İçeriğe geç
+90 216 565 64 64
Bahadır & Sarıgil Hukuk Ofisi
Ön Görüşme Talep Edin
26 Mart 2023 · Fikri Mülkiyet Hukuku

Telif Hakkında Eser Sahipliği, Hak Devri ve Dijital Ortamdaki İhlaller

5846 sayılı FSEK kapsamında hangi ürün eser sayılır, hak tescille mi doğar, devir sözleşmesinde yazılı şekil neden zorunludur, hangi kullanımlar serbesttir, uyar-kaldır usulü ve üç kat bedel talebi nasıl işler.

Bir metnin, fotoğrafın, yazılımın, çizimin ya da müzik parçasının izinsiz kullanılması, uygulamada en sık karşılaşılan fikri mülkiyet sorunlarındandır. Bu alan, sınai mülkiyet haklarından farklı bir kanunla düzenlenir: 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, kısaca FSEK. Kanun'un mantığı marka ya da patentten önemli ölçüde farklıdır ve bu fark çoğu zaman gözden kaçar.

Aşağıda eser sahipliğinden ihlal hâlindeki yollara kadar temel başlıklar ele alınmaktadır.

Hangi ürün eser sayılır

FSEK korumasının kapsamına girebilmek için ortaya konulan ürünün iki şartı taşıması gerekir. Birincisi, sahibinin hususiyetini taşıması; yani ürünün, onu ortaya koyan kişinin kişisel özelliklerini yansıtan bir yaratıcılık içermesi. İkincisi, kanunda sayılan eser türlerinden birine girmesi.

Kanun eser türlerini şu başlıklar altında toplar:

  • İlim ve edebiyat eserleri. Her biçimde dil ve yazı ile ifade olunan eserler, bilgisayar programları, dans ve pandomima gibi sözsüz sahne eserleri, ayrıca teknik ve bilimsel nitelikteki fotoğraf eserleri, haritalar, projeler, krokiler, mimari ve şehircilik tasarım ve projeleri.
  • Musiki eserleri. Her nevi sözlü ve sözsüz besteler.
  • Güzel sanat eserleri. Estetik değere sahip resim, heykel, grafik eserler, fotoğrafik eserler, el işleri, tekstil ve moda tasarımları gibi ürünler.
  • Sinema eserleri. Her nevi bedii, ilmi, öğretici ya da teknik mahiyette olan film veya sinema filmleri.

Bunların yanında işlenme ve derleme eserler ile eser sahibinin haklarına komşu haklar ayrı düzenlenmiştir. İcracı sanatçılar, fonogram yapımcıları, film yapımcıları ve yayın kuruluşlarının hakları bu kapsamdadır.

Sahibinin hususiyetini taşımayan ürün eser sayılmaz. Standart bir liste, sıradan bir bilgi derlemesi ya da tamamen teknik zorunluluktan doğan bir biçim tek başına eser korumasından yararlanmaz. Bu tür ürünler bakımından haksız rekabet ya da sözleşmesel korumalar gündeme gelebilir. Bir ürünün görünümü aynı anda tasarım olarak da korunabilir; iki koruma birbirini dışlamaz. Tasarım tescilinin şartları, patent ve faydalı model ile karşılaştırıldığı yazıda ele alınmıştır.

Hak tescille doğmaz

Marka ve patentten en önemli fark buradadır. Telif hakkı, eserin meydana getirilmesiyle kendiliğinden doğar. Herhangi bir tescil, kayıt ya da başvuru şartı yoktur. Eser sahibi, eseri yarattığı anda hak sahibidir.

Buna karşılık FSEK'in 13. maddesi bir kayıt ve tescil sistemi öngörmüştür. Bu sistemin işlevi hak doğurmak değil, hak sahipliğinin belirlenmesinde ispat kolaylığı sağlamak ve mali haklara ilişkin yararlanma yetkilerinin takibini mümkün kılmaktır.

Kayıt ve tescil iki türlüdür. Filmlerin ilk tespitini gerçekleştiren film yapımcıları ile seslerin ilk tespitini gerçekleştiren fonogram yapımcıları, sinema ve müzik eserlerini içeren yapımlarının kayıt ve tescilini yaptırmak zorundadır. Diğer eser türleri bakımından ise kayıt ve tescil, eser sahibinin talebine bağlıdır.

İsteğe bağlı kayıt, uyuşmazlık çıktığında eserin hangi tarihte hangi içerikle var olduğunu göstermek açısından yararlı olabilir. Ancak işlemler beyana dayandığı için kayıt belgesi tek başına eser sahipliğini kesin biçimde kanıtlamaz; aksi ispat edilebilir. Yanlış beyanda bulunanlar ise kanundaki hukuki ve cezai yaptırımlara tabidir.

Eser sahipliği karinesi

Kanun ispat yükünü hafifleten iki karine getirir. Yayımlanmış eser nüshalarında ya da bir güzel sanat eserinin aslında, o eserin sahibi olarak adını veya tanınmış müstear adını kullanan kimse, aksi sabit oluncaya kadar eserin sahibi sayılır. Umumi yerlerde veya radyo ve televizyon aracılığıyla verilen konferans ve temsillerde mutat şekilde eser sahibi olarak tanıtılan kişi de eserin sahibi kabul edilir.

Bu karinenin pratik sonucu şudur: eser nüshaları üzerinde ad belirtmek, sonradan çıkacak bir uyuşmazlıkta ispat yükünü karşı tarafa geçirir. Ad belirtilmemişse, yayımlayan ve o da belli değilse çoğaltan kişi, eser sahibine ait hak ve yetkileri kendi adına kullanabilir; bu kişilerle asıl hak sahibi arasındaki ilişkiye aksi kararlaştırılmadıkça adi vekâlet hükümleri uygulanır.

Manevi ve mali haklar

FSEK, eser sahibine iki grup hak tanır.

Manevi haklar kişiye sıkı sıkıya bağlıdır ve devredilemez. Bunlar; eseri umuma arz etme yetkisi, adın belirtilmesi yetkisi, eserde değişiklik yapılmasını men etme yetkisi ile eser sahibinin zilyet ve malike karşı haklarıdır. Manevi hakların kendisi devredilemez; ancak kullanım yetkisi üçüncü kişilere bırakılabilir. Eserin umuma arz edilme biçimi eser sahibinin şeref ve itibarını zedeleyecek nitelikteyse, eser sahibi başkasına yazılı izin vermiş olsa bile eserin umuma tanıtılmasını menedebilir; bu menetme yetkisinden sözleşmeyle vazgeçmek hükümsüzdür.

Mali haklar ise devredilebilir ve lisansa konu olabilir. Bunlar şunlardır:

  • İşleme hakkı.
  • Çoğaltma hakkı.
  • Yayma hakkı.
  • Temsil hakkı.
  • İşaret, ses ve görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı.

Bu ayrım pratikte önemlidir. Bir fotoğrafın kullanım izni verilmiş olması, o fotoğraf üzerinde değişiklik yapılmasına ya da eser sahibinin adının kaldırılmasına izin verildiği anlamına gelmez. Manevi haklara ilişkin talepler mali haklardan bağımsız olarak ileri sürülebilir.

Devir ve lisans sözleşmelerinde yazılı şekil şartı

Uygulamada en çok sorun çıkaran nokta budur. FSEK'in 52. maddesi tek cümleden oluşur ve çok kesindir:

Mali haklara dair sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesi şarttır.

Bu hükmün iki sonucu vardır. Birincisi, sözlü olarak yapılan mali hak devri geçerli değildir. İkincisi, sözleşmede hangi mali hakların devredildiğinin tek tek yazılması gerekir; "tüm hakların devri" gibi genel bir ifade yeterli sayılmayabilir.

Bu nedenle bir ajanstan, tasarımcıdan, yazılım geliştiriciden ya da fotoğrafçıdan hizmet alınırken sözleşmede şu noktaların açıkça yer alması beklenir:

  • Hangi mali hakların devredildiği ya da hangi haklar bakımından lisans verildiği.
  • Lisansın basit mi tam mı olduğu. Kanun terimiyle ruhsat, mali hak sahibinin başkalarına da aynı ruhsatı vermesine engel değilse basit, yalnız bir kimseye mahsus ise tam ruhsattır. Kanun ya da sözleşmeden aksi anlaşılmadıkça her ruhsat basit sayılır.
  • Devrin ya da lisansın süresi, coğrafi kapsamı ve kullanım biçimleri.
  • İşleme ve değişiklik yapma yetkisinin verilip verilmediği.
  • Eser sahibinin adının nasıl belirtileceği.

Sözleşmede düzenlenmeyen haklar eser sahibinde kalır. Teslim alınan bir çalışmanın bedelinin ödenmiş olması, o çalışma üzerindeki tüm mali hakların devredildiği anlamına gelmez.

Sözleşmelerde uygulanan yorum kuralları

Kanun, taraflar arasındaki metnin sessiz kaldığı noktalar için de kurallar koyar. Bunlar sözleşme hazırlanırken bilinmediğinde, sonradan istenmeyen sonuçlar doğurur:

  • Aksi kararlaştırılmadıkça mali bir hakkın devri ya da ruhsat verilmesi, eserin tercümesine veya diğer işlenmelerine şamil değildir.
  • Asıl veya çoğaltılmış nüshalar üzerindeki mülkiyet hakkının devri, aksi kararlaştırılmadıkça fikri hakların devrini içermez. Tabloyu satın almak, tablo üzerindeki çoğaltma hakkını kazandırmaz.
  • Eser sahibinden mali hak ya da ruhsat elde eden kişi, bunu ancak eser sahibinin yazılı muvafakatiyle bir başkasına devredebilir. İşleme hakkının devrinde de aynı muvafakat aranır.
  • Henüz vücuda getirilmemiş ya da tamamlanacak bir esere ilişkin tasarruf işlemleri batıldır; buna karşılık böyle bir esere ilişkin taahhütler geçerlidir. Eser sahibinin ileride vücuda getireceği eserlerin bütününe ilişkin taahhütler ise taraflarca, ihbar tarihinden 1 yıl sonra hüküm ifade etmek üzere feshedilebilir.
  • İleride çıkarılacak mevzuatın eser sahibine tanıması muhtemel mali hakların devrine ilişkin sözleşmeler batıldır.

Çalışanların ortaya koyduğu eserler

FSEK'in 18. maddesinin ikinci fıkrası, iş ilişkisi bakımından özel bir düzenleme getirir. Aralarındaki özel sözleşmeden ya da işin mahiyetinden aksi anlaşılmadıkça; memurların, hizmetlilerin ve işçilerin işlerini görürken meydana getirdikleri eserler üzerindeki haklar, bunları çalıştıran veya tayin edenlerce kullanılır. Aynı kural tüzel kişilerin organları hakkında da geçerlidir.

Hükmün kapsamı sınırlıdır. Eser sahipliği yine eseri meydana getiren kişide kalır; işverene tanınan, hakların kullanılması yetkisidir. Ayrıca hükmün uygulanabilmesi için eserin işin görülmesi sırasında ve iş kapsamında meydana getirilmiş olması gerekir. Çalışanın mesai dışında, işiyle ilgisiz olarak ortaya koyduğu eserler bu kapsamda değildir.

Serbest çalışan ya da sipariş üzerine iş yapan kişiler bakımından bu hüküm uygulanmaz. Bu ilişkilerde hakların yazılı bir devir sözleşmesiyle düzenlenmesi gerekir. Buluşlar bakımından ise tamamen ayrı bir düzen işler; çalışan buluşlarının bildirim ve hak talebi süreleri, patent ve tasarım tescili konulu yazıda ele alınmıştır.

Serbestçe kullanılabilen hâller

Her kullanım izne tabi değildir. Kanun, genel menfaat ve özel menfaat gerekçeleriyle bir dizi sınırlama getirir. Uygulamada en çok başvurulanlar şunlardır:

  • İktibas. Alenileşmiş bir eserin bazı cümle ve fıkralarının müstakil bir ilim ve edebiyat eserine alınması, yayımlanmış bir bestenin tema ve motif nevinden parçalarının müstakil bir musiki eserine alınması, alenileşmiş güzel sanat eserlerinin ve yayımlanmış diğer eserlerin, maksadın haklı göstereceği bir ölçüde ve içeriği aydınlatmak amacıyla bir ilim eserine konulması caizdir. İktibasın belli olacak şekilde yapılması ve kaynağın gösterilmesi zorunludur.
  • Günlük havadis ve haberler. Basın veya radyo tarafından umuma yayılmış günlük havadisler ve haberler serbestçe iktibas olunabilir. Gazete ve dergilerdeki içtimai, siyasi veya iktisadi günlük meselelere ilişkin makalelerin iktibas hakkı açıkça saklı tutulmamışsa alınması serbesttir; hakkın saklı tutulduğu hâllerde bile basın özeti biçiminde alınması mümkündür. Her hâlde kaynak ve yazar adı belirtilmelidir.
  • Haber amaçlı kullanım. Haber niteliğinde olmak ve bilgilendirme kapsamını aşmamak kaydıyla, günlük olaylara bağlı olarak eserlerden bazı parçaların alınması ve bunların yayılması serbesttir. Bu serbestlik, hak sahibinin hukuki menfaatlerine zarar verecek ya da eserden normal yararlanmaya aykırı biçimde kullanılamaz.
  • Şahsen kullanma. Bütün fikir ve sanat eserlerinin kâr amacı güdülmeksizin şahsen kullanmaya mahsus çoğaltılması mümkündür. Bu çoğaltma, hak sahibinin meşru menfaatlerine haklı bir sebep olmadan zarar veremez ve eserden normal yararlanmaya aykırı olamaz.

Bu sınırlamaların ortak noktası dar yorumlanmalarıdır. Ticari bir tanıtımda kullanılan bir fotoğrafın kaynak gösterilerek alınması, iktibas hükmünü uygulanabilir kılmaz.

İhlal hâlinde açılabilecek hukuk davaları

FSEK, hak sahibine birden fazla dava imkânı tanır:

  • Tecavüzün ref'i davası. Devam eden ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılmasını amaçlar.
  • Tecavüzün men'i davası. Mali veya manevi haklarında tecavüz tehlikesine maruz kalan eser sahibi muhtemel tecavüzün önlenmesini dava edebilir; tecavüzün devamı veya tekrarı muhtemel görülen hâllerde de aynı yol açıktır.
  • Tazminat davası. Manevi hakları haleldar edilen kişi manevi tazminat isteyebilir; mahkeme para yerine ya da buna ek olarak başka bir manevi tazminat şekline de hükmedebilir. Mali hakları ihlal edilen kişi ise tecavüz edenin kusuru varsa haksız fiil hükümlerine göre tazminat talep edebilir.
  • Elde edilen kârın devri talebi. Tecavüze uğrayan kişi tazminattan başka temin edilen kârın kendisine verilmesini de isteyebilir; bu hâlde üç kat bedel talebi kapsamında istenen bedel indirilir.

Bu davalarda görevli mahkeme, FSEK'in 76. maddesinin Sınai Mülkiyet Kanunu'na yaptığı yollama uyarınca fikri ve sınai haklar mahkemeleridir. Bu ihtisas mahkemesinin bulunmadığı yerlerde görevlendirilen mahkeme bu sıfatla davaya bakar.

Aynı maddede ispat yükünü hafifleten bir kural da vardır: davacı iddianın doğruluğu hakkında kuvvetli kanaat oluşturmaya yeter miktar delil sunarsa mahkeme, eserleri kullananlardan izin ve yetki belgelerini ya da yararlanılan eserlerin listesini sunmasını isteyebilir. Bu belgelerin sunulamaması, tüm eserlerin haksız kullanılmakta olduğuna karine teşkil eder.

İhtiyati tedbir bu alanda da önemli bir araçtır. Esaslı bir zararın, ani bir tehlikenin ya da emrivakilerin önlenmesi için mahkeme, davadan önce veya sonra bir işin yapılmasını ya da yapılmamasını, işin yapıldığı yerin kapatılmasını emredebileceği gibi çoğaltılmış nüshaların ve çoğaltma vasıtalarının muhafaza altına alınmasına da karar verebilir.

Üç kat bedel talebi

FSEK'in 68. maddesi, mali hakları ihlal edilen eser sahibine ayrı bir imkân tanır. Eseri hak sahibinden yazılı izin almadan işleyen, çoğaltan, çoğaltılmış nüshaları yayan, temsil eden ya da umuma ileten kişilerden; sözleşme yapılmış olması hâlinde istenebilecek bedelin veya kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlası istenebilir.

Bu talebin iki özelliği vardır. Birincisi, kusur şartı aranmaz. İkincisi, zararın ayrıca ispatı gerekmez; hesap rayiç bedel üzerinden yapılır. Rayiç bedelin belirlenmesinde eserin niteliği, kullanım biçimi, kullanım süresi ve yaygınlığı gibi ölçütler dikkate alınır. Üç kata kadar artırım bir üst sınırdır; her olayda üç kat uygulanacağı anlamına gelmez.

İzinsiz çoğaltılan kopyalar henüz satışa çıkarılmamışsa hak sahibi, kopyaların ve çoğaltmaya yarayan araçların imhasını ya da üretim maliyetini geçmeyecek uygun bir bedel karşılığında kendisine verilmesini talep edebilir. Kopyalar satışa çıkarılmışsa aynı seçenekler, tecavüz edenin elinde bulunan nüshalar bakımından kullanılabilir. Bedel talebinde bulunan kişi, tecavüz edenle sözleşme yapmış olsaydı sahip olacağı bütün hak ve yetkileri ileri sürebilir.

Dijital ortamda uyar-kaldır usulü

İnternet üzerinden gerçekleşen ihlaller için FSEK'in Ek 4. maddesi özel bir usul öngörmüştür. Uygulamada uyar-kaldır olarak anılan bu usul iki aşamalıdır.

Birinci aşamada, hakları ihlal edilen gerçek veya tüzel kişi öncelikle bilgi içerik sağlayıcısına başvurarak ihlalin 3 gün içinde durdurulmasını ister. Başvurunun ihlale konu içeriği ve hak sahipliğini açıkça göstermesi beklenir.

İkinci aşamada, ihlalin devam etmesi hâlinde Cumhuriyet savcısına başvurulur. Bu başvuru üzerine, ihlale devam eden bilgi içerik sağlayıcısına verilen hizmetin 3 gün içinde durdurulması servis sağlayıcıdan istenir. İhlalin durdurulması hâlinde bilgi içerik sağlayıcısına yeniden hizmet sağlanır.

Aynı maddenin birinci fıkrası ayrı bir yasak da getirir: eser, eser sahibi, hak sahipliği ya da kullanım şartlarına ilişkin olarak nüshalar üzerinde bulunan bilgiler ile bunları temsil eden sayı ve kodlar yetkisiz olarak kaldırılamaz ve değiştirilemez; bu bilgileri kaldırılmış veya değiştirilmiş eserlerin nüshaları dağıtılamaz, yayınlanamaz ve topluma iletilemez.

Uyar-kaldır usulü mahkeme sürecinin alternatifi değildir. Bu yolun işletilmiş olması tazminat talepleri ve diğer davaların açılmasına engel oluşturmaz. İnternet yayınlarına ilişkin genel mevzuat kapsamındaki erişim engelleme ve içerik çıkarma yolları da ayrıca değerlendirilebilir.

Ceza yolu ve şikâyet

FSEK'in 71. maddesi, manevi, mali veya bağlantılı haklara tecavüz hâllerini suç olarak düzenler. Bir eseri hak sahibinin yazılı izni olmaksızın işleyen, temsil eden, çoğaltan, değiştiren, dağıtan, umuma ileten ya da hukuka aykırı olarak işlenen veya çoğaltılan eserleri satışa arz eden, satan, kiralayan, ödünç veren, ticari amaçla satın alan, ithal veya ihraç eden, kişisel kullanım amacı dışında elinde bulunduran kişi hakkında 1 yıldan 5 yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur. Başkasına ait esere kendi eseri olarak ad koyan kişi ile bir eserden kaynak göstermeksizin iktibasta bulunan kişi için ayrı ceza sınırları öngörülmüştür.

Bu suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Şikâyet hakkı, fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren işleyen ve Türk Ceza Kanunu'nda düzenlenen 6 aylık süreye tabidir. Sürenin geçirilmesi ceza yolunu kapatır; hukuk davaları bundan etkilenmez.

Şikâyetin geçerli sayılabilmesi için hak sahiplerinin ya da üyesi oldukları meslek birliklerinin haklarını kanıtlayan belge ve delilleri Cumhuriyet başsavcılığına vermeleri gerekir. Bu belgeler şikâyet süresi içinde verilmezse kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Cumhuriyet savcısı, gerek görmesi hâlinde hukuka aykırı çoğaltma faaliyetinin durdurulmasına karar verebilir; ancak bu karar 24 saat içinde hâkimin onayına sunulur ve 24 saat içinde onaylanmayan karar hükümsüz kalır.

Ceza yargılamasında görevli mahkeme fikri ve sınai haklar ceza mahkemesidir. Bu mahkemenin bulunmadığı yerlerde asliye ceza mahkemesi bu sıfatla görevlidir.

Koruma süresi

Mali haklar bakımından koruma, kural olarak eser sahibinin yaşadığı süre boyunca ve ölümünden itibaren 70 yıl devam eder. Sahibinin ölümünden sonra alenileşen eserlerde süre ölüm tarihinden sonra 70 yıldır. İlk eser sahibi tüzel kişi ise koruma süresi aleniyet tarihinden itibaren 70 yıl olarak hesaplanır. Birden fazla eser sahibi bulunması hâlinde süre, hayatta kalan son eser sahibinin ölümünden itibaren işler.

Koruma süresinin dolması, eserin serbestçe kullanılabileceği anlamına gelir. Ancak eser sahibinin adının belirtilmesi ve eserin bütünlüğünün korunması gibi manevi menfaatlere ilişkin talepler bakımından kanun ayrı bir düzen öngörmüştür. Bu nedenle koruma süresi dolmuş bir eserin kullanılmasında da adın belirtilmesi ve içeriğin değiştirilmemesi gözetilmelidir.

Sık yapılan hatalar

  • Sözleşmenin yazılı yapılmaması ya da devredilen hakların tek tek sayılmaması. Ödeme yapılmış olması, mali hakların geçtiğini göstermez.
  • Fatura ya da sipariş formunun sözleşme yerine geçtiğinin sanılması. Mali hak devri için ayrı ayrı gösterilmiş haklar ve yazılı metin aranır.
  • İşleme ve değişiklik yetkisinin atlanması. Aksi kararlaştırılmadıkça devir, tercüme ve diğer işlenmeleri kapsamaz.
  • Nüsha mülkiyetiyle fikri hakkın karıştırılması. Aslın satın alınması, çoğaltma hakkını kazandırmaz.
  • Kaynak göstermenin her kullanımı serbest kıldığının düşünülmesi. Kaynak göstermek iktibas hükmünün şartlarından yalnızca biridir.
  • Serbest çalışana yaptırılan işte iş ilişkisi hükmüne güvenilmesi. FSEK'in 18. maddesindeki kural yalnızca memur, hizmetli ve işçiler bakımından işler.
  • Şikâyet süresinin ve delil sunma yükümlülüğünün gözden kaçırılması. Belgeler süresinde savcılığa verilmezse kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir.
  • Uyar-kaldır başvurusunun ekran görüntüsü dışında hiçbir belgeye dayandırılmaması. Başvurunun hak sahipliğini de göstermesi beklenir.