İçeriğe geç
+90 216 565 64 64
Bahadır & Sarıgil Hukuk Ofisi
Ön Görüşme Talep Edin
27 Mayıs 2026 · Şirketler Hukuku

Limited Şirkette Pay Devri, Ortaklıktan Çıkma ve Çıkarılma

Pay devrinde noter onayı ve genel kurul onayı, 3 ay içinde reddedilmeyen devrin onaylanmış sayılması, ortaklıktan çıkma ve çıkarılma yolları, çıkarma kararına karşı 3 aylık iptal süresi, ayrılma akçesi ve iki ortaklı şirketlerde çıkarma yetkisine ilişkin iptal kararı.

Limited şirketler Türkiye'de en yaygın şirket türüdür. Ortak sayısı genellikle azdır ve ortaklar çoğu zaman birbirini yakından tanır. Bu yapı, ilişki bozulduğunda çıkışın da zorlaştığı bir sonuç doğurur. Payı devretmek kural olarak genel kurulun onayına bağlıdır, ortaklıktan ayrılmak serbest değildir ve payın değeri üzerinde anlaşmak çoğu zaman mümkün olmaz. Bu yazıda pay devrinin şekli, ortaklıktan çıkma ve çıkarılma yolları ile ayrılma akçesi ele alınmaktadır.

Pay devrinin şekil şartı

Devrin geçerliliği bir şekil şartına bağlanmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 595. maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesi şöyledir:

Esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemler yazılı şekilde yapılır ve tarafların imzaları noterce onanır.

Bu bir geçerlilik şartıdır. Noter onayı bulunmayan devir sözleşmesi geçersizdir; el yazısıyla düzenlenen ya da yalnızca ortaklar arasında imzalanan metinler pay devri sonucunu doğurmaz. Uygulamada zaman zaman rastlanan, devrin genel kurul kararına yazılmasıyla yetinilmesi de tek başına yeterli değildir.

Devir sözleşmesinde, şirket sözleşmesinde öngörülmüş bulunan bazı hususların da yer alması gerekir. Ek ödeme ve yan edim yükümlülükleri; rekabet yasağı ağırlaştırılmış veya tüm ortakları kapsayacak biçimde genişletilmişse bu husus; önerilmeye muhatap olma, önalım, geri alım ve alım hakları ile sözleşme cezasına ilişkin koşullar devir sözleşmesinde belirtilir. Bu kayıtların atlanması, devralan ortağın sonradan beklemediği yükümlülüklerle karşılaşmasına yol açar.

Genel kurul onayı ve 3 aylık süre

Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse esas sermaye payının devri, ortaklar genel kurulunun onayına bağlıdır. Devir bu onayla geçerli olur. Yani noter onaylı sözleşme tek başına yeterli değildir; devralan, ortaklık sıfatını genel kurul onayıyla kazanır. Şirket sözleşmesinde başka türlü düzenlenmemişse genel kurul, sebep göstermeksizin onayı reddedebilir.

Şirket sözleşmesi bu onay şartını kaldırabileceği gibi, sermaye payının devrini tamamen yasaklayabilir de. Devir yasaklanmışsa ya da genel kurul onay vermeyi reddetmişse, ortağın haklı sebeple şirketten çıkma hakkı saklı kalır.

Şirket sözleşmesinde ek ödeme veya yan edim yükümlülüğü öngörülmüşse, devralanın ödeme gücü şüpheli görüldüğü için istenen teminat verilmemişse genel kurul, şirket sözleşmesinde hüküm bulunmasa bile onayı reddedebilir.

Uygulamada sıkça tartışılan nokta, genel kurulun hiç karar almaması hâlinde ne olacağıdır. TTK'nın 595. maddesinin son fıkrasına göre, başvurudan itibaren 3 ay içinde genel kurul reddetmediği takdirde onayı vermiş sayılır. Bu nedenle devir talebinin şirkete ulaştığı tarihin ispatlanabilir olması önemlidir; noter ihtarnamesi ya da imza karşılığı teslim tercih edilmelidir.

Miras, eşler arasındaki mal rejimine ilişkin hükümler veya icra yoluyla iktisap hâllerinde özel bir düzen geçerlidir. Bu hâllerde paya bağlı tüm haklar ve borçlar, genel kurulun onayına gerek olmaksızın payı iktisap eden kişiye geçer. Ancak şirket, iktisabı öğrenmesinden itibaren 3 ay içinde payın geçtiği kişiyi onaylamayı reddedebilir. Bunun için şirketin; payları kendi, ortağı ya da gösterdiği üçüncü bir kişi hesabına gerçek değeri üzerinden devralmayı, payın geçtiği kişiye önermesi şarttır. Ret kararı, devrin gerçekleştiği günden itibaren geçerli olmak üzere geriye etkilidir; ancak bu kararın verilmesine kadar alınan genel kurul kararlarının geçerliliğini etkilemez. Şirket 3 ay içinde geçişi açıkça ve yazılı olarak reddetmemişse onayını vermiş sayılır.

Gerçek değerin belirlenmesi

Kanun'da veya şirket sözleşmesinde esas sermaye payının bedeli olarak gerçek değerin öngörüldüğü durumlarda taraflar anlaşamazsa, TTK'nın 597. maddesi uyarınca bu değer, taraflardan birinin istemi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesince belirlenir. Mahkeme yargılama ve değer belirleme giderlerini takdirine göre paylaştırır ve kararı kesindir.

Gerçek değer, itibarî değer ya da defter değeri değildir. Şirketin güncel ekonomik değeri esas alınarak, malvarlığı, kârlılık ve devam eden sözleşmeler birlikte değerlendirilir. Bu nedenle inceleme genellikle mali müşavir ve sektör bilirkişisinden oluşan bir heyetle yürütülür.

Pay defterine kayıt ve ticaret siciline tescil

Devir tamamlandıktan sonra müdürler, devri pay defterine kaydeder. Ayrıca esas sermaye paylarının geçişlerinin tescil edilmesi için müdürler tarafından ticaret siciline başvurulur. Tescil başvurusunda noter onaylı devir sözleşmesi, devre onay veren genel kurul kararı ve pay defteri örneği sunulur.

Tescilin ihmal edilmesi hâlinde kanun ayrılan ortağa bir imkân tanır. Başvurunun 30 gün içinde yapılmaması hâlinde ayrılan ortak, adının bu paylarla ilgili olarak silinmesi için doğrudan ticaret siciline başvurabilir. Bunun üzerine sicil müdürü şirkete, iktisap edenin adının bildirilmesi için süre verir. Sicil kaydına güvenen iyiniyetli kişinin güveni ise korunur; bu nedenle ticaret sicilinde eski ortak görünmeye devam ettiği sürece, üçüncü kişilere ve kamu kurumlarına karşı ispat güçlüğü yaşanır.

Ortak sayısı, yönetim ve pay senedi

Devir planlanırken göz önünde tutulması gereken yapısal kurallar da vardır. Limited şirkette ortak sayısı elliyi aşamaz. Ortak sayısının bu sınıra yaklaştığı şirketlerde payın birden çok kişiye bölünerek devredilmesi düşünülüyorsa, sınırın aşılmaması gerekir.

Şirketin yönetimi ve temsili şirket sözleşmesiyle düzenlenir. TTK'nın 623. maddesi, en azından bir ortağın şirketi yönetim hakkının ve temsil yetkisinin bulunmasını arar. Müdür sıfatını taşıyan ortağın payını tamamen devretmesi hâlinde bu şartın korunup korunmadığı denetlenmeli, gerekirse aynı genel kurulda müdür değişikliği de karara bağlanmalıdır. Müdürlerden biri tüzel kişi ise, bu görevi tüzel kişi adına yerine getirecek bir gerçek kişinin belirlenmesi gerekir. Müdür değişikliği ayrıca ticaret siciline tescil ettirilir.

Limited şirkette esas sermaye payı, ispat aracı şeklinde veya nama yazılı olmak üzere senede bağlanabilir. Ancak bu, payın devrini anonim şirket paylarında olduğu gibi kolaylaştırmaz. Senet düzenlenmiş olsa dahi devir için noter onayı ve kural olarak genel kurul onayı aranmaya devam eder. Bu husus uygulamada sıkça yanlış anlaşılmaktadır.

Devredenin devir sonrası sorumluluğu

Pay devri, devredenin geçmişe dönük tüm sorumluluklarını sona erdirmez. Şirketin kamu borçları bakımından 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 35. maddesi özel bir kural getirir. Buna göre limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumludur. Payını devreden ve devralan kişiler, devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulur.

Bu nedenle devir öncesinde şirketin vergi ve prim borçlarının durumu incelenmeli, devir sözleşmesine taraflar arasındaki iç ilişkiyi düzenleyen hükümler konulmalıdır. Bu tür iç düzenlemeler alacaklı kamu idaresini bağlamaz; yalnızca taraflar arasında rücu ilişkisi kurar. Devir görüşmelerinde şirketin kefaletleri, verdiği teminatlar ve devam eden davaları da aynı dikkatle incelenmelidir.

Ortaklıktan çıkma

Ortak, kural olarak dilediği zaman şirketten ayrılamaz. TTK'nın 638. maddesi iki yol öngörür.

Birincisi sözleşmesel çıkma hakkıdır. Şirket sözleşmesi, ortaklara şirketten çıkma hakkı tanıyabilir ve bu hakkın kullanılmasını belirli şartlara bağlayabilir. Böyle bir hüküm varsa ortak, öngörülen usule uyarak çıkma iradesini şirkete bildirir.

İkincisi haklı sebeple çıkmadır. Haklı sebeplerin varlığında her ortak, şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Dava, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde ve şirkete karşı açılır. Haklı sebep kavramı kanunda tanımlanmamıştır; ortaklık ilişkisinin çekilmez hâle gelmesi, ortağın bilgi alma ve denetim haklarının sürekli engellenmesi, kâr dağıtımından sistematik biçimde yoksun bırakılması gibi durumlar mahkemece değerlendirilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına ya da davacı ortağın durumunu teminat altına almaya yönelik başka önlemlere karar verebilir.

Bir ortak çıkma davası açtığında ya da sözleşmesel çıkma hakkını kullandığında, müdürler bunu diğer ortaklara gecikmeksizin bildirir. Diğer ortaklardan her biri, haberin kendisine ulaştığı tarihten itibaren 1 ay içinde çıkmaya katılabilir; şirket sözleşmesindeki haklı sebep kendisi yönünden de geçerliyse müdürlere bildirimde bulunarak, haklı sebebe dayanan çıkma davası söz konusuysa açacağı bir davayla. Çıkan tüm ortaklar, esas sermaye payları ile orantılı olarak eşit işleme tabi tutulur. Bu 1 aylık süre uygulamada gözden kaçmakta ve diğer ortaklar aynı koşullardan yararlanma imkânını yitirmektedir.

Ortaklıktan çıkarılma

Çıkarılma, TTK'nın 640. maddesinde düzenlenmiştir. Burada da iki yol vardır.

Birincisi şirket sözleşmesine dayanan çıkarmadır. Şirket sözleşmesinde, bir ortağın genel kurul kararıyla şirketten çıkarılabileceği sebepler öngörülebilir. Bu sebeplerden biri gerçekleşirse genel kurul çıkarma kararı alır. Karar, TTK'nın 621. maddesi uyarınca temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunmasıyla alınabilir. Çıkarma sebeplerinin sonradan şirket sözleşmesine konulabilmesi ise ayrı bir şarta bağlıdır: buna ilişkin sözleşme değişikliği, şirket sermayesini temsil eden tüm ortakların genel kurul toplantısında oybirliğiyle karar almasıyla mümkündür.

Çıkarılan ortağın buna karşı başvurabileceği yol iptal davasıdır. Ortak, kararın noter aracılığıyla kendisine bildirilmesinden itibaren 3 ay içinde çıkarma kararının iptali davası açabilir. Bu süre hak düşürücüdür; kaçırılması hâlinde karar kesinleşir. Genel kurul kararlarına karşı öngörülen iptal davasının usulü, anonim ve limited şirketlerde genel kurul konulu yazıda ayrıntılı biçimde ele alınmıştır.

İkincisi haklı sebeple çıkarmadır. Şirket sözleşmesinde bir sebep öngörülmemiş olsa dahi şirket, haklı sebebe dayanarak bir ortağın mahkeme kararıyla şirketten çıkarılmasını isteyebilir. Bu dava için kural olarak genel kurulun mahkemeye başvurulmasına ilişkin karar alması gerekir ve bu karar da aynı ağırlaştırılmış nisaba tabidir. Görevli ve yetkili mahkeme yine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesidir.

İki ortaklı şirketlerde çıkarma yetkisine ilişkin iptal kararı

Haklı sebeple çıkarma isteminin genel kurul kararına bağlanması, iki ortaklı şirketlerde yapısal bir kilitlenme doğurur. Çıkarılması istenen ortak, kendi çıkarılmasına ilişkin başvuru kararının oylamasında da oy sahibidir; payların eşit ya da eşite yakın dağıldığı şirketlerde aranan nisaba ulaşılması bu sebeple mümkün olmaz. Sonuçta, haklı sebep gerçekten bulunsa bile mahkemeye başvurma yolu fiilen kapanır.

Anayasa Mahkemesi 25 Aralık 2025 tarihli ve E.2025/128, K.2025/273 sayılı kararıyla, TTK'nın 616. ve 621. maddelerinde yer alan ve bir ortağın haklı sebeple şirketten çıkarılması için mahkemeye başvurulmasını genel kurul kararına bağlayan ibareleri, iki ortaklı limited şirketler yönünden iptal etmiştir. İptal, çıkarma sebeplerinin şirket sözleşmesinde öngörüldüğü hâllere değil, haklı sebebe dayanan mahkeme başvurusuna ilişkindir. Somut bir dosyada bu karara dayanılacaksa, iptal hükmünün yürürlüğe girdiği tarihin ve kararın kapsamının karar metninden kontrol edilmesi gerekir.

Ayrılma akçesi ve ne zaman ödeneceği

Ortaklıktan ayrılan kişinin en önemli talebi ayrılma akçesidir. TTK'nın 641. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

Ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkını haizdir.

Şirket sözleşmesinde öngörülen ayrılma hakkı bakımından ayrılma akçesi farklı şekilde düzenlenebilir. Buna karşılık haklı sebeple ayrılmada gerçek değer ölçütü esastır.

Ayrılma akçesinin muaccel hâle gelmesi, yani ödenebilir duruma gelmesi belirli şartlara bağlanmıştır. TTK'nın 642. maddesine göre akçe; şirket kullanılabilir bir özkaynak üzerinde tasarruf ediyorsa, ayrılan kişinin esas sermaye payları devredilebiliyorsa ya da esas sermaye ilgili hükümlere göre azaltılmışsa ayrılmayla muaccel olur. Bu şartlar gerçekleşmediği sürece ödeme ertelenir.

Ödenmeyen kısmın hukuki niteliği de ayrıca düzenlenmiştir: ayrılan ortağın ayrılma akçesinin ödenmeyen kısmı, şirkete karşı bütün alacaklılardan sonra gelen bir alacak oluşturur ve bu husus yıllık raporda kullanılabilir özkaynak tutarının tespitiyle muaccel hâle gelir. Bu nedenle ayrılma kararı ile ödemenin yapılması arasında uzun bir süre geçebilir; sürecin başında bu ihtimalin göz önünde tutulması gerekir.

Haklı sebeple fesih davası

Ortaklar arasındaki tıkanma çıkma veya çıkarma ile çözülemiyorsa gündeme fesih gelir. TTK'nın 636. maddesine göre haklı sebeplerin varlığında her ortak, mahkemeden şirketin feshini isteyebilir.

Mahkemenin elinde tek seçenek fesih değildir. Mahkeme, istem yerine davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. Uygulamada mahkemeler, şirketin işleyen bir organizasyon olarak korunmasına ağırlık vermekte, feshi son çare olarak değerlendirmektedir. Fesih davası açıldığında mahkeme, taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir.

Kanun ayrıca organ eksikliğine dayalı bir fesih yolu daha öngörür. Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, ortaklardan veya şirket alacaklılarından birinin istemi üzerine mahkeme, müdürleri dinleyerek şirkete durumunu kanuna uygun hâle getirmesi için süre verir; buna rağmen durum düzeltilmezse şirketin feshine karar verir.

Anonim şirketlerde durum farklıdır. Orada haklı sebeple fesih davasını her pay sahibi değil, sermayenin en az onda birini, halka açık şirketlerde en az yirmide birini temsil eden payların sahipleri açabilir.

Anlaşmazlık büyümeden yapılabilecekler

Ortaklar arasındaki uyuşmazlıkların çoğu, şirket sözleşmesindeki boşluklardan doğar. Şirket sözleşmesine baştan konulacak bazı hükümler, ilerideki tıkanmaları önleyebilir. Devrin hangi hâllerde onaylanacağı veya reddedileceği, önalım ve alım haklarının kullanım usulü, ortağın hangi somut sebeplerle çıkarılabileceği, ayrılma akçesinin nasıl hesaplanacağı ve ödeme takvimi bu hükümler arasındadır.

Ortaklar ayrıca kendi aralarında pay sahipleri sözleşmesi yapabilir. Bu sözleşme yalnızca taraflarını bağlar ve şirkete karşı doğrudan ileri sürülemez. Buna karşılık sözleşmeye konulacak sözleşme cezası ve devir sınırlamaları taraflar arasında etkili sonuç doğurabilir. Şirket sözleşmesi ile pay sahipleri sözleşmesi arasındaki uyumun baştan sağlanması, sonradan çelişkili hükümlerle karşılaşılmasını önler.

Şirketin feshi, çıkma ve çıkarma davaları konusu bir miktar para olan davalar olmadığından kural olarak dava şartı arabuluculuğa tabi değildir. Buna karşılık yalnızca ayrılma akçesinin ödenmesine ilişkin talep para alacağı niteliğindedir; kapsamın nasıl belirlendiği, ticari uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk konulu yazıda ele alınmıştır.

Sık yapılan hatalar

  • Devir sözleşmesi noter onayı olmaksızın imzalanmaktadır. Onay bir geçerlilik şartıdır ve eksikliği sonradan giderilemez; devir baştan yapılmalıdır.
  • Devir talebinin şirkete ulaştığı tarih belgelenmemektedir. Genel kurulun 3 ay içinde reddetmemesi hâlinde onayın verilmiş sayılacağı kuralı, ancak başvuru tarihi ispatlanabilirse işe yarar.
  • Devir tescil ettirilmemektedir. Tescil yapılmadığı sürece sicilde eski ortak görünür; ayrılan ortağın 30 günlük süre sonunda doğrudan sicile başvurma imkânı bulunduğu bilinmelidir.
  • Devir öncesinde şirketin vergi ve prim borçları incelenmemektedir. Devreden ve devralan, devir öncesine ait amme alacaklarından müteselsilen sorumludur.
  • Diğer ortaklar, çıkmaya katılma hakkını kullanmak için tanınan 1 aylık süreyi kaçırmaktadır.
  • Çıkarma kararına karşı 3 aylık iptal süresi, kararın noter aracılığıyla bildirilmesinden işlemeye başlar; bu tarihin kayıt altına alınması gerekir.
  • Ayrılma akçesinin ayrılmayla birlikte kendiliğinden ödenebilir hâle geleceği varsayılmaktadır. Muacceliyet kanunda sayılan şartlara bağlıdır ve ödenmeyen kısım, diğer bütün alacaklılardan sonra gelen bir alacaktır.