İçeriğe geç
+90 216 565 64 64
Bahadır & Sarıgil Hukuk Ofisi
Ön Görüşme Talep Edin
19 Ağustos 2022 · Sigorta Hukuku

Kasko Hasarında Eksik Ödeme ve Ret: İtiraz Yolu ve İzlenecek Adımlar

Kasko hasar dosyasında 5 iş günlük ihbar süresi, sigortacının 3 iş günlük belge bildirimi, rayiç değer, eksik sigorta ve muafiyet tartışmaları, teminat dışı hâller ile ret veya eksik ödeme hâlinde izlenecek adımlar.

Kasko poliçesi, zorunlu trafik sigortasından farklı olarak sigortalının kendi aracında meydana gelen zararı karşılar. Hasar dosyası açıldıktan sonra iki tür sorunla karşılaşılır: şirketin ödemeyi tamamen reddetmesi ya da hesaplanan tutarın gerçek zararın altında kalması. Her iki durumda da izlenecek yol, önce poliçenin ve genel şartların ne dediğini saptamaktan geçer. Aşağıda Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları ile Türk Ticaret Kanunu'nun ilgili hükümleri çerçevesinde bu süreç ele alınmıştır.

Poliçenin hangi kademede düzenlendiği belirleyicidir

Kasko sözleşmesi tek tip değildir. Genel Şartlar teminatı kademeli olarak tanımlar: dar kasko, genel şartlarda sayılan teminatlardan yalnızca bir kısmını içerir; kasko, aracın çarpma, çarpışma, devrilme, yanma, çalınma ve çalınmaya teşebbüs risklerini kapsayan standart teminattır; genişletilmiş kasko buna ek sözleşmeyle alınabilen bazı teminatları ekler; tam kasko ise ek teminatların tümünü kapsar.

Bu ayrım, ret yazısını değerlendirirken ilk bakılacak noktadır. Sel ve su baskını, deprem ve yanardağ püskürmesi, grev, lokavt, kargaşalık ve terör eylemleri, kemirgen zararları, aracın çarpma olmaksızın yanması gibi riskler kural olarak ek sözleşmeyle teminat kapsamına alınır. Ferdi kaza, ihtiyari mali sorumluluk ve hukuksal koruma da ayrı ek teminatlardır. Poliçede bu teminat satın alınmamışsa şirketin reddi bir genel şart ihlaline değil, riskin sözleşme kapsamında hiç bulunmamasına dayanır. İki durumun savunması tamamen farklıdır: ilkinde ihlalin varlığı ve etkisi tartışılır, ikincisinde tartışılacak bir şey yoktur. Bu nedenle ret yazısında hangi maddeye dayanıldığının açıkça sorulması gerekir.

Hasar ihbarı: 5 iş günü

Genel Şartların B.1 maddesi, sigortalı ve sigorta ettirenin rizikonun gerçekleşmesi hâlindeki yükümlülüklerini sayar. Bunların ilki, rizikonun gerçekleştiğini öğrendiği tarihten itibaren en geç 5 iş günü içinde sigortacıya bildirimde bulunmaktır. Aracın çalınması hâlinde ayrıca durum öğrenilir öğrenilmez derhâl yetkili makamlara bildirim yapılması gerekir.

Sigortalının diğer yükümlülükleri şunlardır: sigortalı değilmişçesine gerekli kurtarma ve koruma önlemlerini almak, zorunlu hâller dışında rizikonun gerçekleştiği yer veya şeylerde değişiklik yapmamak, sigortacının isteği üzerine rizikonun gerçekleşme nedenlerini belirlemeye ve rücu hakkının kullanılmasına yarayacak bilgi ve belgeleri gecikmeksizin vermek, sigortacının inceleme yapmasına izin vermek, üçüncü kişilerin kusurlu fiilî sonucu meydana gelen kazalarda tanıkların kimlik ve adreslerini en yakın yetkili makama bildirmek ve mümkünse görgü tutanağı sağlamak.

Geç ihbar tek başına tazminat hakkını ortadan kaldırmaz. Türk Ticaret Kanunu'nun 1446. maddesine göre sigorta ettiren rizikonun gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildirir; bildirimin yapılmaması veya geç yapılması ödenecek tazminatta artışa neden olmuşsa, kusurun ağırlığına göre tazminattan indirim yoluna gidilir. Sigortacı rizikonun gerçekleştiğini daha önce fiilen öğrenmişse bu indirimden yararlanamaz. Yani ölçüt, gecikmenin zararı artırıp artırmadığıdır; sürenin kendisi değil, sürenin aşılmasının somut sonucu tartışılır.

Sigortacının belge bildirimi: 3 iş günü

Genel Şartların B.3.1 maddesi sigortacıya da bir yük getirir. Sigortacı, poliçe metninde muhtemel hasarlar için talep edeceği belgelere yer verir. Bunun dışında bir belge isteyecekse, hasar ihbarı üzerine 3 iş günü içinde hak sahibine, poliçede yer verdiği belgeler dışında talep ettiği belgeleri yazılı olarak veya taraflarca kararlaştırılan iletişim vasıtalarıyla bildirmek zorundadır.

Bu kural, dosyanın aylarca belge bekleniyor gerekçesiyle bekletilmesini önlemek için konulmuştur. Şirketin sonradan, dosya ilerlemişken yeni bir belge listesi göndermesi hâlinde bu maddeye dayanılabilir. Belge taleplerinin ve teslim tarihlerinin yazılı kanaldan yürütülmesi, sonradan bu tartışmanın ispatını kolaylaştırır.

Ödemenin muaccel olması, avans ve temerrüt faizi

Türk Ticaret Kanunu'nun 1427. maddesi, tazminatın ne zaman istenebilir hâle geleceğini belirler. Sigorta tazminatı, rizikonun gerçekleşmesini takiben ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının araştırmaları bitince ve her hâlde riziko ihbarından 45 gün sonra muaccel olur. Can sigortalarında bu süre 15 gündür. Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurdan dolayı inceleme gecikmişse süre işlemez.

Aynı maddenin üçüncü fıkrası gecikmiş dosyalar için somut bir imkân tanır. Maddenin ilgili cümlesi şöyledir:

Araştırmalar, ihbardan başlayarak üç ay içinde tamamlanamamışsa; sigortacı, tazminattan veya bedelden mahsup edilmek üzere, tarafların mutabakatı veya anlaşmazlık hâlinde mahkemece yaptırılacak ön ekspertiz sonucuna göre süratle tespit edilecek hasar miktarının veya bedelin en az yüzde ellisini avans olarak öder.

Dolayısıyla 3 ayı aşan dosyalarda tartışmasız kısmın avans olarak ödenmesi talep edilebilir. Avans talebi, esasa ilişkin itirazdan feragat anlamına gelmez; mahsuplaşma sonradan yapılır.

Borç muaccel olunca sigortacı ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşer. Sigortacının temerrüt faizi ödeme borcundan kurtulmasını öngören sözleşme hükümleri geçersizdir. Bu nedenle gecikmeli ödemelerde faiz talebi ayrı bir kalem olarak ileri sürülmelidir; talep edilmeyen faize hükmedilmez.

Eksik sigorta ve aşkın sigorta: poliçe bedeli ile araç değeri uyuşmuyorsa

Eksik ödeme tartışmalarının bir bölümü hasarın kendisinden değil, poliçedeki sigorta bedelinin aracın gerçek değerinden sapmasından doğar.

Sigorta bedeli, sigortalanan menfaatin değerinin altında kalmışsa eksik sigorta söz konusudur. Bu hâlde sigortacı, aksi kararlaştırılmadıkça, zararın tamamını değil, sigorta bedelinin sigorta değerine olan oranı kadarını öder. Kısmi hasarlarda bu oransal indirim doğrudan ödemeye yansır ve sigortalı çoğu zaman bunu ret değil, gerekçesiz kesinti olarak algılar.

Bunun tersi olan aşkın sigortada ise sigorta bedeli menfaatin değerinin üstündedir. Sözleşme, aşan kısım bakımından hüküm ifade etmez; sigortacı yalnızca gerçek zararı öder. Buna karşılık sigorta ettiren, durumu bilerek yaratmamışsa, fazladan ödenen prim bakımından talepte bulunabilir. Poliçe bedeli aracın rayicinin belirgin biçimde üzerinde belirlenmişse bu kalem ayrıca değerlendirilmelidir.

Rayiç değer tartışması ve eksik ödemenin sık görülen sebepleri

Kasko sigortasında sigortacı aracı hasar tarihi itibarıyla rayiç değerine kadar teminat altına almıştır. Sigorta tazminatının hesabında sigortalı menfaatlerin rizikonun gerçekleşmesi anındaki rayiç değerleri esas tutulur. Rayiç değer için esas alınacak referansa veya rayiç değeri belirleme yöntemine poliçede yer verilir; poliçede böyle bir referans belirlenmemişse veya belirleme somut değilse, ilgili kurum tarafından tespit edilecek kurallar çerçevesinde belirlenecek referans rayiç değerler esas alınır.

Uygulamada eksik ödeme çoğunlukla şu başlıklardan doğar:

  • Aracın rayiç değerinin piyasa gerçeğinin altında belirlenmesi.
  • Orijinal parça yerine eşdeğer veya yeniden kullanılabilir parça bedeli üzerinden hesaplama yapılması.
  • İşçilik saat ücretinin anlaşmalı servis tarifesi üzerinden hesaplanması.
  • Muafiyet uygulanması. Poliçede, tespit olunan bir miktara veya hasar ile sigorta bedelinin belli bir oranına kadar olan zararın sigortacı tarafından tazmin edilmeyeceği kararlaştırılabilir. Bu şekilde belirlenen muafiyetlerin en az on dört punto büyüklüğünde harflerle poliçeye yazılması zorunludur.
  • Tam hasar sayılan araçlarda sovtaj bedelinin yüksek belirlenmesi.
  • Eksik sigortadan kaynaklanan oransal indirim.

Muafiyet hükmünün punto şartına uygun yazılıp yazılmadığı, poliçenin ilk kontrol edilecek noktalarındandır. Aynı şekilde, ödemenin hangi kalemlerden oluştuğunu gösteren hasar dökümünün istenmesi gerekir; toplam rakam üzerinden yürütülen bir itiraz somut bir sonuç doğurmaz.

Teminat dışı hâller: ret gerekçesi olarak en sık ileri sürülenler

Genel Şartların A.5 maddesi teminat dışında kalan zararları sayar. Uygulamada ret gerekçesi olarak en sık ileri sürülenler şunlardır:

  • Aracın, ilgili mevzuat hükümlerine göre gerekli sürücü belgesine sahip olmayan kimseler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararlar.
  • Aracın, uyuşturucu madde veya Karayolları Trafik Yönetmeliğinde belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce ya da aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar.
  • Araca, sigortalı veya fiillerinden sorumlu bulunduğu kimseler ya da birlikte yaşadığı kişiler tarafından kasten verilen zararlar ile bu kişiler tarafından aracın kaçırılması veya çalınması nedeniyle meydana gelen zararlar.
  • Aracın ruhsatında belirtilen taşıma haddinden fazla yük ve yolcu taşıması sırasında meydana gelen ve münhasıran istiap haddinin aşılmasından kaynaklanan zararlar.
  • Zorunlu hâller hariç olmak üzere, ehliyetsizlik ve alkol hükümlerindeki ihlaller nedeniyle sürücünün kimliğinin tespit edilmesini engellemek için kaza yerinden ayrılması.

Bu maddelerin lafzına dikkat etmek gerekir. Alkol bendi, zararın alkollü içki alınmak suretiyle kullanma sırasında meydana gelmesini arar. Yargısal uygulamada, alkolün kazanın münhasır sebebi olup olmadığı, yani alkol ile zarar arasında uygun illiyet bağı bulunup bulunmadığı araştırılmakta; bu bağın ispat yükü sigortacıya yüklenmektedir. Aynı yaklaşım kaza yerini terk hâlinde de gündeme gelir: terk edişin sürücünün kimliğinin tespitini engelleme amacı taşıyıp taşımadığı değerlendirilir.

Ehliyet bendinde ölçüt, aracın türüne uygun sürücü belgesinin bulunup bulunmamasıdır. Belgenin yanında taşınmaması ile hiç bulunmaması farklı sonuçlar doğurur.

Burada bir ayrımı akılda tutmak gerekir: aynı davranış kasko poliçesinde teminat dışılık sebebi iken zorunlu trafik sigortasında rücu sebebidir. Bu ayrımın sonuçları, sigortacının rücu hakkı konulu yazıda ayrıntılı biçimde ele alınmıştır.

Prim ödenmemesi ve beyan yükümlülüğü kaynaklı retler

Ret gerekçelerinin bir bölümü hasarın kendisiyle değil, sözleşmenin kuruluşu ve yürürlüğüyle ilgilidir.

Prim konusunda Genel Şartların C.1 maddesi şu düzeni kurar: sigorta priminin tamamının, taksitle ödeme kararlaştırılmışsa peşinatın, akit yapılır yapılmaz ve en geç poliçenin teslimi karşılığında ödenmesi gerekir. Aksi kararlaştırılmadıkça prim veya peşinat ödenmediği takdirde poliçe teslim edilmiş olsa dahi sigortacının sorumluluğu başlamaz ve bu husus poliçenin ön yüzüne yazılır. Prim ödenmemiş olmasına rağmen poliçenin teslimi ile sigortacının sorumluluğunun başlayacağının kararlaştırıldığı hâllerde ise sorumluluk, poliçenin tesliminden itibaren 15 gün süreyle devam eder. Taksitli poliçelerde riziko gerçekleşince, aksine sözleşme yoksa ödenecek tazminata ilişkin primlerin tümü muaccel olur; şirket bakiye primi tazminattan mahsup edebilir.

Beyan yükümlülüğüne dayanan retlerde ölçüt kusurun derecesidir. Genel Şartların C.2 maddesi, sigortacı için önemli olan bir husus bildirilmemiş veya yanlış bildirilmişse sigortacının bu durumu öğrenmesinden itibaren 15 gün içinde sözleşmeden cayabileceğini ya da prim farkı isteyebileceğini düzenler. Rizikonun gerçekleşmesinden sonra beyan yükümlülüğü ihmalle ihlal edilmişse ve bu ihlal tazminatın miktarına veya rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikteyse, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Kast derecesindeki kusurda, ihlal ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak tazminatı öder.

Sigortacının cayamayacağı hâller de sayılmıştır: cayma hakkının kullanılmasından açıkça veya zımnen vazgeçilmişse, caymaya yol açan ihlale sigortacı sebebiyet vermişse ya da sorularından bazıları cevapsız bırakıldığı hâlde sözleşme yapılmışsa cayma mümkün değildir. Ayrıca gerçek durumu sigortacının bildiği hâllerde beyan yükümlülüğünün ihlali ileri sürülemez.

Sözleşme süresi içinde rizikonun ağırlaşması

Beyan yükümlülüğü sözleşmenin kurulmasıyla bitmez. Sigorta ettiren, sözleşmenin yapılmasından sonra sigortacının izni olmadan rizikoyu ağırlaştırıcı davranışlarda bulunamaz. Rizikonun gerçekleşme ihtimalini artıran veya mevcut durumu ağırlaştıran bir işlem yapılmışsa durumun hemen, bu işlemler sigorta ettirenin bilgisi dışında yapılmışsa öğrenildiği tarihten itibaren en geç 10 gün içinde sigortacıya bildirilmesi gerekir.

Sigortacı, rizikonun ağırlaştığını öğrendiğinde sözleşmeyi feshedebilir ya da prim farkı isteyebilir; talep edilen prim farkı süresinde kabul edilmezse sözleşme feshedilmiş sayılır. Kasko dosyalarında bu hüküm en çok şu durumlarda gündeme gelir: özel kullanım amacıyla sigortalanan aracın ticari taşımacılıkta veya kiralamada kullanılmaya başlanması, aracın yurt dışına çıkarılması, motor gücünü artıran modifiyeler yapılması, poliçede sürücü kısıtlaması varken aracın kısıtlama dışındaki kişilerce kullanılması.

Ret yazısı bu gerekçeye dayanıyorsa, ağırlaşmanın gerçekten meydana gelip gelmediği, ağırlaşma ile riziko arasında bağlantı bulunup bulunmadığı ve sigortacının durumu daha önce bilip bilmediği ayrı ayrı incelenmelidir.

Bağımsız eksper tayin etme hakkı

Genel Şartların C.9 maddesi, sigorta ettiren veya sigortalının bu sözleşmeden kaynaklanan hasarlara ilişkin olarak eksper tayin edebileceğini düzenler. Dahası, sigortacı tazminatın belirlenmesi amacıyla yapılan makul giderleri, bunlar faydasız kalmış olsalar bile ödemek zorundadır.

Bu hüküm, şirketin görevlendirdiği eksperin raporuna itiraz etmek isteyen sigortalı için önemli bir dayanaktır. Bağımsız bir sigorta eksperinden alınacak rapor, hem şirketle yapılacak yazışmada hem de tahkim ya da dava aşamasında somut bir karşı delil oluşturur. Raporun, ruhsatlı bir sigorta eksperi tarafından ve hasarlı araç henüz onarılmadan önce düzenlenmesi tercih edilir. Araç onarıldıktan sonra alınan raporlarda hasarın kapsamı ancak dolaylı verilerle ortaya konabildiğinden ispat gücü düşer.

Tazminatın ödenmesinin sonuçları

Rizikonun gerçekleşmesi ile tam hasar meydana gelirse sigorta teminatı sona erer ve sigortacı primin tamamına hak kazanır. Kısmi hasarda, aksine anlaşma yoksa sigorta bedeli ödenen tazminat tutarı kadar eksilir.

Sigorta şirketi ödediği tazminat tutarınca sigortalıya halef olur ve kusurlu üçüncü kişiye yönelebilir. Halefiyetin kapsamı, sırası ve sigortalı üzerindeki etkileri sigortacının rücu hakkı konulu yazıda ele alınmıştır.

Kaskodan alınan ödeme, kusurlu üçüncü kişiden istenebilecek diğer kalemleri ortadan kaldırmaz. Araç değer kaybı ve hasarsızlık indiriminin kaybı gibi kalemler için karşı tarafın trafik sigortacısına ayrıca başvurulabilir; bu başvurunun usulü ve belgeleri trafik kazası sonrası tazminat başvurusu konulu yazıda anlatılmıştır. Aynı zararın iki kez tahsil edilemeyeceği kuralı saklıdır.

Ret veya eksik ödeme hâlinde izlenecek yol

  1. Poliçe, teklifname, bilgilendirme formu ve varsa özel şartlar birlikte incelenir. Poliçe genel şartlara aykırı ve sigortalı aleyhine bir özel şart içeriyorsa geçersizdir; genel şartlara aykırı özel şart ancak sigortalı lehine konulabilir.
  2. Şirketten hasar dosyasının tamamı, eksper raporu ve hasar hesap dökümü yazılı olarak istenir.
  3. Ret yazısında dayanılan maddenin teminat kapsamına mı yoksa bir yükümlülük ihlaline mi ilişkin olduğu belirlenir.
  4. Gerekiyorsa bağımsız eksper raporu alınır.
  5. Şirkete yazılı, gerekçeli ve belge ekli bir itiraz başvurusu yapılır. Bu başvuru, tahkim yolunun ön şartıdır.
  6. Şirketten süresinde cevap gelmez ya da cevap talebi karşılamazsa Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvurulabilir; başvurunun şartları, süreleri ve parasal eşikleri Sigorta Tahkim Komisyonu konulu yazıda ele alınmıştır.
  7. Dava yolu tercih edilirse, Genel Şartların C.8 maddesi uyarınca sigortacı aleyhine açılacak davalarda yetkili mahkeme, sigorta şirketi merkezinin veya sözleşmeye aracılık yapan acentenin ikametgâhının bulunduğu ya da rizikonun gerçekleştiği yerde ticaret davalarına bakmakla görevli mahkemedir.

Süre bakımından, kasko taleplerinde de Türk Ticaret Kanunu'nun 1420. maddesindeki süreler işler; bu sürelerin başlangıcı ve hesabı sigorta uyuşmazlıklarında zamanaşımı konulu yazıda ayrıntılı olarak anlatılmıştır.

Sık yapılan hatalar

  • Ret yazısının gerekçesi okunmadan doğrudan tahkime ya da davaya gidilmesi. Teminat kapsamı dışında kalma ile yükümlülük ihlali birbirinden farklı savunmalar gerektirir.
  • Aracın, hasar tespiti yapılmadan ve fotoğraflanmadan onarıma verilmesi. Onarım sonrası alınan raporun ispat gücü düşer.
  • Ödemenin toplam rakamı üzerinden itiraz edilmesi. Hangi parçanın eşdeğer sayıldığı, işçilik saat ücretinin kaç lira alındığı ve hangi kalemin muafiyete girdiği gösterilmeden yapılan itiraz sonuç vermez.
  • Şirkete yapılan başvurunun telefonla yürütülmesi. Yazılı ve tebliğ edilebilir bir kanal kullanılmazsa, tahkim ve dava aşamasında ön şartın yerine getirildiği ispatlanamaz.
  • Poliçedeki muafiyet ve sürücü kısıtlaması hükümlerinin poliçe alınırken okunmaması.
  • Gecikmeli ödemelerde faiz talebinin ayrıca ileri sürülmemesi.
  • Poliçe bedelinin aracın gerçek değerine göre kontrol edilmemesi; eksik sigorta oransal indirimle, aşkın sigorta ise gereksiz prim yüküyle sonuçlanır.