İtiraz Üzerine Duran Takip: İtirazın Kaldırılması ile İtirazın İptali Arasındaki Fark
Borçlu ödeme emrine itiraz edince takip durur. Alacaklının önünde iki yol vardır: icra mahkemesinde itirazın kaldırılması ve genel mahkemede itirazın iptali. 6 aylık ve 1 yıllık süreler, aranan belgeler, dava şartı arabuluculuk ve icra inkâr tazminatı karşılaştırılmaktadır.
Borçlunun ödeme emrine süresinde itiraz etmesiyle takip durur. Bu, alacaklı bakımından sürecin sonu değildir; yön değiştirmesidir. İtirazın hükümden düşürülmesi için 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nda iki ayrı yol öngörülmüştür. Hangi yolun seçileceği, alacaklının elindeki belgenin niteliğine bağlıdır. Yanlış yolun seçilmesi zaman ve masraf kaybına, bazen de hak kaybına yol açar.
İtiraz takibi neden durdurur
İlamsız takipte alacaklının bir belge sunma zorunluluğu yoktur. Bu kolaylığın karşılığı, borçlunun tek taraflı beyanıyla takibi durdurabilmesidir. Borçlu 7 gün içinde itiraz ederse takip olduğu yerde durur ve haciz uygulanamaz. İtirazın hangi mercie, hangi biçimde ve hangi sebeplerle yapılacağı, ödeme emrine itiraz konulu yazıda ayrıntılı olarak ele alınmıştır.
İtirazın icra dairesince alacaklıya bildirilmesinden sonra alacaklı üç seçenekle karşı karşıyadır. Takibi bırakabilir, icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyebilir ya da genel mahkemede itirazın iptali davası açabilir. İkinci ve üçüncü yollar birbirinin alternatifidir; ikisi aynı anda yürütülmez. Her iki süre de itirazın alacaklıya tebliğ edildiği tarihten işlemeye başladığından, dosyadaki muhtıranın tebliğ şerhindeki tarih belirleyicidir.
İtirazın kesin olarak kaldırılması: hangi belgeler yeterlidir
İtirazın kaldırılması icra mahkemesinden istenir. Bu, klasik anlamda bir dava değil, dar yetkili ve belge üzerinden yürüyen bir incelemedir. Tanık dinlenmez, yemin teklif edilmez, bilirkişi incelemesi çok sınırlı hâllerde yapılır. Mahkeme yalnızca kanunda sayılan belgelerin bulunup bulunmadığına bakar.
Kanun, itirazın kesin olarak kaldırılmasını isteyebilmek için alacağın belirli nitelikteki belgelere dayanmasını arar:
Talebine itiraz edilen alacaklının takibi, imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senede yahut resmî dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye müstenitse, alacaklı itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılmasını isteyebilir. (2004 sayılı Kanun'un 68. maddesi)
Bu tanım uygulamada şu belgeleri kapsar:
- İmzası borçlu tarafından ikrar edilmiş, borç ikrarı içeren adi senet.
- İmzası noterlikçe onaylanmış senet.
- Resmî dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dâhilinde ve usulüne uygun olarak verdiği makbuz veya belge.
Kredi ilişkilerinde ayrı bir hüküm işler. Kanun'un 68/b maddesi uyarınca borçlu cari hesap veya kısa, orta ve uzun vadeli kredi şeklinde işleyen kredilerde krediyi kullandıran taraf, sözleşmede belirtilen dönemleri ya da faiz tahakkuk dönemlerini izleyen 15 gün içinde bir hesap özetini noter aracılığıyla göndermek zorundadır. Süresinde gönderilen hesap özetinin içeriğine, alındığından itibaren 1 ay içinde itiraz etmeyen kredi kullanan taraf, hesap özetinin gerçeğe aykırılığını ancak borcunu ödedikten sonra dava edebilir. Kredi sözleşmeleri ile süresinde itiraz edilmemiş hesap özetleri bu yolda dayanak yapılabilir.
Borçlu, itirazında borcun ödendiğini, ertelendiğini veya zamanaşımına uğradığını ileri sürüyorsa, bunu da aynı nitelikteki belgelerle ortaya koymak durumundadır. Sıradan bir yazışma ya da tanık beyanı bu aşamada yeterli görülmez. Borçlu itirazını haklı gösterecek hiçbir belge sunamazsa icra mahkemesi itirazın kaldırılmasına karar verir. Buna karşılık borçlunun itirazı da aynı nitelikte bir belgeye dayanıyorsa talep reddedilir.
Bir sınır daha vardır: terekenin borca batık olduğu iddiası dışında, itirazın kaldırılması talebinin kabulü ya da reddi için ileri sürülen iddia ve savunmalar bekletici mesele yapılamaz. İcra mahkemesi başka bir davanın sonucunu bekleyerek karar veremez.
İtirazın geçici olarak kaldırılması ve imza incelemesi
Takibin dayandığı senet adi bir senetse ve borçlu itirazı sırasında imzayı reddetmişse ayrı bir usul işler. Bu ihtimalde alacaklı itirazın geçici olarak kaldırılmasını ister ve mahkeme imza incelemesi yapar. İnceleme, borçlunun mahkemede alınacak imza örnekleri ile karşılaştırmaya elverişli belgeler üzerinden yürütülür.
Bu usulün iki yaptırımı vardır. Borçlu kabul edilebilir bir mazereti olmaksızın duruşmaya gelmezse, başka bir husus incelenmeksizin itirazın geçici olarak kaldırılmasına ve takip konusu alacağın yüzde onu oranında para cezasına karar verilir; bunun için keyfiyetin davetiyeye yazılmış olması şarttır. İcra mahkemesi imzanın borçluya ait olduğu sonucuna varırsa da aynı oranda para cezasına hükmedilir. Borçlu inkâr ettiği imzayı en geç alacaklının senedin aslını sunduğu oturumda kabul ederse hakkında para cezası verilmez ve yargılama giderleri yükletilmez.
Simetrik bir kural alacaklı için de geçerlidir. Borçlunun sunduğu belgedeki imza alacaklı tarafından inkâr edilir ve inceleme sonunda imzanın alacaklıya ait olduğu anlaşılırsa, itirazın kaldırılması talebi reddedilir ve alacaklı, belgenin ilgili olduğu değerin yüzde onu oranında para cezasına mahkûm edilir. Alacaklı genel mahkemede dava açarsa bu cezanın infazı dava sonuna kadar ertelenir.
6 aylık süre ve kaçırılmasının sonucu
İtirazın kaldırılması talebi, itirazın alacaklıya tebliğ edildiği tarihten itibaren 6 ay içinde yapılmalıdır. Bu süre hak düşürücü niteliktedir.
Sürenin kaçırılmasının sonucu ağırdır. 6 ay içinde başvurulmazsa alacaklı, aynı alacak için yeniden ilamsız takip yapamaz. Bu durumda alacaklının önünde yalnızca genel mahkemede dava açma yolu kalır. Dolayısıyla 6 aylık süre yalnızca bir usul süresi değil, takip yolunun kapanıp kapanmayacağını belirleyen bir eşiktir.
İtirazın iptali davası ve 1 yıllık süre
Alacaklının elinde yukarıda sayılan nitelikte bir belge yoksa ya da uyuşmazlık belge üzerinden çözülemeyecek kadar tartışmalıysa itirazın iptali davası açılır. Bu, genel hükümlere göre görülen tam yargılamalı bir davadır; tanık dinlenebilir, bilirkişi incelemesi yapılabilir, her türlü delil ileri sürülebilir. Kanun süreyi şöyle belirler:
Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (2004 sayılı Kanun'un 67. maddesi)
1 yıllık süre de hak düşürücüdür. Süre geçtikten sonra itirazın iptali davası açılamaz. Ancak bu, alacağın tümüyle kaybedildiği anlamına gelmez; Kanun, süreyi geçiren alacaklının genel hükümler dairesinde alacağını dava etme hakkını saklı tutar. Aradaki fark önemlidir: alacak davasında icra inkâr tazminatına hükmedilmez ve mevcut takip dosyası ayakta kalmaz, alacaklı ilamı elde ettikten sonra yeni bir takip başlatmak zorunda kalır.
Görevli mahkeme alacağın niteliğine göre belirlenir. Kural olarak asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Uyuşmazlık ticari nitelikteyse asliye ticaret mahkemesi, tüketici işleminden kaynaklanıyorsa tüketici mahkemesi, iş ilişkisinden doğuyorsa iş mahkemesi görevli olur. Dava dilekçesinde takip dosyasının açıkça gösterilmesi ve talep sonucunun itirazın iptali ile takibin devamı biçiminde kurulması gerekir.
Arabuluculuk itirazın iptali davasında dava şartıdır
Uygulamada sıkça karıştırılan bir nokta, itirazın iptali davasının dava şartı arabuluculuk kapsamında olup olmadığıdır. Ölçüt davanın adı değil, dayandığı alacağın niteliğidir.
Alacağın kendisi dava şartı arabuluculuğa tabi ise, o alacağa dayanan itirazın iptali davasında da arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartıdır. Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan ticari alacaklar, işçi ile işveren arasındaki alacak ve tazminat talepleri, kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar ile tüketici uyuşmazlıkları bu kapsamdadır. İş Mahkemeleri Kanunu, işçilik alacağına dayanan itirazın iptali davasının dava şartı arabuluculuğa tabi olduğunu açıkça yazar. Arabuluculuğa başvurulmadan açılan dava, dava şartı yokluğundan usulden reddedilir; bu ret üzerine 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolmuş olması riski doğar.
Buna karşılık menfi tespit ve istirdat davaları, borcun bulunmadığının tespitine ve ödenen paranın iadesine yöneldiğinden ticari uyuşmazlıklarda kural olarak dava şartı arabuluculuk kapsamında sayılmaz. İşçilik alacaklarında ise özel hüküm bulunduğundan bu iki dava türü de kapsam içindedir. Ayrım, hangi kanunun hangi dava türlerini açıkça saydığına bakılarak yapılır.
Arabuluculuk sürecinin hak düşürücü süreye etkisi de açıktır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçen süre, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesabında dikkate alınmaz. Yine de sürecin ne zaman başladığının belgelendirilmesi ve son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmesi gerekir; eklenmemesi hâlinde mahkeme 1 haftalık kesin süre verir ve bu sürede de sunulmazsa dava usulden reddedilir.
İtirazın kaldırılması talebi bir dava olmadığından bu yolda arabuluculuk şartı aranmaz. Bu fark, iki yol arasında seçim yapılırken özellikle sürenin dolmasına az kalan dosyalarda belirleyici olabilir.
İcra inkâr tazminatı ve karşı tazminat riski
Her iki yolda da alacaklı lehine tazminata hükmedilmesi mümkündür. Tazminat, reddedilen veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere belirlenir ve talep edilmiş olması gerekir; mahkeme kendiliğinden hükmetmez. Tazminatın hesabında takip talebi veya davadaki talep esas alınır.
Tazminata hükmedilebilmesi için aranan başlıca koşullar şunlardır:
- Usulüne uygun başlatılmış bir icra takibinin bulunması.
- Borçlunun süresinde ödeme emrine itiraz etmiş olması.
- Alacaklının süresinde itirazın iptali davası açması ya da itirazın kaldırılmasını istemesi.
- Alacaklının bu talebinde haklı çıkması.
- Tazminatın açıkça talep edilmiş olması.
- Alacağın likit, yani belirli ya da kolayca belirlenebilir nitelikte olması.
Likitlik koşulu uygulamada belirleyicidir. Miktarı tartışmalı, hesaplama gerektiren ve borçlunun kendi kayıtlarından kolayca çıkaramayacağı alacaklarda tazminata hükmedilmemesi mümkündür.
Risk tek yönlü değildir. İtirazın iptali davasında takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, borçlunun talebi üzerine alacaklı aleyhine de aynı oranda tazminata hükmedilir. İtirazın kaldırılması yolunda ise talebin esasa ilişkin nedenlerle reddi hâlinde alacaklı, kabulü hâlinde borçlu, diğer tarafın talebi üzerine yüzde yirmiden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilir. Borçlu menfi tespit ya da istirdat davası açar veya alacaklı genel mahkemede dava açarsa, hükmedilen tazminatın tahsili dava sonuna kadar ertelenir ve davayı kazanan taraf bakımından daha önce hükmedilmiş tazminat kalkar.
İtiraz eden kişi veli, vasi veya mirasçı ise borçlu hakkında tazminata hükmedilmesi kötü niyetin ispatına bağlıdır. Bu istisna, borcun kişisel olarak doğmadığı hâllerde temsilcinin korunmasını amaçlar.
Hangi yol hangi durumda tercih edilir
Seçim büyük ölçüde belgenin niteliğine bağlıdır. Karşılaştırma şu başlıklarda toplanabilir:
- Mercii: itirazın kaldırılmasında icra mahkemesi, itirazın iptalinde genel mahkeme.
- Süre: itirazın kaldırılmasında 6 ay, itirazın iptalinde 1 yıl; her ikisi de itirazın tebliğinden işler.
- İspat: itirazın kaldırılmasında yalnızca kanunda sayılan belgeler, itirazın iptalinde delil serbestisi.
- İnceleme biçimi: itirazın kaldırılmasında basit yargılama usulüne göre ivedi inceleme, itirazın iptalinde tam yargılama.
- Arabuluculuk: itirazın kaldırılmasında aranmaz, itirazın iptalinde alacağın niteliğine göre dava şartı olabilir.
- Kesin hüküm: itirazın kaldırılması talebinin reddi alacağın bulunmadığı anlamına gelmez ve kesin hüküm oluşturmaz; itirazın iptali davasındaki karar alacağın varlığı bakımından kesin hüküm oluşturur.
Elde imzası ikrar edilmiş ya da noter onaylı bir senet, resmî makam belgesi veya usulüne uygun hesap özeti varsa itirazın kaldırılması genellikle daha hızlı sonuç verir. Alacak sözlü sözleşmeye, teslim ilişkisine, cari hesap hareketlerine ya da tanık beyanıyla ispat edilebilecek olgulara dayanıyorsa itirazın iptali davası uygun yoldur.
Kararın sonuçları ve kanun yolu
İtirazın kaldırılmasına karar verilirse duran takip kaldığı yerden devam eder ve alacaklı haciz isteyebilir. Talebin reddi hâlinde takip düşmez, durmaya devam eder. İtirazın geçici olarak kaldırılmasına karar verilmişse borçlunun borçtan kurtulma davası açma imkânı ayrıca değerlendirilir.
İtirazın iptali davası kabul edilirse itiraz iptal edilir ve takip devam eder. Kararın icra edilebilmesi için kural olarak kesinleşmesi beklenmez; ancak taşınmaz satışı ve bazı aile hukuku ilamları bakımından farklı kurallar geçerlidir.
İcra mahkemesi kararlarına karşı istinaf, bölge adliye mahkemesi kararlarına karşı da koşulları varsa temyiz yoluna başvurulabilir. Kanun'un 363. ve 364. maddelerinde bu başvurular için parasal sınırlar öngörülmüştür ve bu sınırın altında kalan uyuşmazlıklarda kararlar kesindir. Söz konusu tutarlar her takvim yılı başında yeniden değerleme oranına göre güncellendiğinden, 2026 yılı için geçerli tutarların başvuru öncesinde güncel metinden doğrulanması gerekir. Genel mahkeme kararları bakımından ise Hukuk Muhakemeleri Kanunu'ndaki istinaf ve temyiz kuralları uygulanır.
Takip devam ederken haciz ve satış aşaması
İtirazın hükümden düşürülmesiyle takip kaldığı yerden yürür ve alacaklı haciz isteyebilir. Bu aşamadan sonra işleyen haciz isteme süresi, kıymet takdiri, elektronik satış portalında açık artırma ve ihalenin feshi başvurusu ayrı bir zincir oluşturur; bunların ayrıntısı hacizden satışa uzanan süreç konulu yazıda ele alınmıştır. Burada yalnızca şu noktanın altı çizilmelidir: itirazın kaldırılmasına ya da iptaline ilişkin kararın alınmasıyla haciz isteme süresi yeniden işlemeye başlar ve bu sürenin hesabında itiraz ile dava süreleri dikkate alınmaz.
Sık yapılan hatalar
- İtirazın alacaklıya tebliğ tarihinin dosyadan doğrulanmaması. Hem 6 aylık hem 1 yıllık süre bu tarihten işler.
- Elde 68. maddedeki nitelikte belge bulunmadığı hâlde itirazın kaldırılması yoluna gidilmesi ve 6 aylık sürenin bu şekilde tüketilmesi.
- Arabuluculuğa tabi bir alacakta doğrudan itirazın iptali davası açılması ve son tutanağın dilekçeye eklenmemesi.
- Talep sonucunun alacak davası gibi kurulması; itirazın iptali ve takibin devamı talebinin dilekçede yer almaması.
- İcra inkâr tazminatının hiç talep edilmemesi; bu talep sonradan ileri sürülemez.
- İtirazın kaldırılması aşamasında, itiraz dilekçesinde bildirilmemiş sebeplerin ilk kez ileri sürülebileceğinin sanılması.
- İki yolun aynı anda yürütülebileceğinin düşünülmesi; bunlar birbirinin alternatifidir.
Alacaklının itiraz tebliğini aldığı anda yapması gereken ilk iş, elindeki belgenin kanunda sayılan nitelikte olup olmadığını değerlendirmek ve buna göre 6 aylık mı yoksa 1 yıllık süreye mi göre hareket edeceğini belirlemektir.