İçeriğe geç
+90 216 565 64 64
Bahadır & Sarıgil Hukuk Ofisi
Ön Görüşme Talep Edin
10 Ağustos 2026 · Usul ve Süreç

Zamanaşımı ile Hak Düşürücü Süre Arasındaki Fark

İkisi de süreyle ilgilidir ama sonuçları çok farklıdır. Zamanaşımının def'i olarak ileri sürülmesi, durma ve kesilme hâlleri, hak düşürücü sürelerin resen dikkate alınması, ek süre kuralı ve kısmi davada talep artırımı.

Bir hakkın varlığı ile o hakkın dava yoluyla elde edilebilmesi her zaman aynı şey değildir. Hukuk, hakların belirsiz süre boyunca ileri sürülmesine izin vermez. Bu sınırlamayı sağlayan iki farklı kurum vardır: zamanaşımı ve hak düşürücü süre. Uygulamada sıkça karıştırılan bu iki kavramın sonuçları birbirinden çok farklıdır.

Zamanaşımı nedir

Zamanaşımı, kanunda öngörülen sürenin geçmesiyle alacaklının alacağını dava veya takip yoluyla elde etme imkânının zayıflamasıdır. Dikkat edilmesi gereken nokta şudur: zamanaşımı hakkı ortadan kaldırmaz. Borç varlığını sürdürür, ancak borçlu zamanaşımı def'ini ileri sürerse mahkeme alacağa hükmedemez. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 161. maddesi bunu tek cümleyle söyler:

Zamanaşımı ileri sürülmedikçe, hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz.

Bunun iki pratik sonucu vardır. Birincisi, borçlu zamanaşımını ileri sürmezse mahkeme bunu kendiliğinden dikkate almaz; süresi dolmuş bir alacak için açılan dava, karşı taraf sessiz kalırsa kabul edilebilir. İkincisi, zamanaşımına uğramış bir borç ödenirse ödenen para geri istenemez. Kanun'un 78. maddesi, zamanaşımına uğramış bir borcun ifasından kaynaklanan zenginleşmelerin geri istenemeyeceğini açıkça düzenler.

Zamanaşımından önceden feragat edilemez. Sözleşmeye konulan "zamanaşımı ileri sürülmeyecektir" biçimindeki bir hüküm geçerli olmaz. Süre dolduktan sonra ise borçlu def'i ileri sürmekten vazgeçebilir. Müteselsil borçlulardan birinin feragat etmiş olması diğerlerine karşı ileri sürülemez; asıl borçlunun feragati de kefile karşı ileri sürülemez.

Kanun'da öngörülen zamanaşımı süreleri sözleşmeyle değiştirilemez. Bu kural hem kısaltmayı hem uzatmayı kapsar.

Hak düşürücü süre nedir

Hak düşürücü süre, sürenin geçmesiyle hakkın kendisinin sona ermesidir. Burada zayıflayan bir talep imkânı değil, ortadan kalkan bir haktır. Sonuçları çok daha serttir.

  • Hâkim hak düşürücü süreyi kendiliğinden dikkate alır. Karşı taraf hiç ileri sürmese bile mahkeme süreyi resen inceler ve geçmişse davayı reddeder.
  • Hak düşürücü süre kural olarak durmaz ve kesilmez. Zamanaşımını kesen sebepler bu sürelere etki etmez.
  • Süre geçtikten sonra yapılan bir ödeme ya da kabul, hakkı yeniden doğurmaz.
  • Taraflar anlaşarak bu süreyi uzatamaz.

Bir kanun hükmünde geçen sürenin hangi türden olduğu her zaman metinden açıkça anlaşılmaz. Bu ayrım çoğu kez hükmün amacı ve yargısal içtihat ile belirlenir.

Temel farklar

İki kurumun karşılaştırması şu başlıklarda toplanır.

  • Hâkimin resen dikkate alması: Hak düşürücü sürede vardır, zamanaşımında yoktur.
  • Etkisi: Hak düşürücü süre hakkı sona erdirir; zamanaşımı talep edilebilirliği zayıflatır.
  • Durma ve kesilme: Zamanaşımı durur ve kesilir; hak düşürücü süre kural olarak durmaz ve kesilmez.
  • Ödemenin sonucu: Zamanaşımına uğramış borcun ödenmesi geçerlidir ve geri istenemez. Hak düşmüşse ortada talep edilebilir bir hak kalmamıştır.
  • Feragat: Zamanaşımından önceden feragat edilemez; süre dolduktan sonra def'i ileri sürülmeyebilir. Hak düşürücü sürede böyle bir tercih söz konusu değildir.

Zamanaşımı süreleri

Genel kural, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacağın 10 yıllık zamanaşımına tabi olmasıdır.

Türk Borçlar Kanunu'nun 147. maddesi bazı alacaklar için 5 yıllık süre öngörür.

  • Kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi diğer dönemsel edimler
  • Otel, motel, pansiyon ve tatil köyü gibi yerlerdeki konaklama bedelleri ile lokanta ve benzeri yerlerdeki yeme içme bedelleri
  • Küçük sanat işlerinden ve küçük çapta perakende satışlardan doğan alacaklar
  • Bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya ortaklık ile aralarındaki alacaklar; ortaklığın müdürleri, temsilcileri ve denetçileriyle ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar
  • Vekâlet, komisyon ve acentelik sözleşmelerinden doğan alacaklar ile ticari simsarlık ücreti dışındaki simsarlık alacakları
  • Yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi dışında, eser sözleşmesinden doğan alacaklar

Asıl alacak zamanaşımına uğrayınca ona bağlı faiz ve diğer alacaklar da zamanaşımına uğramış olur. Bu kural, uzun süre takip edilmeyen alacaklarda faiz talebinin ayrıca değerlendirilmesini gereksiz kılar.

Haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmede süre

Haksız fiilden doğan tazminat istemlerinde iki süre birlikte işler. Zarar gören, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl, her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak 10 yıl içinde talepte bulunmalıdır. Tazminat, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü bir fiilden doğmuşsa o süre uygulanır. Bu kural özellikle trafik kazaları ve yaralama olaylarında sonucu değiştirir.

Birlikte sorumlu kişiye karşı rücu isteminde de 2 yıllık ve 10 yıllık süreler birlikte işler; ancak burada başlangıç, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihtir.

Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak 2 yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak 10 yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.

Özel kanunlardaki süreler

Sigorta sözleşmesinden doğan istemler bakımından Türk Ticaret Kanunu ayrı süreler öngörür. Kambiyo senetlerinde, yani bono, poliçe ve çekte, senedin türüne ve tarafın sıfatına göre değişen özel zamanaşımı süreleri vardır.

İş hukukunda yıllık izin ücreti, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve kötü niyet tazminatı gibi kalemler 5 yıllık zamanaşımına tabidir. Bu düzenleme belirli bir tarihten sonra gerçekleşen fesihler için getirildiğinden, eski dönem uyuşmazlıklarında geçiş hükümlerine bakılması gerekir.

Ayıplı mal ve ayıplı hizmete ilişkin taleplerde de özel süreler vardır. Tüketici işlemlerinde genel süre 2 yıl, konut ve tatil amaçlı taşınmazlarda 5 yıldır. Ayıp ağır kusur veya hile ile gizlenmişse zamanaşımı süresinden yararlanılamaz.

Süre ne zaman işlemeye başlar

Zamanaşımı, alacağın muaccel olduğu, yani istenebilir hâle geldiği anda işlemeye başlar. Bu an her zaman sözleşmenin kurulduğu tarih değildir.

Vadeli bir alacakta süre vade tarihinde başlar. Kira bedelinde her ay ayrı ayrı işler. Kıdem tazminatında fesih tarihi esas alınır. Haksız fiilde ise öğrenme tarihi belirleyicidir ve öğrenmenin ne zaman gerçekleştiği çoğu kez uyuşmazlık konusu olur.

Alacağın muaccel olması bir bildirime bağlıysa zamanaşımı, bu bildirimin yapılabileceği günden işlemeye başlar. Alacaklının ihtar çekmeyi geciktirmesi süreyi durdurmaz.

Ömür boyu gelir gibi dönemsel edimlerde alacağın tamamı için zamanaşımı, ifa edilmemiş ilk dönemsel edimin muaccel olduğu günde başlar; alacağın tamamı zamanaşımına uğramışsa ifa edilmemiş dönemsel edimler de zamanaşımına uğramış olur.

Sürelerin hesabında zamanaşımının başladığı gün sayılmaz ve zamanaşımı, ancak sürenin son günü de hak kullanılmaksızın geçince gerçekleşmiş olur.

Zamanaşımının durması

Durmada süre işlemez; engel ortadan kalkınca kaldığı yerden devam eder. Kanun'da sayılan durma sebepleri şunlardır.

  • Velayet süresince, çocukların ana ve babalarından olan alacakları
  • Vesayet süresince, vesayet altında bulunanların vasiden veya vesayet işlemleri sebebiyle Devletten olan alacakları
  • Evlilik devam ettiği sürece eşlerin diğerinden olan alacakları
  • Hizmet ilişkisi süresince ev hizmetlilerinin onları çalıştıranlardan olan alacakları
  • Borçlunun alacak üzerinde intifa hakkına sahip olduğu süre
  • Alacağı Türk mahkemelerinde ileri sürme imkânının bulunmadığı süre
  • Alacaklı ve borçlu sıfatının aynı kişide birleşmesi ve bu birleşmenin ileride geçmişe etkili olarak ortadan kalkması hâlinde, bu durumun ortaya çıkmasına kadar geçen süre

Durduran sebebin ortadan kalktığı günün bitiminde zamanaşımı işlemeye başlar ya da durmadan önce başlamış olan işlemesini sürdürür.

Zamanaşımının kesilmesi

Kesilmede işlemiş süre silinir ve süre baştan işlemeye başlar. Kesilme sebepleri iki grupta toplanır.

Borçludan kaynaklananlar: borcun ikrar edilmesi, özellikle faiz ödenmesi, kısmen ifada bulunulması, rehin verilmesi ya da kefil gösterilmesi. Bu nedenle borca ilişkin bir yazışmada yapılan kabul beyanı, farkında olmadan süreyi yeniden başlatabilir.

Alacaklıdan kaynaklananlar: dava veya def'i yoluyla mahkemeye ya da hakeme başvurulması, icra takibinde bulunulması ve iflas masasına başvurulması.

Kesilmenin etkisi kişiler arasında da yayılır. Zamanaşımı müteselsil borçlulardan ya da bölünemeyen borcun borçlularından birine karşı kesilince diğerlerine karşı da kesilmiş olur. Asıl borçluya karşı kesilince kefile karşı da kesilmiş olur; buna karşılık kefile karşı kesilmesi asıl borçluya karşı kesilme sonucunu doğurmaz.

Kesilmeden sonra yeni bir süre işlemeye başlar. Borç bir senetle ikrar edilmiş ya da bir mahkeme veya hakem kararına bağlanmışsa yeni süre her zaman 10 yıldır. Dava ya da def'i yoluyla kesilen zamanaşımı, dava süresince tarafların yargılamaya ilişkin her işleminden veya hâkimin her kararından sonra yeniden işlemeye başlar. İcra takibiyle kesilmişse, alacağın takibine ilişkin her işlemden sonra yeniden işler.

Alacağın taşınır rehniyle güvenceye bağlanmış olması zamanaşımının işlemesine engel değildir; bununla birlikte alacaklının hakkını rehinden alma yetkisi devam eder.

Davanın reddinde 60 günlük ek süre

Dava usulden reddedildiğinde alacaklıya her zaman ek süre tanınmaz. Kanun bu imkânı sınırlı hâllere bağlar:

Dava veya def'i; mahkemenin yetkili veya görevli olmaması ya da düzeltilebilecek bir yanlışlık yapılması yahut vaktinden önce açılmış olması nedeniyle reddedilmiş olup da o arada zamanaşımı veya hak düşürücü süre dolmuşsa, alacaklı altmış günlük ek süre içinde haklarını kullanabilir.

Görüldüğü gibi ek süre görevsizlik, yetkisizlik, düzeltilebilir bir yanlışlık ve vaktinden önce dava açılması hâllerine özgüdür. Her usulden ret kararı bu sonucu doğurmaz; bu nedenle ret kararının gerekçesinin okunması gerekir.

Arabuluculuk sürecinin etkisi

Dava şartı arabuluculuk kapsamındaki uyuşmazlıklarda, arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. Sürecin kapsamı, süreleri ve son tutanağın sonuçları, dava şartı arabuluculuğu konu alan yazıda ayrıntılı olarak ele alınmıştır.

Sık karşılaşılan hak düşürücü süreler

Aşağıdaki örnekler, hak düşürücü sürelerin ne kadar kısa olabileceğini gösterir.

  • İşe iade talebiyle arabulucuya başvuru: Fesih bildiriminin tebliğinden itibaren 1 ay.
  • İş sözleşmesinin haklı nedenle derhâl feshi: Öğrenmeden itibaren 6 iş günü, her hâlde fiilin gerçekleşmesinden itibaren 1 yıl.
  • Önalım hakkının kullanılması: Satışın noter aracılığıyla bildirilmesinden itibaren 3 ay, her hâlde satıştan itibaren 2 yıl.
  • Mirasın reddi: Kural olarak 3 ay.
  • Vasiyetnamenin iptali ve tenkis davaları: Kanun'da gösterilen 1 yıllık ve 10 yıllık süreler.
  • Anonim şirket genel kurul kararının iptali: Karar tarihinden itibaren 3 ay.
  • Kat malikleri kurulu kararının iptali: Öğrenmeden itibaren 1 ay, her hâlde karar tarihinden itibaren 6 ay.
  • İcra dairesi işlemlerine şikâyet ve ihalenin feshi talebi: 7 günlük süreler.
  • İtirazın iptali davası: İtirazın tebliğinden itibaren 1 yıl.

Bu sürelerin bir kısmı için nitelik tartışması bulunduğundan, somut olayda hangi kuralın uygulanacağının ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Nitelik tartışmasının pratik önemi büyüktür: süre hak düşürücü sayılırsa mahkeme resen inceler, zamanaşımı sayılırsa yalnızca def'i olarak ileri sürüldüğünde dikkate alınır.

Zamanaşımı def'i nasıl ileri sürülür

Zamanaşımı bir def'idir; davalının bunu ileri sürmesi gerekir. İleri sürülme zamanı da önemlidir.

Kural olarak zamanaşımı def'i cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir. Ön inceleme aşaması tamamlandıktan sonra, karşı tarafın açık muvafakati bulunmadıkça yeni bir def'i ileri sürmek kural olarak mümkün olmaz. Bu nedenle cevap dilekçesi hazırlanırken alacağın hangi hukuki ilişkiden doğduğu ve hangi sürenin uygulanacağı baştan değerlendirilmelidir.

Def'i, alacağın tamamı için ileri sürülebileceği gibi belirli kalemler bakımından da ileri sürülebilir. Dönemsel edimlerde her dönem ayrı ayrı değerlendirilir; bir kısmı zamanaşımına uğramışken diğer kısmı için hüküm kurulabilir.

İcra takiplerinde zamanaşımı

İlamsız takipte borçlu, ödeme emrine itiraz ederken zamanaşımını ileri sürebilir. İtiraz süresi kısadır ve kaçırılırsa takip kesinleşir.

İlamlı takipte ise ilamın kesinleşmesinden sonra geçen süreye göre ayrı bir değerlendirme yapılır. İlama bağlanan alacak için yeni süre 10 yıldır ve bu süre, takibe ilişkin her işlemle yeniden işlemeye başlar. Süre dolmuşsa borçlu, icra mahkemesinden takibin iptalini isteyebilir.

Kısmi dava ve talep artırımı

Alacağın miktarı dava açılırken tam olarak belirlenemiyorsa uzun yıllar belirsiz alacak davası açılmıştır. Bu dava türü 2026 yılında yapılan kanun değişikliğiyle yürürlükten kaldırılmıştır. Aynı değişiklikle kısmi davaya ilişkin hüküm genişletilmiş ve talep artırımı bakımından açık bir kural getirilmiştir.

Yeni düzenlemeye göre, alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere ve iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir. Zamanaşımı bakımından sonuç açıktır: artırılan kısım bakımından da zamanaşımı dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.

Bunun pratik anlamı şudur: alacağın tamamı için zamanaşımının kesilmesi, artık dava türünün seçimine değil, kısmi davada talebin süresinde artırılmasına bağlıdır. Değişiklikten önce açılmış dosyalar bakımından hangi rejimin uygulanacağı geçiş hükümlerine ve içtihada göre belirlenir; bu nedenle derdest dosyalarda dava tarihinin kontrol edilmesi gerekir.

Ceza hukukundaki süreler ayrıdır

Ceza hukukunda dava zamanaşımı ve ceza zamanaşımı adı verilen ayrı kurumlar vardır. Bunlar suçun kanunda öngörülen cezasının ağırlığına göre belirlenir ve Türk Ceza Kanunu'nda düzenlenir. Şikâyete bağlı suçlarda ayrıca 6 aylık şikâyet süresi öngörülmüştür.

Bu süreler, burada anlatılan özel hukuk süreleriyle karıştırılmamalıdır. Aynı olaydan hem ceza hem hukuk sorumluluğu doğduğunda iki farklı süre rejimi birlikte işler; üstelik ceza zamanaşımının daha uzun olması, haksız fiile dayalı tazminat isteminin süresini de uzatabilir.

Sık yapılan hatalar

  • Süreyi belirlemeden önce alacağın hangi hukuki ilişkiden doğduğunu saptamamak. Aynı olay farklı sözleşme türlerine göre nitelendirildiğinde süre de değişir.
  • Sürenin başlangıç tarihini belgelendirmemek. Muacceliyet ve öğrenme tarihleri, süre uzunluğu kadar belirleyicidir.
  • Borçluyla yapılan yazışmalarda borcu ikrar eden ifadeler kullanmak. Bu, zamanaşımını farkında olmadan kesebilir.
  • Hak düşürücü süreyi zamanaşımı sanıp def'i beklemek. Hâkim hak düşürücü süreyi kendiliğinden inceler.
  • Zamanaşımı def'ini cevap dilekçesinde ileri sürmeyi atlamak. Sonradan ileri sürmek kural olarak karşı tarafın muvafakatine bağlıdır.
  • Usulden reddedilen her davada 60 günlük ek sürenin işleyeceğini varsaymak. Ek süre yalnızca kanunda sayılan ret sebeplerine bağlıdır.
  • Kısmi davada talep artırımını tahkikatın sonuna bırakmak ya da birden çok kez artırım yapılabileceğini düşünmek.