İş Davalarında Zorunlu Arabuluculuk: Başvuru, Süreler ve Sonuçları
Dava şartı arabuluculuğun kapsamı, işçilik alacağına dayanan itirazın iptali davasının da kapsamda olması, yetkili büroya başvuru, 3 haftalık süre, ilk toplantıya katılmayan tarafın yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulması ve anlaşma belgesinin icra edilebilirliği.
İş uyuşmazlıklarında dava açmadan önce arabulucuya başvurmak, 1 Ocak 2018 tarihinde yürürlüğe giren düzenlemeyle zorunlu hâle gelmiştir. Bu zorunluluk sıradan bir usul kuralı değil, dava şartıdır: arabuluculuk aşaması tamamlanmadan açılan dava esasa girilmeden reddedilir. Kapsamın nereye kadar uzandığı, sürecin ne kadar sürdüğü, ilk toplantıya katılmamanın parasal sonucu ve imzalanan belgenin bağlayıcılığı, uygulamada en çok tartışılan başlıklardır. Aşağıda süreç, yürürlükteki metin esas alınarak sırasıyla ele alınmıştır.
Hangi uyuşmazlıklar kapsamda, hangileri değil
Kural, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesinin birinci fıkrasında yer alır. Fıkranın yürürlükteki metni şöyledir:
Kanun'a, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Bu alacak ve tazminatla ilgili itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları hakkında birinci cümle hükmü uygulanır.
Tanım geniştir. Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötüniyet tazminatı, yıllık izin ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti, prim ve ikramiye alacakları ile işe iade talepleri kapsam içindedir. Kural karşılıklıdır: işverenin işçiden istediği eğitim gideri ya da ihbar tazminatı gibi alacaklar da aynı rejime tabidir.
Fıkranın ikinci cümlesi 2023 yılında yapılan değişiklikle eklenmiştir ve uygulamadaki yaygın bir yanılgıyı ortadan kaldırmıştır. İşçilik alacağına dayanan **itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları da dava şartı arabuluculuğa tabidir.** Yani ödeme emrine itiraz edilmesi üzerine duran takibi sürdürmek için doğrudan itirazın iptali davası açılamaz; önce arabuluculuk aşamasının tamamlanmış olması gerekir. Bu noktanın atlanması, davanın usulden reddine ve itirazın tebliğinden itibaren işleyen 1 yıllık sürenin boşa geçmesine yol açar. Bu nedenle işçilik alacaklarında doğrudan icra takibine geçmeden önce arabuluculuk yolunun izlenmesi, hem takibin hem de sonraki davanın önünü açar.
Kapsam dışında kalan uyuşmazlıklar ise aynı maddenin üçüncü fıkrasında gösterilmiştir:
İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz.
Bunların yanında Sosyal Güvenlik Kurumuna karşı açılan hizmet tespiti davaları ile ihtiyati tedbir ve delil tespiti gibi geçici hukuki koruma talepleri de kapsam dışındadır. İş kazasından doğan taleplerin izleyeceği yol, "İş Kazası Sonrası Bildirim Süreleri ve Açılabilecek Davalar" konulu yazıda ele alınmıştır.
Kimin işçi sayıldığı da kanunda ayrıca belirtilmiştir. 5953 sayılı Kanun kapsamındaki gazeteci ile 854 sayılı Deniz İş Kanunu kapsamındaki gemi adamı, bu madde bakımından işçi sayılır. Dolayısıyla bu kişilerin alacak talepleri de arabuluculuk şartına tabidir.
Nereye ve nasıl başvurulur
Başvuru, adliyelerdeki arabuluculuk bürosuna yapılır. Arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde görevlendirilen sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğü bu işi görür.
Yetkili büro, karşı tarafın yerleşim yeri veya işin yapıldığı yer adliyesindeki bürodur. Karşı taraf birden fazlaysa bunlardan birinin yerleşim yeri bürosu da yetkilidir. Başvuru elektronik ortamdan da yapılabilir.
Başvuru formunda bulunması beklenen bilgiler şunlardır:
- Başvurucunun adı, soyadı, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası ve adresi
- Karşı tarafın unvanı, adresi, varsa vergi numarası ve iletişim bilgileri
- Uyuşmazlığın konusu, yani talep edilen kalemlerin tek tek yazılması
- Varsa iş sözleşmesi, fesih bildirimi ve bordrolara ilişkin özet bilgiler
- Tarafların bilinen telefon numarası ile elektronik posta adresi
Talep edilen kalemlerin ayrı ayrı yazılması, sürecin en kritik ayrıntısıdır. Başvuruda yer almayan bir alacak kalemi bakımından dava şartının yerine getirilmediği sonucuna varılabilir. Örneğin başvuruda yalnızca kıdem ve ihbar tazminatı yazılmış, fazla mesai yazılmamışsa, fazla mesai talebi yönünden davanın usulden reddi riski doğar. İşe iade talebinin de başvuruda açıkça belirtilmesi gerekir; işe iadenin kendine özgü hak düşürücü süreleri "İşe İade Davası" konulu yazıda ayrıntılı olarak ele alınmıştır.
Başvuran taraf, kendisine ve elinde bulunuyorsa karşı tarafa ait her türlü iletişim bilgisini büroya verir. Büro, tarafların resmî kayıtlardaki iletişim bilgilerini araştırmaya da yetkilidir; ilgili kurum ve kuruluşlar istenen bilgi ve belgeleri vermekle yükümlüdür.
Süreler: 3 hafta ve 1 haftalık uzatma
Büro, başvuruyu aldıktan sonra listeden bir arabulucu görevlendirir. Taraflar listedeki bir arabulucu üzerinde birlikte anlaşırlarsa o kişi görevlendirilir.
Arabulucu, görevlendirildiği tarihten itibaren süreci 3 hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla 1 hafta uzatılabilir. Yani azami süre 4 haftadır.
Arabulucu, taraflara ulaşmak için her türlü iletişim aracını kullanabilir; avukatı bulunsa bile asıl tarafı da bilgilendirmek zorundadır. Bilgilendirme ve davete ilişkin işlemlerini belgeye bağlar. Ulaşılamayan taraf bakımından, ulaşılamadığına ilişkin tutanak düzenlenerek süreç sonlandırılır.
Zamanaşımı ve hak düşürücü süreler bakımından koruyucu bir kural vardır: arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. Bu kural, işe iade gibi kısa sürelere bağlı talepler bakımından özel önem taşır.
Görüşmelere kim katılır, yetkiye nasıl itiraz edilir
Görüşmelere taraflar bizzat, kanuni temsilcileri ya da avukatları aracılığıyla katılabilir. Kanun, işveren tarafı için ayrıca bir imkân tanır: işverenin **yazılı belgeyle yetkilendirdiği çalışanı** da görüşmelerde işvereni temsil edebilir ve son tutanağı imzalayabilir. Bu yetkilendirmenin toplantı gününde ibraz edilebilir durumda olması gerekir; yetki belgesi bulunmadan katılan çalışanın imzası, sonradan temsil yetkisi tartışmasına yol açar.
Yetki itirazı bakımından da özel bir kural vardır. Arabulucu, görevlendirmeyi yapan büronun yetkili olup olmadığını kendiliğinden dikkate alamaz. Karşı taraf, en geç ilk toplantıda yerleşim yeri ve işin yapıldığı yere ilişkin belgelerini sunarak büronun yetkisine itiraz edebilir. Bu durumda arabulucu dosyayı derhâl büroya teslim eder, büro da sulh hukuk mahkemesine gönderir. Mahkeme harç alınmaksızın dosya üzerinden inceleme yapar ve yetkili büroyu kesin olarak karara bağlar.
İtiraz reddedilirse aynı arabulucu yeniden görevlendirilir ve 3 haftalık süre yeni görevlendirme tarihinden başlar. İtiraz kabul edilirse kararın tebliğinden itibaren 1 hafta içinde yetkili büroya başvurulabilir; bu takdirde yetkisiz büroya başvurma tarihi, yetkili büroya başvurma tarihi sayılır. Bu son kural, zamanaşımının durduğu anın korunması bakımından belirleyicidir.
Görüşmeler, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, arabulucuyu görevlendiren büronun bağlı bulunduğu adalet komisyonunun yetki alanı içinde yürütülür.
İlk toplantıya katılmamanın parasal sonucu
Arabuluculuk gönüllü bir yöntemdir; kimse anlaşmaya zorlanamaz. Ancak ilk toplantıya katılmak ayrı bir konudur ve katılmamanın bedeli kanunda gösterilmiştir. Maddenin 12. fıkrası şöyledir:
Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir.
Bu metin, 2024 yılı sonunda yapılan değişiklikle bugünkü hâlini almıştır. Önceki düzenlemede katılmayan taraf **yargılama giderinin tamamından** sorumlu tutuluyor ve lehine **hiç** vekâlet ücretine hükmedilmiyordu. Yaptırım artık yarıya indirilmiştir. Eski metni esas alan kaynaklar hâlâ dolaşımda olduğundan, bu ayrımın gözden kaçırılmaması gerekir.
Her iki taraf da katılmadığı için süreç sona ererse, açılacak davada tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.
Geçerli mazeretin ne olduğu kanunda tanımlanmamıştır. Uygulamada hastalık, doğal afet, davetin usulüne uygun yapılmamış olması gibi hâller değerlendirmeye alınır. Yaptırımın hafiflemiş olması, katılmamayı makul bir tercih hâline getirmez: katılmayan taraf, karşı tarafın delil ve talep yapısını görme fırsatını da kaybeder.
Anlaşma, anlaşmama ve dava aşaması
Süreç iki şekilde biter.
Taraflar anlaşırsa, anlaşmanın kapsamı taraflarca belirlenir ve anlaşma belgesi düzenlenir. Belgenin en önemli özelliği, taraflar ve avukatları ile arabulucunun birlikte imzalaması hâlinde icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde belge sayılmasıdır; böyle bir belge doğrudan icraya konulabilir. Avukat imzası bulunmayan anlaşma belgeleri için sulh hukuk mahkemesinden icra edilebilirlik şerhi alınması gerekir. Anlaşmaya varılan hususlar hakkında ayrıca dava açılamaz.
Anlaşma belgesinin içeriği dikkatle düzenlenmelidir. Hangi alacak kalemlerinin kapsandığı ve hangilerinin kapsam dışı bırakıldığı açıkça yazılmalıdır; genel ifadelerle kaleme alınan metinler, hangi taleplerin sona erdiği konusunda sonradan tartışma doğurur. İşe iade konusunda anlaşılması hâlinde kanun ayrıca üç kalemin parasal olarak gösterilmesini zorunlu kılar; bu zorunluluğun ayrıntısı "İşe İade Davası" konulu yazıda ele alınmıştır. Ödeme taksitle kararlaştırılacaksa, temerrüt hâlinde kalan tutarın muaccel olacağına ilişkin bir kaydın metne eklenmesi yaygın uygulamadır.
Taraflar anlaşamazsa son tutanak düzenlenir ve dava yolu açılır. Burada iki farklı süre rejimi işler. İşe iade talebinde son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren 2 hafta içinde dava açılması gerekir ve bu süre hak düşürücüdür. İşçilik alacaklarında böyle bir süre yoktur; dava, alacağın tabi olduğu zamanaşımı süresi içinde açılabilir. Zamanaşımının nasıl işlediği "Kıdem ve İhbar Tazminatı" konulu yazıda ayrıntılandırılmıştır.
Her iki hâlde de dava dilekçesine son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin eklenmesi gerekir. Eklenmemişse mahkeme 1 haftalık kesin süre verir; bu süre içinde de sunulmazsa dava, dava şartı yokluğundan usulden reddedilir. Arabulucuya hiç başvurulmadan dava açıldığı anlaşılırsa, dilekçe karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın ret kararı verilir.
Arabuluculuk ücreti ve gizlilik
Anlaşma sağlanırsa arabuluculuk ücreti, Arabuluculuk Ücret Tarifesinin İkinci Kısmına göre, aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit biçimde karşılanır. Bu durumda ücret, Tarifenin Birinci Kısmında belirlenen 2 saatlik ücret tutarından az olamaz. İşe iade görüşmelerinde anlaşma sağlanırsa, ücretin hesabında işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücretinin toplamı, üzerinde anlaşılan miktar kabul edilir.
Taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya 2 saatten az süren görüşmeler sonunda anlaşılamaması hâllerinde, 2 saatlik ücret Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. 2 saatten fazla süren görüşmelerde anlaşma sağlanamazsa, aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit olarak karşılanır. Bakanlık bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan ücretin tamamı yargılama giderlerinden sayılır. Tarife tutarları her yıl güncellendiğinden, hesap yapılırken yürürlükteki tarifenin esas alınması gerekir.
Gizlilik, sürecin temel ilkesidir. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça arabulucu, taraflar ve görüşmelere katılan diğer kişiler öğrendikleri bilgi ve belgeleri gizli tutmakla yükümlüdür. Görüşmeler sırasında ileri sürülen görüşler, yapılan öneriler ve kabuller sonradan açılacak davada delil olarak kullanılamaz. Bu kural, tarafların çekinmeden öneri geliştirebilmesini sağlar.
Süreç adım adım
Aşağıdaki sıra, başvurudan davaya kadar izlenen zorunlu adımları gösterir:
- Talep edilen kalemler tek tek belirlenir ve tutarları önceden hesaplanır.
- Yetkili adliyedeki arabuluculuk bürosuna başvuru yapılır.
- Büro, listeden arabulucuyu görevlendirir ve iletişim bilgilerini ona iletir.
- Arabulucu tarafları bilgilendirir ve ilk toplantıya davet eder.
- İlk toplantıda varsa yetki itirazı ileri sürülür, temsil belgeleri sunulur.
- Görüşmeler yürütülür ve görevlendirmeden itibaren 3 hafta, uzatılırsa 4 hafta içinde tamamlanır.
- Anlaşma hâlinde anlaşma belgesi, anlaşmama hâlinde son tutanak imzalanır.
- Anlaşmama hâlinde son tutanak dava dilekçesine eklenerek iş mahkemesinde dava açılır.
Anlaşma kararı verilirken tartılan başlıklar
Arabuluculukta varılacak sonucun temeli, davanın olası neticesinin ve süresinin makul biçimde değerlendirilmesidir. Uygulamada şu başlıklar tartılır: alacağın hangi delillerle ispatlanabileceği, karşı tarafın elindeki kayıtların içeriği, zamanaşımına uğramış bir dönem bulunup bulunmadığı, yargılamanın ve istinaf aşamasının alacağı süre, yargılama giderleri ile bilirkişi ücretleri ve alacağa işleyecek faiz.
Anlaşma her uyuşmazlık için uygun bir yol değildir. Delil durumunun tartışmalı olduğu, kayıtların çeliştiği ya da tarafların olayın gelişimi konusunda tümüyle ayrıştığı dosyalarda yargılama kaçınılmaz olabilir. Buna karşılık hesap farkından kaynaklanan, yani hukuki sorunun değil rakamın tartışıldığı uyuşmazlıklarda arabuluculuk işlevsel bir çözüm yolu olarak öne çıkar.
Arabuluculukta anlaşılamaması, sonradan anlaşma yapılmasına engel değildir. Dava devam ederken taraflar isteğe bağlı arabuluculuğa başvurabilir ya da mahkeme huzurunda sulh olabilir.
Sık yapılan hatalar
Uygulamada tekrarlanan yanlışlar birkaç başlıkta toplanabilir.
Birincisi, başvuruda kalemlerin eksik yazılmasıdır. Genel ifadelerle "işçilik alacakları" denip geçilmesi, sonradan hangi kalem için dava şartının yerine getirildiği tartışmasını doğurur.
İkincisi, işçilik alacağına dayanan itirazın iptali davasının arabuluculuktan muaf sanılmasıdır. Bu dava da dava şartına tabidir ve doğrudan açılması usulden retle sonuçlanır.
Üçüncüsü, ilk toplantıya katılmamanın artık "ucuz" olduğu düşüncesidir. Yaptırım yarıya inmiş olsa da yargılama giderlerinin yarısı ve vekâlet ücretinin yarısı hâlâ katılmayan tarafın üzerinde kalır.
Dördüncüsü, son tutanağın okunmadan imzalanmasıdır. Tutanakta hangi kalemlerin görüşüldüğü ve hangi konularda uzlaşıldığı yazılıdır; sonraki aşamada ileri sürülebilecek talepleri doğrudan etkiler.
Beşincisi, işe iade dosyalarında son tutanak tarihinin not edilmemesidir. 2 haftalık dava süresi tutanağın tebliğinden değil, düzenlendiği tarihten işler.
Altıncısı, işveren tarafında temsil yetkisinin belgelenmemesidir. Yazılı yetkilendirme olmadan katılan çalışanın imzaladığı anlaşma belgesi, icra aşamasında itiraz konusu yapılabilir.