Tebligat Usulü ve Elektronik Tebligat: Süreler Ne Zaman Başlar
Süreler tebligatla başlar. Bilinen adres kuralı, adreste bulunamama hâli, adres kayıt sistemine tebligat, elektronik tebligatta beşinci gün kuralı, usulsüz tebligat, süre hesabı ve adli tatil.
Bir dosyada kaybedilen hakların önemli bir bölümü, kararın içeriğinden değil, sürelerin kaçırılmasından doğar. Süreler ise kural olarak tebligatla başlar. Bu nedenle tebligatın kime, nereye ve ne zaman yapıldığı, dosyanın kaderini belirleyen teknik bir konudur.
Tebligat nedir
Tebligat, bir hukuki işlemden veya yargısal karardan ilgilisinin resmî usulle haberdar edilmesidir. Dava dilekçesi, duruşma günü, bilirkişi raporu, gerekçeli karar, icra emri ve ödeme emri hep tebligatla bildirilir. Tebligatın işlevi yalnızca haber vermek değildir; aynı zamanda sürenin başladığı anı belgelemektir.
Konu 7201 sayılı Tebligat Kanunu ile bu kanuna dayanılarak çıkarılan yönetmeliklerde düzenlenmiştir. Tebligat kural olarak Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi aracılığıyla ya da ilgili kurumun memuru vasıtasıyla yapılır. Taraflar tebligatı kendileri elden götüremez; usul kanunla belirlenmiştir.
Tebligat masrafları dava açılırken yatırılan gider avansından karşılanır. Avans tükenir ve verilen süreye rağmen tamamlanmazsa tebligat çıkarılamaz; bu durum dosyanın işlemden kalkmasına kadar gidebilir.
Tebligat nereye çıkarılır
Kanun'un 10. maddesi, tebligatın muhatabın bilinen en son adresinde yapılmasını öngörür. Bilinen adres, tarafın dilekçesinde bildirdiği ya da dosyadan anlaşılan adrestir. Maddeye eklenen fıkra bir yedek kural getirir:
Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.
Muhatap adresinde bulunmazsa tebliğ, kendisiyle aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır. Belli bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenler o yerde bulunmuyorsa tebliğ, aynı yerdeki daimî memur veya çalışanlardan birine yapılır.
Muhatap yerine tebligatı alacak kişinin, görünüşüne göre 18 yaşından küçük olmaması ve bariz bir ehliyetsizlik içinde bulunmaması aranır. Yargısal uygulamada ayrıca, tebligatı alan kişinin muhatapla dava konusunda çıkar çatışması içinde olmaması gözetilir.
Otel, hastane, tedavi veya istirahat evi, fabrika, okul ve öğrenci yurdu gibi içine serbestçe girilemeyen yerlerde tebliğin yapılmasını o yeri idare eden ya da muhatabın bulunduğu kısmın amiri sağlar. Tutuklu ve hükümlülere yapılacak tebliğleri bulundukları kurumun müdürü veya memuru temin eder. Askerî kişilere tebligat için de özel bir usul öngörülmüştür.
Muhatabın geçici olarak başka yerde olması
Kanun'un 20. maddesi ayrı bir hâli düzenler. Aynı konutta oturan kişi, çalışan ya da kurum amiri gibi tebligatı alabilecek kişiler, muhatabın geçici olarak başka yere gittiğini belirtirlerse bu beyan ve beyanda bulunanın kimliği tebliğ mazbatasına yazılır ve evrak bu kişilere verilir. Bu kişiler evrakı kabule mecburdur.
Buradaki süre kuralı özeldir: tebliğ, evrakın bu kişilere verildiği tarihte veya ihbarname kapıya yapıştırılmışsa bu tarihten itibaren 15 gün sonra yapılmış sayılır. Beyanda bulunan kişi imzadan kaçınır ya da evrakı almaktan çekinirse tebligat, aşağıda anlatılan usule göre yapılır.
Adreste bulunamama hâli
Muhatap adreste bulunamazsa ya da tebligatı almaktan kaçınırsa Tebligat Kanunu'nun 21. maddesi devreye girer. Bu durumda tebliğ evrakı, o yerin muhtarına, ihtiyar heyeti üyelerinden birine ya da kolluk amir veya memurlarına imza karşılığı teslim edilir. Tebliğ memuru, teslim alanın adresini içeren ihbarnameyi binanın kapısına yapıştırır ve adreste bulunmama hâlinde durumu, mümkün oldukça en yakın komşulardan birine, varsa yöneticiye veya kapıcıya bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih tebliğ tarihi sayılır.
Kritik nokta şudur: tebligat, muhatabın eline hiç geçmese dahi hukuken yapılmış sayılır ve süre bu tarihten işlemeye başlar. Adreste düzenli bulunulmayan dönemlerde bu kural ağır sonuçlar doğurur.
Adres kayıt sistemindeki adrese tebligat
Aynı maddenin ikinci fıkrası daha da katı bir usul öngörür ve metni açıktır:
Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.
Bu iki fıkranın hangi sırayla uygulanacağı uzun süre tartışılmış, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu 20 Kasım 2020 tarihli kararıyla konuyu açıklığa kavuşturmuştur. Karara göre, bilinen en son adrese çıkarılan tebligatın iade edilmesi ve bu adresin adres kayıt sistemindeki adresten farklı olması hâlinde, adres kayıt sistemindeki adrese şerh düşülerek doğrudan tebligat çıkarılması yeterlidir.
Bu nedenle nüfus kayıtlarındaki yerleşim yeri adresinin güncel tutulması yalnızca idari bir yükümlülük değil, hukuki bir korunma aracıdır.
Elektronik tebligat kimler için zorunludur
Tebligat Kanunu'nun 7/a maddesi elektronik tebligatı düzenler. Sistem, Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi tarafından kurulan ve işletilen Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi üzerinden yürür.
Zorunluluk kapsamı geniştir ve sık yanlış bilinir. Kanun, kamu idarelerini, mahallî idareleri, özel kanunla kurulmuş kamu kurum ve kuruluşlarını, kanunla kurulan fonları ve kefalet sandıklarını, kamu iktisadi teşebbüsleri ile bağlı ortaklıklarını, sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait ortaklıkları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarını, noterleri, baro levhasına yazılı avukatları, sicile kayıtlı arabulucu ve bilirkişileri sayar. Listenin en kapsamlı kalemi ise şudur: kanunla kurulanlar da dâhil olmak üzere tüm özel hukuk tüzel kişileri.
Bunun anlamı, yalnızca anonim ve limited şirketlerin değil, dernek, vakıf, kooperatif ve diğer bütün özel hukuk tüzel kişilerinin elektronik tebligat kapsamında olduğudur.
Zorunluluk kapsamında olmayan gerçek ve tüzel kişilere de talepleri hâlinde elektronik tebligat adresi verilir. Adres alındıktan sonra tebligatın elektronik yolla yapılması bu kişiler bakımından da zorunlu hâle gelir. Yani isteğe bağlı olarak başlanan sistem, alındıktan sonra bağlayıcıdır. Elektronik yolla tebligatın zorunlu bir sebeple yapılamaması hâlinde kanunda öngörülen diğer usullere dönülür.
Elektronik tebligat ne zaman yapılmış sayılır
En çok hata yapılan nokta budur. Kanun'un kuralı tek cümledir:
Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır.
Bunun iki sonucu vardır. Birincisi, tebligat kutusu hiç açılmasa bile süre işlemeye başlar. İkincisi, tebligat üçüncü gün açılsa dahi tebliğ tarihi beşinci günün sonudur; erken okumak süreyi öne çekmez. Süre hesabında bu 5 günlük dönemin doğru saptanması gerekir.
Elektronik tebligat adresi bulunanların kutuyu düzenli aralıklarla kontrol etmesi bu nedenle önemlidir. Sistem, e-Devlet kapısı üzerinden ve ilgili kurumun kendi portalı üzerinden görüntülenebilir. Bildirim için kayıtlı elektronik posta adresi ve cep telefonu numarası tanımlanabilir; bu bilgilerin güncel tutulması gerekir.
Vekille takip edilen dosyalarda tebligat
Bir tarafın davada vekili varsa tebligat vekile yapılır. Vekili bulunan tarafa doğrudan yapılan tebligat, süreyi kural olarak başlatmaz. Vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılması yeterlidir; tebligat birden fazla vekile yapılmışsa ilkine yapılan tebliğ tarihi asıl tebliğ tarihi sayılır.
Avukat tarafından takip edilen işlerde, avukatın bürosunda yapılacak tebligatlar resmî çalışma gün ve saatleri içinde yapılır.
Vekilin istifası ya da azli hâlinde durum değişir. Bu değişikliğin dosyaya bildirilmesi ve mahkemenin buna göre işlem yapması gerekir. Vekâlet ilişkisinin sona erdiği bildirilmeden yapılan tebligatlar bakımından uygulamada tartışma çıkabildiğinden, değişikliğin gecikmeden dosyaya yansıtılması yerinde olur.
Tüzel kişilere tebligat
Tüzel kişilere tebliğ, yetkili temsilcilerine yapılır; temsilci birden fazlaysa yalnızca birine tebliğ yeterlidir. Bir ticarethanenin işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda ticari mümessile yapılan tebliğ de geçerlidir.
Yetkili temsilci mutat iş saatlerinde iş yerinde bulunmuyorsa ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak durumdaysa tebliğ, orada hazır bulunan memur veya çalışanlardan birine yapılır.
Ticaret siciline kayıtlı adresin güncel tutulmaması sık karşılaşılan bir sorundur. Tüzel kişiler bakımından, daha önce hiç tebligat yapılmamış olsa bile resmî kayıtlardaki adres esas alınır. Adres değiştiği hâlde sicilde eski adres görünüyorsa, o adrese çıkarılan tebligat geçerli sayılabilir ve tüzel kişi sürelerden haberdar olmadan hak kaybına uğrayabilir.
Duruşmada ve kalemde tebligat
Her tebligat zarfla yapılmaz. Kanun'un 36. maddesine göre celse sırasında veya kalemde, dosyaya ait evrakın taraflara, ilgili üçüncü kişilere, katılana veya vekillerine tutanağa geçirilmek suretiyle ya da imza karşılığında ve tebliğ konusu belirtilerek verilmesi tebliğ hükmündedir. Bu durumda ayrıca tebliğ mazbatası düzenlenmez ve masraf alınmaz.
Bu usul pratikte çok sonuç doğurur: duruşmada elden tebliğ edilen bilirkişi raporu ya da ara karar için ayrıca posta beklenmez, süre o tarihten işler.
Tebliğ mazbatasındaki kayıtlar ne anlatır
Tebliğ mazbatası, yani tebligat parçası, tebligatın nasıl yapıldığını gösteren resmî belgedir. Kanun, mazbatada bulunması gereken kayıtları sayar.
- Tebliği çıkaran merciin adı
- Tebliği isteyen tarafın ve tebliğ olunacak kişinin kimlik ve adres bilgileri
- Tebliğin konusu
- Tebliğin kime yapıldığı; muhataptan başkasına yapılmışsa o kişinin kimliği ve tebellüğe ehil olduğu
- Tebliğin nerede ve ne zaman yapıldığı
- 21. maddedeki durumun doğması hâlinde yapılan işlemler ile adreste bulunmama ya da kaçınma için gösterilen sebep
- Tebligatın adres kayıt sistemindeki adrese yapılmış olması hâlinde buna ilişkin kayıt
- Evrakı alan kişinin imzası ile tebliğ memurunun adı, soyadı ve imzası
Bu kayıtlar aksi ispat edilene kadar doğru sayılır. Bir tebligatın usulüne uygun olup olmadığı tartışılırken önce bu belge incelenir. Muhatapla ilişkinin yazılmamış olması, hangi maddeye göre işlem yapıldığının belirtilmemesi ya da komşuya haber verildiğine dair kaydın bulunmaması gibi eksiklikler değerlendirmeye esas alınır.
Usulsüz tebligat
Tebligat, kanunda öngörülen usule aykırı yapılmışsa usulsüzdür. Ancak usulsüzlük her zaman tebligatı hükümsüz kılmaz. Kanun'un 32. maddesi kısa ve nettir: tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile muhatabı tebliğe muttali olmuşsa geçerli sayılır ve muhatabın beyan ettiği tarih tebliğ tarihi kabul edilir.
Usulsüz tebligat iddiası, süre kaçırıldığı düşünülen dosyalarda ilk incelenmesi gereken konudur. Mazbatadaki şerhler, muhtara teslim kaydı, kapıya yapıştırma tarihi ve tebliğ memurunun açıklamaları bu incelemenin dayanağını oluşturur. Bu nedenle tebligat zarfının ve içindeki evrakın saklanması yararlıdır.
Adres değişikliği bildirilmezse
Kendisine ya da adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebligat yapılmış olan kişi, adresini değiştirirse yenisini hemen tebligatı yaptırmış olan yargı merciine bildirmekle yükümlüdür. Bildirilirse sonraki tebligatlar yeni adrese yapılır.
Bildirilmezse iki aşamalı bir sonuç doğar. Adresini değiştiren kişinin yeni adresi bildirilmemiş ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilememişse, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır. Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır.
Yurt dışındaki adresine daha önce tebligat yapılmış Türk vatandaşı adresini değiştirir ve bildirmezse, konsolosluk aracılığıyla gönderilen bildirimin adrese ulaştığının belgelendiği tarihten 30 gün sonra tebligat yapılmış sayılır.
Bu kurallar, taşınma sonrası dosyayı takip etmeyi bırakan taraflar bakımından ağır sonuç doğurur. Adres değişikliğinin hem nüfus müdürlüğüne hem de derdest dosyaların bulunduğu mahkeme ve icra dairelerine bildirilmesi gerekir.
İlanen tebligat
Muhatabın adresi hiçbir şekilde tespit edilemiyorsa ilanen tebligat yoluna gidilebilir. Bu son çare niteliğinde bir usuldür. Adresin meçhul olduğu, tebliğ memurunun muhtara şerh verdirmesiyle tespit edilir; ayrıca tebliği çıkaran merci muhatabın adresini gerekli gördüğü resmî ve özel kurumlardan sorar ve kolluk aracılığıyla araştırtır.
İlan; tebliği çıkaran merciin bulunduğu yerde yayımlanan bir gazete, bir internet haber sitesi ve ayrıca Basın İlân Kurumu İlan Portalı üzerinden yapılır. Tebliğ olunacak evrak ile ilan sureti, merciin herkesin kolayca görebileceği bir yerine de asılır. Merci gerekirse ikinci kez ilana karar verebilir; iki ilan arasındaki süre 1 haftadan az olamaz.
Süre bakımından kural şudur: ilanen tebliğ, son ilan tarihinden 7 gün sonra yapılmış sayılır. Merci gerekirse daha uzun bir süre belirleyebilir, ancak bu süre 15 günü geçemez.
İlanen tebligat, muhatabın fiilen haberdar olma ihtimali en düşük yöntem olduğundan koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği kanun yolunda sıkça denetlenir.
Yurt dışına tebligat
Muhatap yurt dışındaysa tebligat, ilgili devletin makamları aracılığıyla ya da o devletteki Türk konsolosluğu kanalıyla yapılır. Süreç Adalet Bakanlığı üzerinden yürütülür ve uluslararası sözleşme hükümlerine tabidir. Bu tebligatlar aylarla ölçülen sürelerde tamamlanabildiğinden, yurt dışı unsuru bulunan dosyalarda yargılamanın uzaması olağandır.
İcra takiplerinde tebligat
İcra takiplerinde tebligat ayrı bir önem taşır. İlamsız takipte ödeme emrinin tebliğinden itibaren borca itiraz için tanınan süre kısadır; kaçırılırsa takip kesinleşir ve haciz aşamasına geçilir. Kambiyo senetlerine özgü takipte ödeme emrine itiraz ve şikâyet süreleri daha da kısadır.
Bu nedenle icra dosyalarında tebligatın hangi tarihte ve hangi usulle yapıldığı, itiraz hakkının kullanılıp kullanılamayacağını doğrudan belirler. Tebligatın usulsüz olduğu sonradan anlaşılırsa öğrenme tarihine göre süre yeniden değerlendirilir ve gecikmiş itiraz ya da şikâyet yolları gündeme gelebilir.
Süre hesabı nasıl yapılır
Süre hesabının kuralları Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 90 ilâ 94. maddelerinde yer alır.
Süreler, taraflara tebliğ tarihinden veya kanunda öngörülen hâllerde tefhim tarihinden itibaren işlemeye başlar. Süre gün olarak belirlenmişse tebliğ veya tefhim edildiği gün hesaba katılmaz ve süre son günün tatil saatinde biter. Hafta, ay veya yıl olarak belirlenen sürelerde ise başladığı güne son hafta, ay ya da yıl içinde karşılık gelen günün tatil saatinde sona erer; sürenin bittiği ayda karşılık gelen bir gün yoksa süre o ayın son günü biter.
Resmî tatil günleri süreye dâhildir. Sürenin son günü resmî tatile rastlarsa süre, tatili takip eden ilk iş günü çalışma saati sonunda biter.
Kanun'un belirlediği süreler kesindir. Hâkim de tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir; bu durumda yapılacak işlemi ve süreye uyulmamasının sonuçlarını açıkça tutanağa geçirerek ihtar eder. Kesin olduğu belirtilmeyen süreyi geçiren taraf yeniden süre isteyebilir, ancak bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir.
Adli tatilin sürelere etkisi
Adli tatil her yıl 20 Temmuz'da başlar ve 31 Ağustos'ta sona erer; yeni adli yıl 1 Eylül'de başlar.
Adli tatile tabi dava ve işlerde, kanunun tayin ettiği sürelerin bitmesi tatil zamanına rastlarsa bu süreler ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren 1 hafta uzatılmış sayılır. Uzama yalnızca sürenin son gününün tatile denk gelmesi hâlinde söz konusudur; sürenin tatil içinde başlaması tek başına uzama sonucu doğurmaz.
Kanun bazı dava ve işleri adli tatilde de görülür sayar. İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz gibi geçici hukuki korumalar, nafaka davaları, soybağı, velayet ve vesayete ilişkin işler, nüfus kayıtlarının düzeltilmesi, işçilerin iş sözleşmesine dayanarak açtıkları davalar, iflas ve konkordato işleri, çekişmesiz yargı işleri ve ivedi olduğu belirtilen işler bunlar arasındadır. Bu dava ve işlerde uzama uygulanmaz.
Adli tatilde tebligat da yapılabilir. Resmî ve adli tatil günlerinde tebligat caizdir; tatil, tebligatın geçerliliğini etkilemez.
Süre kaçırıldığında: eski hâle getirme
Elde olmayan sebeplerle, kanunda belirtilen ya da hâkimin kesin olarak belirlediği süre içinde bir işlemi yapamayan kişi eski hâle getirme talep edebilir. Talep, işlemin süresinde yapılamamasına yol açan engelin ortadan kalkmasından itibaren 2 hafta içinde yapılmalıdır.
Bu yol sınırsız değildir. Süresinde yapılamayan işlemle ulaşılmak istenen sonuca başka bir hukuki yoldan ulaşılabiliyorsa eski hâle getirme talebinde bulunulamaz. Usulsüz tebligat iddiası çoğu dosyada bu nedenle önce gündeme gelir.
Sık yapılan hatalar
- Süreyi dosyayı elektronik ortamda gördüğü tarihten başlatmak. Süreyi başlatan usulüne uygun tebligattır.
- Elektronik tebligat kutusunu açmamanın süreyi durduracağını sanmak. Beşinci günün sonu kuralı, kutu hiç açılmasa da uygulanır.
- Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresini güncellememek. Haberdar olmadan süre kaybının en yaygın sebebi budur.
- Tebligat zarfını atmak. Sonradan yapılacak usulsüzlük incelemesinin dayanağı zarftaki kayıtlardır.
- Adli ve resmî tatil günlerinde tebligat yapılamayacağını varsaymak.
- Vekil değişikliğini, adres değişikliğini ve elektronik tebligat adresine ilişkin bilgileri dosyaya bildirmeyi geciktirmek.
- Sürenin son gününü tatil sanarak işlemi ertelemek. Resmî tatil günleri süreye dâhildir; yalnızca son günün tatile rastlaması sonucu değiştirir.