İçeriğe geç
+90 216 565 64 64
Bahadır & Sarıgil Hukuk Ofisi
Ön Görüşme Talep Edin
06 Ağustos 2026 · İcra ve İflas Hukuku

Ödeme Emri Tebliğ Edildi: 7 Günlük İtiraz Süresi ve Sonrasında Yapılabilecekler

İlamsız takipte ödeme emrine itiraz süresi 7 gündür. İtirazın nereye ve nasıl yapılacağı, borca, imzaya ve yetkiye itirazın farkları, süre kaçırıldığında gecikmiş itiraz, menfi tespit, istirdat ve şikâyet yolları ile mal beyanı yükümlülüğü anlatılmaktadır.

Bir icra takibinin borçluya ulaştığı ilk resmî belge ödeme emridir. Ödeme emri tebliğ edildiği anda gün ile ölçülen kısa süreler işlemeye başlar. Bu sürelerin kaçırılması çoğu zaman borcun esasına ilişkin savunmaların bir daha ileri sürülememesi sonucunu doğurur. Aşağıda 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu çerçevesinde ödeme emrine itirazın usulü, süresi, kapsamı ve süre kaçırıldığında geriye kalan yollar ele alınmaktadır.

İlamsız takip nedir, ödeme emri neyi bildirir

İlamsız takip, elinde mahkeme kararı bulunmayan alacaklının doğrudan icra dairesine başvurarak başlattığı takip yoludur. Mahkeme kararına ilam denir. İlamsız takip yalnızca para ve teminat alacakları için kullanılabilir. Alacaklının takip talebine bir belge eklemesi zorunlu değildir; senet, fatura veya sözleşme sunulmadan da takip başlatılabilir. Sistemin dengesi, borçluya tanınan itiraz hakkıyla kurulmuştur. Borçlu itiraz ettiğinde takip durur ve alacağın varlığını ispat yükü alacaklıya geçer.

İcra dairesi takip talebini aldıktan sonra borçluya ödeme emri gönderir. 2004 sayılı Kanun'un 60. maddesi ödeme emrinde yer alacak kayıtları tek tek sayar. Ödeme emri; takip talebine yazılması gereken kayıtları, borcun ve masrafların 7 gün içinde icra dairesine ait banka hesabına ödenmesi ihtarını, takibin dayandığı senet altındaki imza kendisine ait değilse bu hususun yine aynı 7 gün içinde ayrıca ve açıkça bildirilmesi gerektiği uyarısını, borcun tamamına ya da bir kısmına veya alacaklının takip yapma hakkına yönelik bir itiraz varsa bunun da aynı süre içinde beyan edilmesi gerektiğini, itiraz bildirilmezse aynı süre içinde mal beyanında bulunulması gerektiğini ve borç ödenmez ya da itiraz olunmazsa cebrî icraya devam edileceğini içerir.

Ödeme emri iki nüsha düzenlenir. Bir nüshası borçluya gönderilir, diğeri icra dosyasında kalır. Nüshalar arasında fark bulunması hâlinde borçludaki nüsha geçerli sayılır. Bu ayrıntı, tutarın ya da sürelerin farklı yazıldığı dosyalarda borçlu lehine sonuç doğurur ve tebliğ zarfının saklanmasını gerektirir.

İtiraz süresini düzenleyen hüküm açıktır:

İtiraz etmek istiyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur. (2004 sayılı Kanun'un 62. maddesi)

7 günlük süre nasıl hesaplanır

Süre, ödeme emrinin tebliğ edildiği gün değil, ertesi gün işlemeye başlar. Kanun'un süre hesabına ilişkin 19. maddesi uyarınca gün olarak belirlenen sürelerde ilk gün hesaba katılmaz. Sürenin son günü resmî tatile denk gelirse süre, tatili izleyen ilk iş gününde sona erer. Süre, son günün tatil saatinde bitmiş sayılır. Aynı maddeye 2024 yılında eklenen cümleyle, hafta olarak belirlenen sürelerin başladığı güne son hafta içinde karşılık gelen günde biteceği de açıkça düzenlenmiştir.

Uygulamada en sık karşılaşılan hata, tebligatın eve ya da iş yerine bırakıldığı hâlde kişiye ulaşmadığı durumlarda ortaya çıkar. Tebligat, muhataba bizzat elden verilmese de kanunda öngörülen kişilere yapılabilir ve bu durumda da geçerli sayılır. Kapıya yapıştırılan bir haber kâğıdının ya da aile bireyine bırakılan zarfın fark edilmemesi, sürenin işlemesini engellemez. Tebliğ tarihi ile öğrenme tarihi arasındaki fark süre hesabında belirleyicidir ve tebligat evrakının incelenmesini gerektirir.

İcra ve iflas dairelerinin işlemleri ile icra mahkemelerinde görülen işler, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun adli tatilde görülecek işleri düzenleyen 103. maddesi kapsamında adli tatilde de yürür. Adli tatilin süreleri kendiliğinden uzatacağı varsayımıyla beklemek doğru değildir.

Kanun'un 20. maddesi uyarınca bu Kanun'un öngördüğü süreleri değiştiren sözleşmeler hükümsüzdür. Taraflar itiraz süresini sözleşmeyle uzatamaz. Yalnızca sürenin geçmesinden yararlanacak olan borçlu bu hakkından vazgeçebilir ve bu vazgeçme üçüncü kişilere etki etmez.

İtiraz nereye ve nasıl yapılır

İtiraz, mahkemeye değil, takibin yapıldığı icra dairesine yapılır. Bu nokta sıkça karıştırılır. Doğrudan icra mahkemesine yapılan itiraz, süresinde yapılmış sayılmayabilir.

İtiraz yazılı dilekçeyle verilebileceği gibi sözlü olarak da bildirilebilir. Sözlü itirazda icra müdürü tutanak düzenler ve tutanak imzalanır. Dilekçe verilmesi hâlinde dilekçenin havale edilmesi ve dosya numarasının doğru yazılması önem taşır. Borçlu takibin yapıldığı yerden başka bir yerde bulunuyorsa, bulunduğu yerdeki icra dairesine itiraz edebilir. Bu ihtimalde ilgili daire gereken masrafı itirazla birlikte alarak evrakı derhâl yetkili icra dairesine gönderir; masrafın alınmaması hâlinde memur şahsen sorumlu olur.

İtiraz dilekçesinde borçlunun ad ve soyadı, takip dosyasının numarası, itirazın konusu ve itiraz sebepleri açıkça belirtilmelidir. Vekil aracılığıyla itiraz ediliyorsa vekâletnamenin dosyaya sunulması gerekir. Kanun ayrıca borçluya ya da vekiline, dava ve takip işlemlerine esas olmak üzere yurt içinde bir adres bildirme yükümlülüğü yükler. Adresini değiştiren borçlu yurt içinde yeni bir adres bildirmez ve tebliğ memurunca yeni adres tespit edilemezse, takip talebinde gösterilen adrese çıkarılacak tebligat borçlunun kendisine yapılmış sayılır. Bu kural, adres değişikliğini bildirmeyen borçlu bakımından sonraki bütün tebligatları geçerli hâle getirir.

Borçluya, itiraz ettiğine dair bedava ve pulsuz bir belge verilir. Bu belgenin alınması, itirazın süresinde yapıldığının sonradan ispatı bakımından yararlıdır. İtiraz edildiği, alacaklının yatırdığı avanstan karşılanmak suretiyle 3 gün içinde bir muhtırayla alacaklıya tebliğ edilir; alacaklı bakımından işleyecek süreler bu tebliğ tarihinden başlar.

İtirazın kapsamı: borca, imzaya ve yetkiye itiraz

Borçlu, borcun tamamına itiraz edebileceği gibi bir kısmına da itiraz edebilir. Kısmi itirazda itiraz edilen kısmın hem cihetinin hem de miktarının açıkça gösterilmesi zorunludur. Miktar gösterilmezse itiraz yapılmamış sayılır ve takip tüm alacak yönünden kesinleşir. Bu, uygulamada sık rastlanan ve sonuçları ağır olan bir eksikliktir. Kısmi itiraz usulüne uygun yapılmışsa takibe yalnızca kabul edilen miktar için devam olunur.

Takip bir senede dayanıyor ve borçlu senetteki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürüyorsa, bunu itirazında ayrıca ve açıkça belirtmelidir. İmzaya itiraz edildiği açıkça yazılmazsa borçlu, takip bakımından senetteki imzayı kabul etmiş sayılır ve sonradan imza itirazı ileri süremez. İmza reddedildiği takdirde borçlunun icra mahkemesindeki duruşmada hazır bulunması gerekir; buna uyulmazsa itirazın geçici olarak kaldırılmasına karar verilebilir.

Borçlu, takibin yapıldığı icra dairesinin yetkili olmadığını düşünüyorsa yetki itirazını da aynı 7 günlük süre içinde ve itirazın içinde bildirmelidir. Yetki itirazı yapılırken yetkili icra dairesinin hangisi olduğunun gösterilmesi gerekir. Faiz oranına, faizin başlangıç tarihine ya da alacağın vadesine yönelik itirazlar da bu süre içinde ileri sürülür.

İtiraz sebeplerini sonradan genişletme yasağı

Kanun'un 63. maddesi, itiraz eden borçlunun itirazın kaldırılması duruşmasında, alacaklının dayandığı senet metninden anlaşılanlar dışında itiraz sebeplerini değiştiremeyeceğini ve genişletemeyeceğini düzenler. Bu sınır, itiraz dilekçesinin baştan eksiksiz hazırlanmasını zorunlu kılar.

Uygulamada bu kural şu sonuçları doğurur: ödeme, takas, ibra, zamanaşımı ya da vadenin gelmemiş olması gibi savunmalar itiraz dilekçesinde hiç anılmamışsa, icra mahkemesindeki inceleme sırasında ilk kez ileri sürülmeleri kural olarak dinlenmez. Buna karşılık genel mahkemede görülen itirazın iptali davasında delil serbestisi bulunduğundan savunma alanı daha geniştir. İki yol arasındaki bu fark, itiraz dilekçesinin kapsamı belirlenirken göz önünde bulundurulur.

İtirazın sonucu ve alacaklının önündeki yollar

Süresinde yapılan itiraz üzerine takip kendiliğinden durur. Haciz uygulanamaz, satış yapılamaz. İtiraz süresinde değilse, alacaklının talebi üzerine icra memuru takip işlemlerine alacağın tamamı için devam eder.

Bu noktadan sonra hareket sırası alacaklıdadır. Alacaklı, elindeki belgenin niteliğine göre icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyebilir ya da genel mahkemede itirazın iptali davası açabilir; bu iki yol birbirinin alternatifidir. Alacaklı hiçbirine başvurmazsa takip fiilen sona erer. İki yolun süreleri, ispat rejimi, tazminat sonuçları ve arabuluculuk şartı bakımından karşılaştırması, itirazın kaldırılması ile itirazın iptali arasındaki fark konulu yazıda ele alınmıştır. Borçlunun itirazın ardından ayrıca bir işlem yapması kural olarak gerekmez; ancak alacaklının açacağı davaya karşı savunma hazırlığı yapılması yerinde olur.

Süre kaçırıldıysa birinci yol: gecikmiş itiraz

7 günlük süre içinde itiraz edilmezse takip kesinleşir ve alacaklı haciz isteyebilir. Bununla birlikte tümüyle sonuçsuz kalınmış olmaz.

Kanun'un 65. maddesi, kusuru olmaksızın bir engel nedeniyle süresinde itiraz edemeyen borçluya gecikmiş itiraz imkânı tanır. Bu yol, paraya çevirme işlemi bitinceye kadar kullanılabilir. Borçlunun, engelin ortadan kalktığı günden itibaren 3 gün içinde mazeretini gösteren delillerle birlikte itirazını, sebeplerini ve dayanaklarını bildirmesi ve duruşmaya ilişkin harç ile masrafları ödemesi gerekir. Ağır hastalık, tutukluluk ya da uzun süreli yurt dışında bulunma gibi durumlar mazeret olarak değerlendirilebilir; mazeretin belgelendirilmesi şarttır.

İcra mahkemesi incelemesini kural olarak evrak üzerinde yapar; gerekli görürse iki tarafı davet ederek mazeretin kabule değer olup olmadığına karar verir. Mazeretin kabulü hâlinde icra takibi durur ve alacaklı aynı oturumda itirazın kaldırılmasını sözlü olarak da isteyebilir. Daha önce borçlunun mallarına haciz konulmuşsa, mazeretin kabulü kararının tefhim veya tebliğinden itibaren alacaklı 7 gün içinde itirazın kaldırılmasını istemez ya da aynı süre içinde itirazın iptali davası açmazsa haciz kalkar.

İkinci yol: menfi tespit ve istirdat davaları

Borçlu, takipten önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığının tespiti için menfi tespit davası açabilir. Kanun'un 72. maddesi bu davanın takibe etkisini iki farklı ihtimale göre düzenler ve aradaki fark uygulamada çoğu zaman gözden kaçar.

Takipten önce açılan menfi tespit davasında mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde on beşinden az olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında icra takibinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verebilir. Buna karşılık takipten sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemez. Bu ihtimalde borçlunun isteyebileceği tek şey, gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde on beşinden az olmamak üzere teminat göstermek kaydıyla, icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesidir. Takip başladıktan sonra açılan davanın takibi durduracağı beklentisiyle hareket etmek bu nedenle hatalıdır.

Dava borçlu lehine sonuçlanırsa takip derhâl durur ve ilamın kesinleşmesi üzerine icra kısmen veya tamamen eski hâle iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, borçlunun talebi üzerine uğradığı zararın alacaklıdan tahsiline karar verilir; bu zarar takip konusu alacağın yüzde yirmisinden az belirlenemez. Dava alacaklı lehine sonuçlanır ve tedbir kararı verilmiş olursa, alacaklının alacağını geç almaktan doğan zararı teminattan karşılanır ve bu zarar da yüzde yirmiden aşağı takdir edilemez.

Borçlu tedbir kararı almamış ve borç bu arada ödenmişse, davaya istirdat davası olarak devam edilir. Takibe hiç itiraz etmemiş ya da itirazı kaldırılmış olduğu için borçlu olmadığı bir parayı ödemek zorunda kalan kişi, ödeme tarihinden itibaren 1 yıl içinde genel hükümlere göre paranın geri alınmasını isteyebilir. Menfi tespit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir.

Üçüncü yol: şikâyet

İtiraz ile şikâyet birbirinden farklıdır. İtiraz borcun esasına yöneliktir ve icra dairesine yapılır. Şikâyet ise icra dairesinin işleminin kanuna aykırı olmasına, hadiseye uygun bulunmamasına ya da bir hakkın yerine getirilmemesine dayanır ve icra mahkemesine yapılır.

Şikâyet süresi kural olarak 7 gündür. Kamu düzenine aykırılık hâlleri ile hakkı ihlal edilen kişinin bir hakkının yerine getirilmemesi hâllerinde şikâyet süreye bağlı değildir. Usulsüz tebligat iddiası da şikâyet yoluyla ileri sürülür; bu başvuruda öğrenme tarihinin açıkça bildirilmesi ve belgelendirilmesi gerekir. İcra mahkemesi şikâyeti kabul ederse işlemi bozar ya da düzeltir; memurun sebepsiz yapmadığı veya geciktirdiği işin yapılmasını emreder.

Kambiyo senetlerine mahsus takipte süreler farklıdır

Takip çek, bono ya da poliçeye dayanıyorsa alacaklı kambiyo senetlerine mahsus haciz yolunu seçebilir. Bu takipte ödeme emrinin içeriği ve süreler farklıdır. Ödeme süresi 10 gün, itiraz ve şikâyet süresi ise 5 gündür.

Daha önemli bir fark şudur: bu takipte itiraz icra dairesine değil icra mahkemesine yapılır ve borca itiraz, satıştan başka icra takip işlemlerini durdurmaz. Borçlunun takibin durması için mahkemeden ayrıca karar alınmasını istemesi gerekir. İcra mahkemesi hâkimi, itiraz sebeplerinin incelenmesi için iki tarafı en geç 30 gün içinde duruşmaya çağırır.

Borçlu olunmadığı, borcun ödendiği, mehil verildiği, alacağın zamanaşımına uğradığı yönündeki iddialar ile yetki itirazı 5 gün içinde dilekçeyle icra mahkemesine bildirilir. İmzaya itiraz da yine 5 gün içinde ve açıkça yapılmalıdır; imzasını haksız yere inkâr eden borçlu, takip konusu alacağın yüzde onu oranında para cezasına mahkûm edilir. Senedin kambiyo senedi vasfını taşımadığı yönündeki iddia ise itiraz olarak değil, 5 gün içinde şikâyet olarak ileri sürülür.

Mal beyanı yükümlülüğü

Ödeme emrinde borçluya mal beyanında bulunma yükümlülüğü de hatırlatılır. Mal beyanı, borçlunun gerek kendisinde gerek üçüncü kişilerde bulunan mal, alacak ve haklarından borcuna yetecek miktarın türünü, niteliğini ve vasıflarını, her türlü kazanç ve gelirini, yaşayış tarzına göre geçim kaynaklarını ve borcunu ne şekilde ödeyebileceğini icra dairesine yazılı ya da sözlü olarak bildirmesidir.

Borçlu itiraz etmemişse mal beyanını, ödeme emrinde belirtilen 7 günlük süre içinde yapmalıdır. İtiraz etmiş ve itirazı iptal edilmiş ya da kesin veya geçici olarak kaldırılmışsa, kararın kendisine tebliğinden itibaren 3 gün içinde beyanda bulunması gerekir; karar borçlunun yüzüne karşı verilmişse süre tefhimden başlar.

Mal beyanında bulunmayan borçlu, alacaklının talebi üzerine beyanda bulununcaya kadar bir defaya mahsus olmak üzere icra mahkemesi hâkimi tarafından hapisle tazyik olunur; bu hapis 3 ayı geçemez. Gerçeğe aykırı mal beyanında bulunmak ayrı bir suç oluşturur. Malı bulunmayan borçlunun da beyanda bulunması gerekir; beyan, mal olmadığının bildirilmesi şeklinde de yapılabilir. Beyanında malı olmadığını bildirmiş ya da borcuna yetecek mal göstermemiş olan borçlu, sonradan kazandığı malları ve gelirindeki artışları 7 gün içinde icra dairesine bildirmekle yükümlüdür.

Süre tablosu

Genel haciz yolunda ödeme emri sonrasındaki temel süreler şunlardır:

  • Borcun ödenmesi için verilen süre: 7 gün.
  • Borca, imzaya ve yetkiye itiraz süresi: 7 gün.
  • İtiraz etmeyen borçlu bakımından mal beyanı süresi: 7 gün.
  • İtirazı hükümden düşürülen borçlu bakımından mal beyanı süresi: 3 gün.
  • Gecikmiş itirazda mazeret bildirme süresi: engelin kalkmasından itibaren 3 gün.
  • İstirdat davası süresi: ödeme tarihinden itibaren 1 yıl.
  • Şikâyet süresi: kural olarak 7 gün.
  • Kambiyo senetlerine mahsus takipte ödeme süresi: 10 gün; itiraz ve şikâyet süresi: 5 gün.

Sık yapılan hatalar

  • Tebligatın fark edilmemesi ve 7 günlük sürenin geçirilmesi. Tebliğ tarihi ile öğrenme tarihi aynı olmayabilir; süre tebliğ tarihinden işler.
  • İtirazın icra dairesi yerine doğrudan icra mahkemesine yapılması.
  • Kısmi itirazda itiraz edilen kısmın cihetinin ve miktarının gösterilmemesi; bu eksiklik itirazın hiç yapılmamış sayılmasına yol açar.
  • İmzaya itirazın açıkça belirtilmemesi; bu hâlde imza, takip bakımından kabul edilmiş sayılır.
  • İtiraz dilekçesinin eksik hazırlanması ve sebeplerin sonradan genişletilebileceğinin sanılması.
  • Kambiyo senedine dayalı takipte 5 günlük sürenin genel haciz yolundaki 7 gün sanılması.
  • Takip başladıktan sonra açılan menfi tespit davasının takibi durduracağının varsayılması.

Ödeme emri eline ulaşan kişinin ilk yapması gereken, tebliğ tarihini ve takibin hangi yola göre başlatıldığını tespit etmektir. Bu iki bilgi, hangi sürenin işlediğini ve hangi mercie başvurulacağını belirler.