da yetkilidir.

Arabulucu, komisyon listesinden büro tarafından belirlenir. Taraflar listede yer alan bir arabulucu üzerinde anlaşırlarsa o kişi görevlendirilir. Görevlendirilen arabulucu tarafları ilk toplantıya davet eder; avukatı bulunsa bile asıl tarafı da bilgilendirir.

Karşı taraf, başvurulan büronun yetkisiz olduğu görüşündeyse bu itirazı en geç ilk toplantıda, yetkiye ilişkin belgeleri sunarak ileri sürmelidir. Bu durumda arabulucu dosyayı büroya teslim eder; görevli sulh hukuk mahkemesi harç alınmaksızın ve dosya üzerinden en geç 1 hafta içinde yetkili büroyu kesin olarak belirler. İtiraz kabul edilirse kararın tebliğinden itibaren 1 hafta içinde yetkili büroya başvurulabilir ve yetkisiz büroya başvurma tarihi geçerli sayılır.

Süreç ne kadar sürer

Süreler arabulucunun görevlendirildiği tarihten itibaren işler.

  • İş uyuşmazlıklarında 3 hafta; zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla 1 hafta uzatılabilir.
  • Ticari uyuşmazlıklarda 6 hafta; zorunlu hâllerde en fazla 2 hafta uzatılabilir.
  • Tüketici uyuşmazlıklarında 3 hafta; zorunlu hâllerde en fazla 1 hafta uzatılabilir.
  • Kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hakkı uyuşmazlıklarında 3 hafta; zorunlu hâllerde en fazla 1 hafta uzatılabilir.

Uzatma kendiliğinden işleyen bir süre değildir. Tarafın talep etmesi de tek başına yeterli olmaz. Arabulucunun, süreci uzatmayı gerektiren zorunlu bir hâlin bulunduğunu değerlendirerek karar vermesi gerekir. Yetki itirazının reddedilmesi hâlinde bu süreler yeni görevlendirme tarihinden başlar.

Toplantıda ne olur, kim katılır

Toplantılar adliye içindeki arabuluculuk odalarında, arabulucunun bürosunda ya da tarafların üzerinde anlaştığı başka bir yerde yapılabilir. Uygulamada çevrimiçi toplantı da yaygındır. Görüşmeler, aksi kararlaştırılmadıkça arabulucuyu görevlendiren büronun bağlı olduğu adalet komisyonunun yetki alanı içinde yürütülür.

Taraflar toplantıya bizzat katılabilir. Kanuni temsilci ya da avukat aracılığıyla da katılım mümkündür. İş uyuşmazlıklarında işveren tarafını, işveren tarafından yazılı belgeyle yetkilendirilen bir çalışan da temsil edebilir ve son tutanağı imzalayabilir.

İlk toplantıya katılmamanın sonucu

Taraflardan biri geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmazsa bu durum son tutanakta belirtilir ve parasal bir sonuç doğar. Kuralın ilk hâli, katılmayan tarafın davada haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulmasını öngörüyordu; bu düzenleme Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilmiş, ardından 7531 sayılı Kanun'la yeniden düzenlenmiştir. Yürürlükteki metin şudur:

Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.

Bu hükmün önemli bir istisnası vardır. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73/A maddesi, söz konusu fıkranın tüketici aleyhine uygulanmayacağını açıkça belirtir. Yani tüketici sıfatıyla taraf olan kişi, ilk toplantıya katılmamış olsa dahi bu yaptırımla karşılaşmaz.

Mazeretin geçerliliği somut olayda değerlendirilir. Toplantı davetinin ulaştığı telefon ve elektronik posta adreslerinin güncel tutulması, mazeretin belgelendirilmesi kadar önem taşır.

Arabuluculuk ücretini kim karşılar

Taraflar anlaşırsa arabuluculuk ücreti, aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde karşılanır ve tarifedeki 2 saatlik ücret tutarından az olamaz.

Anlaşma sağlanamaz, taraflara ulaşılamaz ya da taraflar katılmadığı için görüşme yapılamazsa, 2 saatlik ücret tutarı Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. Görüşmeler 2 saati aşmış ve yine anlaşma sağlanamamışsa, aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit biçimde karşılanır. Ödenen arabuluculuk ücreti yargılama giderlerinden sayılır ve davanın sonucuna göre haksız çıkan tarafa yüklenir.

Tüketici uyuşmazlıklarında tüketicinin ödemesi gereken arabuluculuk ücreti, anlaşma sağlansın veya sağlanmasın Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır.

Anlaşma ve anlaşamama

Süreç iki şekilde sonuçlanır.

Taraflar anlaşırsa anlaşma belgesi düzenlenir ve üzerinde uzlaşılan hususlar açıkça yazılır. Anlaşma belgesi taraflar, avukatları ve arabulucu tarafından birlikte imzalanmışsa icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde belge sayılır; ticari uyuşmazlıklarda avukatlar ile arabulucunun birlikte imzası aynı sonucu doğurur. Aksi hâlde sulh hukuk mahkemesinden icra edilebilirlik şerhi alınması gerekir. Anlaşılan konularda artık dava açılamaz.

18/B kapsamındaki uyuşmazlıklarda ise şerh alınması zorunludur. Taşınmazla ilgili anlaşma belgeleri bakımından şerh, taşınmazın bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesinden alınır ve mahkeme anlaşmanın cebrî icraya elverişliliğini ayrıca denetler. Taşınmazın devrine ya da üzerinde sınırlı ayni hak kurulmasına ilişkin anlaşma belgesinde, şerh verildikten sonra taraflardan biri tapu müdürlüğünden doğrudan tescil isteyebilir; resmî senet düzenlenmesi gerekmez.

Taraflar anlaşamazsa arabulucu son tutanağı düzenler ve dava yolu açılır. Kanun bu noktada bir zorunluluk getirir:

Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır.

Belge eklenmezse mahkeme 1 haftalık kesin süre verir; bu süre içinde de sunulmazsa dava usulden reddedilir. Arabulucuya hiç başvurulmadan dava açıldığı anlaşılırsa dilekçe karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın dava reddedilir.

İşe iade talebi bakımından ek bir süre kuralı vardır. Anlaşmaya varılamaması hâlinde son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren 2 hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir. Ayrıca arabulucuya başvurunun, fesih bildiriminin tebliğinden itibaren 1 ay içinde yapılmış olması gerekir. Bu iki süre birbirinden bağımsızdır ve ikisi de kaçırılmamalıdır.

Sürelere etkisi

Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. Son tutanağın düzenlenmesinden sonra süre yeniden işlemeye başlar; bu nedenle son tutanağın tarihi dosyada dikkatle takip edilmesi gereken bir tarihtir. Durma ile kesilme arasındaki fark ve bunların sonuçları, zamanaşımı ile hak düşürücü süre ayrımını ele alan yazıda ayrıntılı olarak açıklanmıştır.

Dava açılmadan önce ihtiyati tedbir ya da ihtiyati haciz kararı alınmışsa, bu kararlar için öngörülen dava açma süresi de arabuluculuk süreci boyunca işlemez. Ancak iş uyuşmazlıkları bakımından bu yönde özel hüküm getiren fıkra Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilmiştir; bu nedenle iş dosyalarında geçici hukuki korumaya bağlı sürelerin ayrıca izlenmesi gerekir.

Anlaşılamazsa dava süreci nasıl ilerler

Son tutanağın düzenlenmesiyle arabuluculuk aşaması kapanır. Dava dilekçesi hazırlanır, görevli ve yetkili mahkemeye sunulur, harç ve gider avansı yatırılır. Mahkeme dosyayı tensip zaptıyla açar, dilekçeler teatisi tamamlanır, ön inceleme duruşması yapılır ve tahkikat aşamasına geçilir.

Mahkeme dava şartını kendiliğinden inceler. Son tutanak dosyada yoksa ya da başvurunun kapsamı dava konusuyla örtüşmüyorsa bu eksiklik yargılamanın her aşamasında gündeme gelebilir. Bu nedenle arabuluculuk aşamasında tutulan kayıtların saklanması önemlidir.

İhtiyari arabuluculuk

Zorunlu olmayan uyuşmazlıklarda da taraflar isteğe bağlı olarak arabulucuya gidebilir. Buna ihtiyari arabuluculuk denir. Dava sürerken de başvurulabilir; arabuluculukta anlaşma sağlanamamış olması tarafların sonradan sulh olmasına engel değildir.

Sık yapılan hatalar

  • Başvuru formunda karşı tarafın unvanının ya da talep konusunun eksik gösterilmesi. İşveren şirketin unvanının hatalı yazılması, sonradan açılan davada dava şartının sağlanıp sağlanmadığı tartışmasını doğurur.
  • Birden fazla alacak kaleminden yalnızca bir kısmının başvuruda belirtilmesi. Başvuruda yer almayan kalem bakımından dava şartının gerçekleşmediği ileri sürülebilir.
  • İtirazın iptali davasının arabuluculuk kapsamı dışında sanılması. Alacağın kendisi kapsamdaysa bu dava da kapsamdadır.
  • Son tutanağın onaylı örneği yerine fotokopisinin dilekçeye eklenmesi.
  • İşe iade dosyalarında 1 aylık başvuru süresi ile 2 haftalık dava süresinin birbirine karıştırılması.
  • Anlaşma belgesinin içeriği okunmadan imzalanması. Belge ilam niteliği kazandığında içeriği bağlayıcı olur ve aynı konuda dava açılamaz.