İçeriğe geç
+90 216 565 64 64
Bahadır & Sarıgil Hukuk Ofisi
Ön Görüşme Talep Edin
07 Ekim 2023 · Fikri Mülkiyet Hukuku

Marka Başvurusu Reddedildiğinde ya da Başvuruya İtiraz Edildiğinde İzlenecek Yol

Marka başvurusunun Kurum tarafından reddedilmesi ya da yayıma itiraz edilmesi hâlinde hangi süre içinde nereye itiraz edilir, kullanmama def'i nedir, Kurulun nihai kararına karşı hangi mahkemede dava açılır.

Bir işletme; adını, logosunu, ürün ismini ya da sloganını korumak istediğinde ilk adım Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde marka tescil başvurusudur. Süreç başvurunun yapılmasıyla bitmez. Kurumun kendiliğinden yaptığı inceleme, üçüncü kişilerin itirazı ve bu itirazlara karşı yürütülebilecek işlemler birbirini izleyen sürelere bağlıdır. Bu sürelerin büyük bölümü hak düşürücü niteliktedir; kaçırıldıklarında geri alınmaları çok dar bir istisna dışında mümkün olmaz.

Aşağıda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (kısaca SMK) çerçevesinde başvurudan dava aşamasına kadar izlenen yol anlatılmaktadır. Metinde geçen "Kurum" ifadesi Türk Patent ve Marka Kurumunu belirtir.

Başvuruda hangi bilgi ve belgeler gerekir

Marka başvurusu, Kurumun elektronik başvuru sistemi üzerinden yapılır. Başvuruda yer alması gereken temel unsurlar şunlardır:

  • Başvuru sahibinin kimlik ve iletişim bilgileri.
  • Marka örneği. SMK'nın 4. maddesi uyarınca kişi adları dâhil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ile malların veya ambalajlarının biçimi marka olabilir. Aranan şart, işaretin bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini diğerlerininkinden ayırt etmeyi sağlaması ve korumanın konusunun sicilde açık ve kesin biçimde anlaşılabilir olmasıdır.
  • Markanın kullanılacağı mal ve hizmetlerin listesi. Bu liste, Nice Anlaşmasına göre oluşturulan uluslararası sınıflandırmaya uygun biçimde düzenlenir.
  • Başvuru ücretinin ödendiğine ilişkin bilgi.
  • Varsa rüçhan hakkı talebi ve bunu destekleyen belgeler.

Mal ve hizmet listesi uygulamada en çok gözden kaçan noktadır. Marka koruması yalnızca başvuruda sayılan mal ve hizmetler bakımından doğar. Listeye alınmayan bir faaliyet alanında sonradan çıkan uyuşmazlıkta tescile dayanmak mümkün olmaz. Listenin gereğinden geniş tutulması ise ters yönde bir risk yaratır: fiilen kullanılmayan mal ve hizmetler yönünden marka, ileride iptal talebine açık hâle gelir. Bu talebin nasıl işlediği, markanın hükümsüzlüğü ile iptali arasındaki farkı ele alan yazıda ayrıntılı olarak anlatılmıştır.

Rüçhan hakkı, yurt dışında yapılmış önceki bir başvuruya ya da bir sergideki teşhire dayanarak Türkiye'deki başvurunun daha eski bir tarihten hüküm doğurmasını sağlayan haktır. Bu hakkın kanunda öngörülen süre içinde talep edilmesi ve belgelendirilmesi gerekir.

Kurumun kendiliğinden yaptığı inceleme

Başvuru önce şekli yönden incelenir; eksiklik varsa giderilmesi için süre verilir. Şekli inceleme tamamlandıktan sonra Kurum, SMK'nın 5. maddesinde sayılan mutlak ret nedenleri yönünden inceleme yapar. Mutlak ret nedenleri, işaretin niteliğinden kaynaklanan ve kamu yararını ilgilendiren engellerdir. Başlıcaları şunlardır:

  • Herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler.
  • Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer ya da coğrafi kaynak belirten adlandırmaları münhasıran veya esas unsur olarak içeren işaretler.
  • Ticaret alanında herkes tarafından kullanılan ya da belirli bir meslek, sanat veya ticaret grubunu ayırt etmeye yarayan işaretler.
  • Aynı veya aynı türdeki mal ve hizmetler bakımından, tescil edilmiş ya da daha önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler.
  • Malın doğası gereği ortaya çıkan şeklini, teknik bir sonucu elde etmek için zorunlu olan şekli ya da mala asli değerini veren şekli münhasıran içeren işaretler.
  • Mal veya hizmetin niteliği, kalitesi ya da coğrafi kaynağı gibi konularda halkı yanıltacak işaretler.
  • Kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı işaretler, dinî değerleri ya da sembolleri içeren işaretler, tescilli coğrafi işaretten oluşan işaretler.

Ayırt edici nitelikten yoksunluk, tanımlayıcılık ve ticaret alanında yaygın kullanım gerekçelerinin aşılabildiği bir hâl vardır. İşaret, başvuru tarihinden önce kullanılmış ve başvuruya konu mal veya hizmetler bakımından bu kullanım sonucunda ayırt edici nitelik kazanmışsa, bu üç bende dayanılarak reddedilemez. İstisnanın işletilebilmesi kullanımın süresini, yoğunluğunu ve coğrafi yaygınlığını gösteren belgelerin sunulmasına bağlıdır.

Önceki marka ile aynılık ya da ayırt edilemeyecek kadar benzerlik nedeniyle verilecek ret kararı bakımından kanun ayrı bir çıkış yolu tanır. SMK'nın 5. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

Bir marka başvurusu, önceki marka sahibinin başvurunun tesciline açıkça muvafakat ettiğini gösteren noter onaylı belgenin Kuruma sunulması hâlinde birinci fıkranın (ç) bendine göre reddedilemez.

Uygulamada muvafakatname denilen bu belgenin hangi mal ve hizmetler için verildiği, kapsamının açık olması ve koşulsuz düzenlenmesi belirleyicidir.

Burada altı çizilmesi gereken bir ayrım vardır. Kurum, SMK'nın 6. maddesinde düzenlenen nispi ret nedenlerini kendiliğinden incelemez. Karıştırılma ihtimali, tanınmışlık, önceki tescilsiz kullanım, telif hakkı, kişi ismi ve kötüniyet gibi gerekçeler yalnızca üçüncü kişilerin itirazı üzerine değerlendirilir. Bu nedenle önceki hak sahiplerinin bülteni izlemesi gerekir.

Bültende yayım ve itiraz süresi

Mutlak ret incelemesini geçen başvuru Resmî Marka Bülteninde yayımlanır. Yayım, üçüncü kişilere itiraz imkânı tanıyan aşamadır. Süreyi belirleyen hüküm SMK'nın 18. maddesinin birinci fıkrasıdır:

Bültende yayımlanmış bir marka başvurusunun (...) tescil edilmemesi gerektiğine ilişkin itirazlar ilgili kişiler tarafından marka başvurusunun yayımından itibaren iki ay içinde yapılır.

İtirazın yazılı ve gerekçeli olarak Kuruma sunulması zorunludur. Gerekçelerin aynı 2 aylık süre içinde sunulmaması hâlinde itiraz yapılmamış sayılır. Ayrıca itiraz ücretinin bu süre içinde ödenmesi ve ödemeye ilişkin bilginin Kuruma iletilmesi gerekir; bu yapılmazsa itiraz incelenmez.

İtiraz gerekçesi olarak en sık ileri sürülen hâl, önceki marka ile karıştırılma ihtimalidir. Bu değerlendirmenin işaretler, mal ve hizmetler, markanın ayırt edicilik gücü ve tüketici kesiminin dikkat düzeyi bakımından hangi ölçütlerle yapıldığı, marka hakkına tecavüz ve iltibas konulu yazıda ele alınmıştır; itiraz aşamasında da aynı ölçütler uygulanır.

Yayıma itirazın incelenmesi ve kullanmama def'i

Kurum, itirazı başvuru sahibine bildirir ve görüşlerini süresi içinde iletmesini ister. Gerekli görürse taraflardan ek bilgi ve belge isteyebilir. Görüşlerin ya da istenen belgelerin süresinde sunulmaması hâlinde itiraz, dosyadaki mevcut bilgi ve belgeler kapsamında değerlendirilir.

Başvuru sahibinin bu aşamada elinde önemli bir savunma vardır. SMK'nın 19. maddesinin ikinci fıkrasına göre, itiraza dayanak gösterilen marka, itiraz edilen başvurunun başvuru tarihinde ya da varsa rüçhan tarihinde Türkiye'de en az 5 yıldır tescilli ise, başvuru sahibinin talebi üzerine itiraz sahibinden kullanım delili sunması istenir. İtiraz sahibi, söz konusu tarihten önceki 5 yıllık dönemde markasını itirazına dayanak gösterdiği mal ve hizmetler bakımından Türkiye'de ciddi biçimde kullandığını ya da kullanmamak için haklı sebebi bulunduğunu göstermek zorundadır.

Uygulamada kullanmama def'i denilen bu savunmanın üç yönü öne çıkar. Birincisi, talep başvuru sahibinden gelmelidir; Kurum bunu kendiliğinden incelemez. İkincisi, talebin süresinde ileri sürülmesi gerekir. Üçüncüsü, kullanım yalnızca bazı mal ve hizmetler için ispatlanabilirse itiraz incelemesi de o mal ve hizmetlerle sınırlı yürütülür; hiç ispatlanamazsa itiraz reddedilir.

Ciddi kullanımın ne anlama geldiği, hangi belgelerle ispatlandığı ve bu belgelerde nelerin arandığı, markanın hükümsüzlüğü ile iptali konulu yazıda ayrıntılı biçimde ele alınmıştır. Aynı ölçütler itiraz aşaması için de geçerlidir.

Kurum, gerekli görmesi hâlinde tarafları uzlaşmaya teşvik edebilir. Uzlaşma bakımından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hükümleri uygulanır.

Ret kararına karşı Kurum içinde itiraz

Başvuru mutlak ret nedeniyle reddedilmişse ya da yayıma itiraz kabul edilerek başvuru kısmen veya tamamen reddedilmişse, karara karşı Kurum nezdinde itiraz edilebilir. Aynı imkân, itirazı reddedilen itiraz sahibi için de vardır.

SMK'nın 20. maddesi uyarınca, Kurum kararlarından zarar gören taraflar kararın bildirim tarihinden itibaren 2 ay içinde yazılı ve gerekçeli olarak itiraz eder. İtiraz ücretinin bu süre içinde ödenmesi ve ödeme bilgisinin Kuruma sunulması zorunludur. Aynı maddede yer alan ve uygulamada kolayca gözden kaçan bir kural daha vardır: itiraz süresinden sonra itiraz gerekçeleri değiştirilemez ve yeni gerekçe eklenemez. Bu nedenle itiraz dilekçesinin hangi gerekçeleri kapsayacağı, süre dolmadan verilmesi gereken bir karardır.

Şekli eksiklik içermeyen itirazlar Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından incelenir. Kurul, taraflardan görüşlerini ister, gerekirse ek bilgi ve belge talep eder ve inceleme sonucunda Kurumun nihai kararını verir.

Kurulun nihai kararına karşı dava

Kurulun kararı Kurumun nihai kararıdır; Kurum içindeki idari yol bu kararla tükenir.

Bu noktada sık yapılan bir atıf hatasına değinmek gerekir. Dava süresini düzenleyen hüküm Sınai Mülkiyet Kanununda değil, 5000 sayılı Türk Patent ve Marka Kurumu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un 15/C maddesindedir. Bu madde 5000 sayılı Kanun'a, Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 172. maddesiyle eklenmiştir; dolayısıyla doğrudan "Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 172. maddesi" biçiminde atıf yapmak yanıltıcıdır. Hüküm uyarınca Kurulun kararlarına karşı, kararın bildirim tarihinden itibaren 2 ay içinde Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde dava açılabilir.

Bu düzenlemenin üç pratik sonucu vardır. Birincisi, dava yeri seçimlik değildir. SMK'nın 156. maddesinin ikinci fıkrası, Kurumun bu Kanun hükümlerine göre aldığı bütün kararlara karşı açılacak davalarda görevli ve yetkili mahkemenin Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğunu söyler. Başvuru sahibinin veya itiraz edenin nerede bulunduğu sonucu değiştirmez. İkincisi, 2 aylık süre hak düşürücüdür; süre geçtiğinde Kurum kararı kesinleşir ve aynı uyuşmazlık artık bu yolla tartışılamaz. Üçüncüsü, Kurul kararlarının iptaline ilişkin ilam kesinleşmedikçe icra edilemez ve bu ilamlara ilişkin zamanaşımı süresi kararın kesinleşme tarihinden itibaren başlar.

Davada Kurum davalı olarak gösterilir. Uyuşmazlık bir yayıma itirazdan doğmuşsa karşı taraf da davaya dâhil edilir.

Süreler tek bakışta

Marka sürecinde işleyen sürelerin büyük bölümü aynı uzunluktadır, ancak başlangıç anları farklıdır. Karışıklık genellikle buradan doğar:

  • Yayıma itiraz: bültende yayım tarihinden itibaren 2 ay.
  • Kurum kararına Kurum nezdinde itiraz: kararın bildirim tarihinden itibaren 2 ay.
  • Kurulun nihai kararına karşı dava: kararın bildirim tarihinden itibaren 2 ay.
  • Kanun'da ya da yönetmelikte ayrıca süre öngörülmemiş Kurum işlemleri: bildirim tarihinden itibaren 2 ay.
  • Elektronik tebligat: belge posta kutusuna konulduktan sonra muhatabın kutuya ilk giriş yaptığı tarihte, her hâlde belgenin konulduğu tarihi izleyen 10. günün sonunda yapılmış sayılır.
  • Bülten üzerinden ilanen tebligat: bültenin yayımı tarihinden 7 gün sonra yapılmış sayılır.
  • Koruma süresi: başvuru tarihinden itibaren 10 yıl.
  • Yenileme: koruma süresinin sona erdiği tarihten önceki 6 ay içinde; kaçırılırsa sona erme tarihinden itibaren 6 ay içinde ek ücretle.

Listedeki itiraz sürelerinin tamamı, ücretin ödendiğine ilişkin bilginin de aynı süre içinde Kuruma sunulmasını gerektirir. Uygulamada dilekçe zamanında verilip ödeme bilgisi geç iletildiği için yapılmamış sayılan itirazlara sıkça rastlanır.

Tescilden sonra: koruma, yenileme ve devir

Bütün aşamaları tamamlanmış ve tescil ücretinin ödendiği bildirilmiş başvuru tescil edilerek sicile kaydedilir ve Bültende yayımlanır. Tescil ücretine ilişkin bilginin süresinde sunulmaması hâlinde başvuru işlemden kaldırılır.

Tescilli markanın koruma süresi başvuru tarihinden itibaren 10 yıldır ve onar yıllık dönemler hâlinde yenilenir. Yenileme talebinin koruma süresinin sona erdiği tarihten önceki 6 ay içinde yapılması ve yenileme ücretine ilişkin bilginin aynı süre içinde sunulması gerekir. Bu süre kaçırılırsa, koruma süresinin bittiği tarihten itibaren 6 ay içinde ek ücret ödenerek yenileme yapılabilir. İkinci süre de geçirilirse marka hakkı sona erer. Marka, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin yalnızca bir kısmı için de yenilenebilir.

Marka üzerindeki hukuki işlemler bakımından şekil şartı vardır. Sınai mülkiyet hakkı devredilebilir, miras yoluyla intikal edebilir, lisansa ve rehne konu olabilir, haczedilebilir. Bu işlemler yazılı şekle tabidir; devir sözleşmelerinin geçerliliği ise noter tarafından onaylanmış olmalarına bağlıdır. Sicile kaydedilmeyen hukuki işlemlerden doğan haklar iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez. Lisans, aksi kararlaştırılmadıkça inhisari değildir; inhisari lisansta lisans veren başkasına lisans veremez ve hakkını açıkça saklı tutmadıkça markayı kendisi de kullanamaz.

Başvuru öncesinde yapılması yararlı olan hazırlık

Sürecin sonundaki itiraz ve dava aşamalarının yükünü asıl azaltan çalışma, başvurudan önce yapılandır:

  • Sicil ve bülten araştırması. Aynı ve benzer işaretlerin, yalnızca birebir yazımıyla değil, ses ve anlam benzerliği taşıyan varyasyonlarıyla da taranması gerekir.
  • Mal ve hizmet listesinin fiilî faaliyete göre kurgulanması. Gerçekten sunulmayan sınıfların eklenmesi, ilerideki iptal riskini büyütür.
  • Ticaret unvanı, işletme adı ve alan adı ile marka arasındaki farkın gözetilmesi. Ticaret siciline kayıtlı bir unvanın bulunması, o ibare üzerinde marka hakkı doğurmaz; bir alan adının tahsis edilmiş olması da tek başına marka koruması sağlamaz.
  • Yurt dışı koruma ihtiyacının baştan değerlendirilmesi. Rüçhan süreleri kısa olduğu için bu karar, ulusal başvurudan sonraya bırakıldığında çoğu zaman kullanılamaz hâle gelir.

Sık yapılan hatalar

Süre ve hak kaybına yol açan durumlar genellikle şu başlıklarda toplanır:

  • Bültenin izlenmemesi. Yayıma itiraz süresi bültende yayımla başlar; önceki hak sahibine ayrıca bir bildirim yapılmaz. Bülten düzenli takip edilmediğinde süre fark edilmeden geçebilir.
  • Kurum bildirimlerinin izlenmemesi. Bildirimler elektronik ortamda yapıldığından, posta kutusunun düzenli kontrol edilmemesi karara itiraz süresinin kaçırılmasına yol açar. Kutunun hiç açılmaması süreyi durdurmaz.
  • Ücretin süresinde ödenmemesi. İtiraz dilekçesi süresinde verilse bile, ödeme bilgisi aynı süre içinde sunulmadığında itiraz yapılmamış sayılır.
  • İtiraz gerekçelerinin sonradan genişletilmeye çalışılması. Süre dolduktan sonra yeni gerekçe eklenemeyeceği için, dilekçenin kapsamı baştan belirlenmelidir.
  • Kullanmama def'ine hazırlıksız yakalanma. 5 yıldan eski markasına dayanarak itiraz eden tarafın kullanım belgelerini önceden derlememiş olması, itirazın reddiyle sonuçlanabilir.
  • Kurum kararına karşı yerel mahkemede dava açılması. Kurum kararlarına karşı açılacak davalarda münhasır yetki Ankara'daki mahkemededir; yanlış yerde açılan dava süre kaybına yol açar.
  • Yenileme takviminin unutulması. Koruma süresinin bitimine 6 ay kala başlayan pencere ve ardından gelen 6 aylık ek ücretli dönem, sicilde takip edilmediğinde marka hakkının sona ermesiyle sonuçlanır.