İçeriğe geç
+90 216 565 64 64
Bahadır & Sarıgil Hukuk Ofisi
Ön Görüşme Talep Edin
20 Ocak 2023 · İcra ve İflas Hukuku

Haczedilen Eşya Borçlunun Değilse: İstihkak İddiası ve İstihkak Davası

Haciz sırasında el konulan malın üçüncü kişiye ait olduğu iddiası istihkak iddiasıdır. İddianın ne zaman ileri sürüleceği, 3 ve 7 günlük süreler, mülkiyet karinesi, takibin talikı, ispat araçları ve iki ayrı tazminat riski açıklanmaktadır.

Haciz işlemi çoğu zaman borçlunun bulunduğu adreste yapılır. Bu adreste borçluya ait olmayan mallar bulunabilir. Aynı evde yaşayan bir aile bireyinin eşyası, iş yerinde kiralanmış bir makine, finansal kiralamaya konu bir araç ya da bir başkasının deposunda bırakılmış ticari mal bu kapsamdadır. Malın gerçek sahibinin haczi kaldırmak için başvuracağı yol istihkak iddiasıdır. Süreleri kısa, ispat rejimi ağırdır. Aşağıda 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu çerçevesinde istihkak iddiasının ileri sürülmesi, istihkak davası ve bunlara bağlanan sonuçlar ele alınmaktadır.

Sorunun kaynağı: mülkiyet karinesi

İcra memuru, haciz sırasında malların kime ait olduğunu araştıracak durumda değildir. Kanun bu nedenle bir karine getirmiştir. Karineyi düzenleyen hüküm şöyledir:

Bir taşınır malı elinde bulunduran kimse onun maliki sayılır. Borçlu ile üçüncü şahısların taşınır malı birlikte ellerinde bulundurmaları halinde dahi mal borçlu elinde addolunur. (2004 sayılı Kanun'un 97/a maddesi)

Bu hüküm uyarınca borçlunun elinde bulunan taşınır mal, aksi ispat edilene kadar borçlunun sayılır. Mal borçlu ile üçüncü kişinin birlikte elinde bulunuyorsa da borçlu elinde kabul edilir. Aynı maddeye 2021 yılında eklenen cümlelerle bu durum yumuşatılmıştır: birlikte zilyetlik hâlinde üçüncü kişi yediemin sıfatını kabul ederse mal muhafaza altına alınmaz; ancak icra mahkemesi takibin devamına karar verirse mal muhafaza altına alınabilir.

Karinenin bir istisnası vardır. Birlikte oturulan yerlerdeki mallardan nitelikleri gereği kadın, erkek ve çocuklara ait oldukları açıkça anlaşılanlar ile örf ve âdet, sanat, meslek veya meşgale gereği bunlara ait olması gerekenler, o kişilerin sayılır. Karinenin aksini ispat yükü, iddia eden kişiye düşer.

Karine ispat yükünü belirler. Malın kendisine ait olduğunu ileri süren üçüncü kişi, malı ne şekilde edindiğini ve malın borçlunun elinde bulunmasını gerektiren hukuki ve fiilî sebepleri göstermek ve bunları ispat etmekle yükümlüdür. Mülkiyetin ispat edilememesi hâlinde mal borçlunun kabul edilir ve satılır.

Taşınmazlarda durum farklıdır. Taşınmazın maliki tapu siciline göre belirlenir. Borçlu adına kayıtlı olmayan bir taşınmazın haczedilmesi hâlinde istihkak değil, kural olarak şikâyet yoluna başvurulur.

İddia ne zaman ve nasıl ileri sürülür

İstihkak iddiası en sağlıklı biçimde haciz sırasında ileri sürülür. Haciz mahallinde bulunan üçüncü kişi ya da borçlu, malın üçüncü kişiye ait olduğunu beyan eder ve bu beyan haciz tutanağına geçirilir. Tutanağa geçen beyan, sonraki aşamaların dayanağı olur.

Haciz sırasında hazır bulunulmamışsa iddia sonradan da ileri sürülebilir. Kendisine istihkak talebinde bulunma imkânı verilmemiş üçüncü kişi, haczedilen şey hakkında veya satılıp da bedeli henüz alacaklıya verilmemişse bedeli hakkında, hacze ıttıla tarihinden itibaren 7 gün içinde icra mahkemesinde istihkak davası açabilir. Bu süre kaçırılırsa aynı takipte bu iddiayı ileri sürme hakkı kaybedilir. Öğrenme tarihinin belgelenebilir olması bu nedenle önem taşır.

Kanun ayrıca bir öğrenme karinesi getirir. Borçlu ile birlikte oturan kimseler ile bu kişilerin iş ortakları, iddianın yapıldığı tarihte ya da istihkak davası açılmışsa davanın açıldığı tarihte malın haczini öğrenmiş sayılır. Bu karine, aile bireyleri ve ortaklar bakımından sürenin çok daha erken işlemeye başlaması sonucunu doğurur.

Başvuruda malın hangi haciz tutanağında ve hangi sıra numarasında yer aldığı, üçüncü kişinin kim olduğu ve mülkiyet iddiasının dayanağı açıkça belirtilmelidir. İddiaya dayanak belgeler başvuruya eklenir. Satış tamamlanmış ve bedel alacaklıya ödenmişse istihkak iddiası ileri sürülemez; bu nedenle satış ilanının takip edilmesi ve süreçte gecikilmemesi gerekir.

3 günlük itiraz ve dosyanın icra mahkemesine gönderilmesi

İstihkak iddiası ileri sürüldüğünde icra müdürü bunu alacaklıya ve borçluya bildirir. İlgililere, iddiaya itiraz etmeleri için 3 günlük süre verilir.

Bu 3 gün içinde itiraz edilmezse istihkak iddiası kabul edilmiş sayılır ve mal üzerindeki haciz kaldırılır. Alacaklı bakımından bu sürenin kaçırılması, haczin kendiliğinden düşmesi anlamına gelir. Bu nedenle haciz tutanağına geçirilen istihkak beyanının alacaklı vekilince zamanında izlenmesi gerekir.

İtiraz edilmesi hâlinde icra müdürü dosyayı hemen icra mahkemesine gönderir. Buradan itibaren usul mahkemede yürür.

Takibin talikı veya devamı kararı

İcra mahkemesi, dosya üzerinden ya da gerekli görürse ilgilileri davet edip duruşma yaparak takibin devamına veya talikine karar verir. Talik, takibin geçici olarak durdurulmasıdır.

Talik kararı verilmesi hâlinde mal satılmaz ve süreç istihkak davasının sonucuna bağlanır. Bu ihtimalde alacaklının haksız çıkma olasılığına karşı davacıdan teminat alınır; teminatın cins ve miktarı, mevcut delillerin niteliğine göre takdir olunur. Buna karşılık istihkak davasının sırf satışı geri bırakmak amacıyla kötüye kullanıldığını kabul etmek için ciddi sebepler varsa, icra mahkemesi talik talebini reddeder.

Takibin devamına karar verilirse satış işlemleri sürer. Bu karar kesindir ve kanun yoluna götürülemez. Üçüncü kişinin dava açma hakkı yine ortadan kalkmaz; ancak mal satılırsa dava, malın bedeli üzerinden yürür. İstihkak davası sonuçlanmadan haczedilen mal paraya çevrilmişse icra hâkimi, bu bedelin yargılama sonuna kadar ödenmemesine ya da teminat karşılığında yahut hâlin icabına göre teminatsız olarak derhâl alacaklıya verilmesine ayrıca karar verir.

Kiralanan taşınmazlarda kiraya verenin hapis hakkına konu olan mallar bakımından özel bir sınır vardır. Bu mallarla ilgili istihkak davalarında talik emri verilebilmesi, Kanun'un 97. maddesinin atıf yaptığı Borçlar Kanunu hükmündeki koşulların bulunmasına bağlıdır. Atıf mülga Borçlar Kanunu'nun 268. maddesinin birinci fıkrasına yapılmıştır; bugünkü karşılığı, kiraya verenin hapis hakkını düzenleyen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 336. ve devamı maddeleridir. Uygulamada bu atıf zaman zaman Türk Ticaret Kanunu'na yapılmış gibi anlaşılmaktadır; oysa dayanak borçlar hukukudur.

7 gün içinde istihkak davası

İcra mahkemesinin kararı üçüncü kişiye tebliğ edilir ya da tefhim olunur. Üçüncü kişi, bu tarihten itibaren 7 gün içinde icra mahkemesinde istihkak davası açmak zorundadır.

Bu süre hak düşürücüdür. Süresinde dava açılmazsa üçüncü kişi, alacaklıya karşı iddiasından vazgeçmiş sayılır. Mal borçlunun malı olarak satılır ve bedeli alacaklıya ödenir.

Dava, icra takibinin yapıldığı yerdeki icra hukuk mahkemesinde görülür ve genel hükümler dairesinde basit yargılama usulüne göre incelenir. İstihkak davaları süratle ve diğer davalardan önce görülerek karara bağlanır. Davalı, takip alacaklısıdır; borçlu da davada taraf gösterilebilir. Dava dilekçesinde takip dosyası, haciz tarihi, dava konusu mallar ve mülkiyet iddiasının dayanakları gösterilir.

Dava süresince satış isteme sürelerinin işlemeyeceği de kanunda ayrıca düzenlenmiştir. Bu kural, uzun süren istihkak yargılamalarında alacaklının satış isteme hakkını kaybetmesini önler.

Mal üçüncü kişi elindeyse: farklı bir usul

Haczedilmek istenen mal, borçlunun değil doğrudan üçüncü kişinin elinde bulunuyorsa usul tersine döner. Bu ihtimalde karine üçüncü kişi lehinedir.

Üçüncü kişi malın kendisine ait olduğunu ya da üzerinde bir ayni hakkı bulunduğunu ileri sürerse, icra müdürü bu kez alacaklıya süre verir. Alacaklı, 7 gün içinde icra mahkemesinde istihkak davası açmak durumundadır. Dava açılmazsa haciz kalkar.

İki usul arasındaki fark, dava açma yükünün kimde olduğudur. Malın kimin zilyetliğinde bulunduğunun haciz tutanağına doğru şekilde yazılması bu nedenle belirleyicidir. Tutanakta yer alan zilyetlik tespiti sonraki tüm aşamaları etkiler ve tutanağın bir örneğinin talep edilmesi, sürecin ilk adımıdır.

Üçüncü kişinin, icra dairesine hiç başvurmadan doğrudan icra mahkemesinde istihkak davası açması da mümkündür. Bu durumda takibin durması için mahkemeden ayrıca karar alınması gerekir.

İspat: hangi belgeler işe yarar

İstihkak davasında üçüncü kişi, malın haciz tarihinden önce kendisine ait olduğunu ispatlamak zorundadır. Uygulamada aranan, iddiayı destekleyen ve tarihi güvenilir biçimde belirlenebilen belgelerdir. Başlıca örnekler şunlardır:

  • Malın satın alındığını gösteren fatura ile faturaya ilişkin banka üzerinden yapılmış ödeme kayıtları.
  • Tacirler bakımından usulüne uygun tutulmuş ticari defter kayıtları ve bu kayıtların birbiriyle uyumu.
  • Malın kayıt gerektiren nitelikte olması hâlinde ilgili sicildeki kayıt bilgileri.
  • Finansal kiralama sözleşmesi ve sözleşmenin sicile tescil edildiğini gösteren kayıt.
  • Kira, emanet ya da saklama ilişkisini gösteren, tarihi belirli sözleşmeler.
  • Malın üçüncü kişinin işletmesine girdiğini gösteren sevk irsaliyesi, teslim tutanağı ve stok kayıtları.
  • Malın sigortalanmış olması hâlinde poliçe ve prim ödeme kayıtları.

Yalnızca fatura ibraz edilmesi çoğu zaman yeterli görülmez. Faturanın ödeme kaydıyla, defter kayıtlarıyla ve malın fiilen teslim alındığını gösteren verilerle desteklenmesi beklenir. Tarihi belirli olmayan adi belgeler tek başına zayıf delil sayılır.

Bir ispat kuralı daha vardır. Üçüncü kişi ile borçlunun icra memuruna karşı yaptıkları beyanlarda birleşmeleri alacaklıya etki etmez; üçüncü kişinin iddiasını yine de ispat etmesi gerekir. Buna karşılık üçüncü kişinin, malın kendisinin mülkü ya da kendisine rehinli olduğu yönündeki iddiasının borçlu tarafından kabul edilmesi, borçlu aleyhine delil oluşturur ve borçlu ileride bu ikrara aykırı bir iddiada bulunamaz.

Üçüncü kişi ile borçlu arasında yakın ilişki bulunması hâlinde ispat daha da ağırlaşır. Aynı adreste yaşayan eş ya da yakın akraba, aynı adreste faaliyet gösteren ve ortakları örtüşen şirketler bakımından, malın gerçekten devredildiğini gösteren somut ve tarihli kayıtlar aranır. Devir işleminin alacaklıdan mal kaçırma amacı taşıdığı sonucuna varılırsa istihkak iddiası kabul edilmez. Alacaklının, istihkak davasına karşılık olarak ve aciz belgesi sunma zorunluluğu olmaksızın tasarrufun iptali davasını karşı dava biçiminde açması da mümkündür; bu ihtimalde hâkim tarafların gösterdiği bütün delilleri serbestçe değerlendirir.

Tazminat riski

İstihkak davası, sonucu ne olursa olsun taraflar için tazminat riski taşır. Kanun iki ayrı tazminat öngörür ve oranları farklıdır.

Birincisi haksız itiraz eden aleyhinedir. İstihkak davası kabul edilir ve istihkak iddiasına itiraz eden alacaklının ya da borçlunun kötü niyeti belirlenirse, haczolunan malın değerinin yüzde on beşinden az olmamak üzere itiraz edenden tazminat alınmasına asıl dava ile birlikte hükmolunur.

İkincisi haksız çıkan davacı aleyhinedir. Takibin talikine karar verilmiş ve dava sonunda reddedilmişse, alacaklının bu dava nedeniyle geciken alacağının yüzde yirmisinden az olmamak üzere davacıdan tazminat alınmasına karar verilir. Talik kararı verilmemiş dosyalarda bu tazminat gündeme gelmez; dolayısıyla talik talebinde bulunup bulunmama kararı, taşınan riski doğrudan etkiler.

Davanın reddi hakkındaki karara karşı istinaf veya temyiz yoluna başvuran istihkak davacısı, icra dairesinden Kanun'un 36. maddesine göre mühlet isteyebilir. Bu imkân, satışın kanun yolu incelemesi bitmeden yapılmasını önlemek bakımından önem taşır.

Bu nedenle istihkak iddiası, elde somut belge bulunmadan ileri sürülmemelidir. Aynı şekilde alacaklının da açıkça belgelenmiş bir mülkiyet iddiasına itiraz etmesi kendisi bakımından risk doğurur.

İstihkak, şikâyet ve menfi tespit ayrımı

Uygulamada bu üç yol sıklıkla karıştırılır. Ayrım şu şekilde özetlenebilir:

  • İstihkak, haczedilen malın üçüncü kişiye ait olduğu iddiasıdır. İcra hukuk mahkemesinde görülür ve mülkiyet ilişkisine dayanır.
  • Şikâyet, icra dairesinin işleminin kanuna aykırı olduğu iddiasıdır. Haczedilemeyecek bir malın haczedilmesi ya da borçlu adına kayıtlı olmayan bir taşınmazın haczedilmesi bu kapsamdadır.
  • Menfi tespit davası, borçlu olunmadığının tespiti amacıyla açılır. Malın mülkiyetiyle değil, borç ilişkisiyle ilgilidir; ayrıntısı ödeme emrine itiraz konulu yazıda ele alınmıştır.

Üçüncü kişinin durumu bazen birden fazla yolu gündeme getirebilir. Bu ihtimalde talepler terditli, yani kademeli olarak ileri sürülebilir. Hangi yolun asıl, hangisinin yedek talep olacağı somut duruma göre belirlenir.

Süre tablosu

Süreçteki kritik süreler şunlardır:

  • İstihkak iddiasına itiraz için alacaklıya ve borçluya verilen süre: 3 gün.
  • İcra mahkemesinin talik ya da devam kararının ardından üçüncü kişinin dava açma süresi: 7 gün.
  • Mal üçüncü kişi elindeyse alacaklının dava açma süresi: 7 gün.
  • Kendisine istihkak talebinde bulunma imkânı verilmemiş üçüncü kişinin doğrudan dava açma süresi: hacze ıttıla tarihinden itibaren 7 gün.

Sık yapılan hatalar

  • Haciz sırasında yapılan istihkak beyanının tutanağa geçirilmemesi; tutanakta yer almayan beyanın sonradan ispatı güçtür.
  • Zilyetliğin tutanağa yanlış yazılması. Malın kimin elinde olduğu, dava açma yükünün kimde olacağını belirler.
  • Alacaklının, istihkak iddiasına 3 günlük süre içinde itiraz etmemesi ve haczin kendiliğinden düşmesi.
  • Üçüncü kişinin 7 günlük dava süresini beklemeden değil, geçirdikten sonra harekete geçmesi.
  • İspatın yalnızca faturaya dayandırılması; ödeme, defter ve teslim kayıtlarıyla desteklenmeyen fatura tek başına yeterli görülmez.
  • Talik talebinin sonuçları değerlendirilmeden ileri sürülmesi; talik kararı alındıktan sonra reddedilen davada davacı yüzde yirmiden az olmamak üzere tazminatla karşılaşır.
  • Kiralanan taşınmazdaki hapis hakkına konu mallarda talik için aranan koşulun Türk Ticaret Kanunu'nda arandığının sanılması; dayanak borçlar hukukudur.

Haciz tutanağının bir örneğinin talep edilmesi, tutanakta zilyetliğin ve beyanların nasıl yazıldığının kontrol edilmesi ve mülkiyeti gösteren belgelerin tarih sırasıyla derlenmesi, sürecin ilk ve en önemli adımıdır.