İçeriğe geç
+90 216 565 64 64
Bahadır & Sarıgil Hukuk Ofisi
Ön Görüşme Talep Edin
23 Ağustos 2026 · Usul ve Süreç · Bahadır & Sarıgil Hukuk Ofisi

12. Yargı Paketi: 7589 Sayılı Kanunla Değişen Süreler ve Devam Eden Dosyalarda Uygulama

12. Yargı Paketi, 7589 sayılı Kanunla 31 Temmuz 2026'da yürürlüğe girdi ve belirsiz alacak davasından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kadar on üç kanunu değiştirdi. Hangi değişikliğin devam eden dosyaya uygulanacağı, her başlık için ayrı yazılmış geçiş hükmüne bağlıdır.

12. Yargı Paketi, 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun adıyla 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanmıştır. Yirmi yedi madde ve bir geçici maddeden oluşan paket, icra hukukundan ceza muhakemesine kadar on üç ayrı kanunu değiştirmektedir. Aşağıda paketin tamamı değil, vatandaşı ve işletmeyi doğrudan etkileyen başlıkları yürürlük tarihleri ve geçiş hükümleriyle ele alınmaktadır.

Bir kanun değişikliğinde sorulması gereken ilk soru, maddenin içeriğinden çok o maddenin görülmekte olan dosyaya uygulanıp uygulanmayacağıdır. 7589 sayılı Kanun tek bir kural koymamış, değiştirdiği her kanun için ayrı geçiş hükmü öngörmüştür.

12. Yargı Paketi ne zaman yürürlüğe girdi?

7589 sayılı Kanun, 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanmıştır. Kanunun 26 ncı maddesi üç ayrı yürürlük tarihi öngörmüştür: maddelerin büyük çoğunluğu yayım günü olan 31 Temmuz 2026'da, Danıştay Kanununa ilişkin 3 üncü madde 23 Temmuz 2026'dan geçerli olmak üzere, 11, 12 ve 22 nci maddeler ise 31 Ekim 2026'da yürürlüğe girmektedir.

Yürürlük tarihi bu pakette şekli bir ayrıntı değildir. Bir açık artırmanın ilanının 31 Temmuz 2026'dan bir gün önce yapılmış olması, satışın tümüyle eski kurallara tabi kalması sonucunu doğurur. Sürelerin nasıl sayıldığı konusunda sürelerin hesaplanması yazısı incelenebilir.

Belirsiz alacak davası kaldırıldı, yerine ne geldi?

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun belirsiz alacak davasını düzenleyen 107 nci maddesi tümüyle yürürlükten kaldırılmış, yerine kısmi dava düzenlemesi olan 109 uncu maddeye dördüncü fıkra eklenmiştir. Artık alacağın bir kısmı dava edildiğinde talep, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilmektedir.

Yeni fıkranın metni şöyledir:

Alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir. Bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.

Bunun iki somut sonucu vardır. Birincisi, artırım tahkikat bitene kadar herhangi bir aşamada bir kez yapılabilmektedir. İkincisi ve daha önemlisi, zamanaşımı yalnızca ilk talep edilen kısım için değil, artırılan kısım için de dava tarihinde kesilmiş sayılmaktadır; ayrım için zamanaşımı ile hak düşürücü süre yazısına bakılabilir.

Değişiklik en çok işçilik alacaklarını ve bedensel zarar tazminatlarını etkilemektedir; bu davalarda miktar çoğu zaman bilirkişi raporundan önce belirlenememektedir. Miktarın ispatı için fazla mesai alacağında ispat ve zamanaşımı yazısı incelenebilir.

Geçiş hükmü nettir: geçici 1 inci maddenin onuncu fıkrasına göre yürürlükten kaldırılan 107 nci madde, kaldırılma tarihinden önce açılan davalarda uygulanmaya devam etmektedir. Yani 31 Temmuz 2026'dan önce belirsiz alacak davası olarak açılmış bir dosya eski hükümlere göre görülür. Bu tarihten sonra açılacak davalarda ise belirsiz alacak davası seçeneği bulunmamaktadır.

Duruşmalar arasındaki süre en fazla ne kadar olabilir?

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 147 nci maddesine eklenen üçüncü fıkraya göre duruşmalar arasındaki süre üç aydan daha uzun olamaz. Hâkim yalnızca bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe yoluyla tahkikat işlemi yürütülmesi gibi zorunlu hâllerde, gerekçesini belirterek daha uzun bir süre belirleyebilir. Kural 31 Temmuz 2026'da yürürlüğe girmiştir.

Bu fıkra için ayrı bir geçiş hükmü öngörülmemiştir. Dosyasına altı ay sonrasına duruşma günü verilen taraf, bu fıkraya dayanarak günün öne alınmasını talep edebilir. Duruşma günü takibi için e-Devlet ve UYAP üzerinden dosya takibi yazısı yol göstericidir. Ayrıca 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun 63 üncü maddesine eklenen bentle, mesleğin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenebilecek konularda bilirkişiye başvurulması disiplin sebebi hâline getirilmiştir.

HAGB kararına karşı hangi kanun yoluna başvurulur?

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231 inci maddesinin yeni on ikinci fıkrasına göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı artık istinaf yoluna başvurulmaktadır. Bölge adliye mahkemesi kararları hakkında 286 ncı madde hükümleri uygulanır. Karar ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmişse temyiz yolu açıktır.

Değişikliğin arka planında Anayasa Mahkemesinin 10 Temmuz 2025 tarihli ve E.2024/98, K.2025/149 sayılı kararı vardır. Bu kararla 231 inci maddenin beşinci ila on dördüncü fıkraları iptal edilmiş, iptalin 30 Eylül 2026'da yürürlüğe girmesi öngörülmüştü. Kanun bu tarihten önce fıkraları yeniden düzenlemiştir.

Yeni düzenlemede öne çıkan noktalar şunlardır:

  • Hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezası ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir.
  • Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış olması, yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varılması ve mağdurun veya kamunun zararının tamamen giderilmesi gerekir. Zarar derhal giderilemiyorsa denetim süresince aylık taksitlerle ödenmesi de yeterlidir.
  • Denetim süresi beş yıldır ve bu süre içinde dava zamanaşımı durur.
  • İşkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasanın 17 nci maddesi kapsamında kötü muamele sayılabilecek suçlarda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.
  • Denetim süresi içinde kasten yeni suç işlenmesi hâlinde mahkeme hükmü açıklar; ancak cezanın yarısına kadar bir kısmının infaz edilmemesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir.

231 inci madde için ayrı bir geçiş hükmü getirilmemiştir. Bu nedenle elde bir hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı varsa yapılacak ilk iş, kararın tebliğ tarihinin ve kararda gösterilen kanun yolunun kontrol edilmesidir. Tebliğ tarihinin nasıl belirlendiği konusunda tebligat usulü ve elektronik tebligat yazısı incelenebilir.

Hesabını veya kartını kullandıranlar için ceza indirimi ve altı aylık süre

5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 158 inci maddesine eklenen dördüncü fıkraya göre, dolandırıcılık ve nitelikli dolandırıcılık suçlarına iştiraki banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdindeki hesabın kullanılmasını sağlayan bilgi ve araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olan kişilerin cezası yarı oranında indirilir.

Geçici 1 inci maddenin altıncı ve yedinci fıkraları devam eden dosyalar için iki ayrı yol çizmektedir. Dosyası kanun yolu incelemesinde olanlarda, bölge adliye mahkemesi ceza dairelerindeki dosyalar hakkında bozma kararı verilerek dosya ilk derece mahkemesine gönderilir.

Dosyası infaz aşamasında olan ve haklarında 5237 sayılı Kanunun 168 inci maddesi uygulanmamış hükümlüler için ise süreli bir imkân tanınmıştır:

...mağdurun uğradığı zararı mahkemece yapılacak ihtardan itibaren altı ay içinde aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, 5237 sayılı Kanunun 168 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanabilir.

Kritik süre altı aydır ve kararın kesinleşmesinden değil, mahkemece yapılacak ihtardan itibaren işlemeye başlar. Aynı fıkraya göre bu süre içinde mağdurun zararı tamamen giderilinceye kadar infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilemez; yani ödeme yapılmadan infaz durmaz. Hüküm, kanun yoluna başvurulmaması sebebiyle 31 Temmuz 2026'dan sonra kesinleşen kararlar bakımından da uygulanır.

12. Yargı Paketi ile idari davalarda tek hâkim sınırı 486.000 liraya çıktı

2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanunun 7 nci maddesindeki tek hâkim sınırı, 25.000 Türk lirasından 486.000 Türk lirasına çıkarılmıştır. Düzenleyici işlemlere karşı açılanlar hariç olmak üzere, konusu 486.000 lirayı aşmayan iptal ve tam yargı davaları artık idare mahkemesi hâkimlerinden biri tarafından çözümlenmektedir. Aynı tutar vergi mahkemeleri için de geçerlidir.

Pratik sonuç şudur: bu davalar tek hâkimle görülecek ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 46 ncı maddesinin yeni ikinci fıkrası uyarınca temyiz yolu kapalı olacaktır. Geçici 1 inci maddenin ikinci fıkrasına göre değişiklik yalnızca 31 Temmuz 2026'dan sonra açılan davalarda uygulanır; daha önce açılmış dosyalar eski sınıra tabidir.

Aynı kanunla idari yargıda istinaf incelemesi de yeniden kurgulanmıştır. Bölge idare mahkemesi, kararın sonucunu hukuka uygun bulmakla birlikte gerekçeyi hatalı veya eksik görürse gerekçeyi değiştirerek istinaf başvurusunu reddedebilecektir. Kararın kaldırılıp dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesi ise 45 inci maddede sayılan hâllerle sınırlandırılmıştır. Kaldırma üzerine yeniden verilen kararlar ise tebliğinden itibaren otuz gün içinde Danıştayda temyiz edilebilecektir. Geçici 1 inci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bu kural, 31 Temmuz 2026'dan sonra bölge idare mahkemelerince verilen kararlara uygulanır.

İstinaftan sonra temyiz yolu hangi hâlde açılmıştır?

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362 nci maddesine eklenen üçüncü fıkraya göre, bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu kısmen veya tamamen kabul ederek esas hakkında yeniden karar verirse, kabul veya redde konu kısmın miktarı 341 inci maddedeki parasal sınırın üzerindeyse bu karar temyiz edilebilir. Düzenleme 31 Temmuz 2026'da yürürlüğe girmiştir.

Fıkra, Anayasa Mahkemesinin 26 Şubat 2026 tarihli ve E.2026/49, K.2026/48 sayılı kararıyla 362 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinin istinaf başvurusunun kısmen veya tümden kabulü hâli yönünden iptal edilmesi üzerine getirilmiştir. İki istisnası vardır: yeniden verilen karar ile ilk derece mahkemesi kararı arasındaki farkın 341 inci maddedeki parasal sınırı geçmemesi hâlinde ve kararın yalnızca yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkin olması hâlinde temyiz yolu kapalıdır. Bu parasal sınırlar her takvim yılı başında yeniden değerleme oranında artırılmakta ve uygulamada davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınmaktadır. Kanun yollarının işleyişi için istinaf ve temyiz yazısı ayrıntılı bilgi vermektedir.

Bedensel zarar ve destekten yoksun kalma tazminatında faiz ve mahsup

6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 55 inci maddesine iki fıkra eklenmiştir. Birincisine göre, kazancın bilindiği döneme ilişkin tazminat kısmına haksız fiilin meydana geldiği tarihten; kazancın bilinemediği döneme ilişkin kısma ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir. İkincisine göre, tahkikat başlayıncaya kadar ifa amacıyla ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilir.

Oransal mahsup kuralı, sigorta şirketinin dava açılmadan önce yaptığı kısmi ödemelerin hesaba nasıl katılacağını doğrudan etkilemektedir. Başvuru ve belge süreci için trafik kazasında tazminat başvurusu yazısı incelenebilir.

Geçiş hükmü bu başlıkta özellikle dardır. Geçici 1 inci maddenin dokuzuncu fıkrasına göre 55 inci maddedeki değişiklik, yalnızca 31 Temmuz 2026'dan sonra meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar hakkında uygulanır. Kanuni faizin kendisinin de aynı kanunla değiştiği, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun 1 inci maddesinde oranın reeskont oranının yüzde sekseni olarak belirlendiği unutulmamalıdır; bu konu kanuni faizdeki 31 Temmuz 2026 değişikliği yazısında ayrıca ele alınmaktadır.

Ortaklığın giderilmesi satışında birinci artırma artık sadece mirasçılar arasında

2004 sayılı İcra ve İflâs Kanununun 114 üncü maddesine eklenen cümlelerle, tüm maliklerin miras yoluyla edindiği ve mirasçılar dışında üçüncü kişilerin mülkiyet hakkı bulunmayan taşınmazlarda ortaklığın satış suretiyle giderilmesinde birinci artırma sadece malik olan mirasçılar arasında yapılır. Bu usul bir defaya mahsus uygulanır.

Buna bağlı olarak elektronik satış portalındaki teklif eşiği de değişmiştir. Genel kural tekliflerin muhammen kıymetin yüzde ellisini geçmesiyken, birinci artırmanın sadece mirasçılar arasında yapıldığı durumda teklifin muhammen kıymetin yüzde yüzünü geçmesi gerekmektedir; ikinci artırmada oran yeniden yüzde elliye döner. Ayrıca ihale bedelini süresinde yatırmayan alıcıya, teklif ettiği bedelin yüzde beşi oranında idari para cezası verilecektir. Elektronik ihalenin işleyişi için haciz sonrası satış ve elektronik ihale yazısı incelenebilir. Geçici 1 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca bu değişiklikler, 31 Temmuz 2026'dan önce ilanı yapılmış açık artırmalara uygulanmaz.

Mahkemenin istediği noter belgesi için artık ücret ödenmiyor

1512 sayılı Noterlik Kanununun 55 inci maddesi yeniden yazılmıştır. Mahkeme veya Cumhuriyet başsavcılığı noterlik evrakının onaylı örneğini istediğinde noter, evrakı elektronik ortamda tarayıp güvenli elektronik imzayla imzalayarak ilgili mercie gönderir. Asıl önemli kısım maddenin son fıkrasıdır: bu işlemler için yevmiye numarası verilmez ve posta ile yol masrafı hariç olmak üzere harç, vergi ve değerli kâğıt ücreti dâhil herhangi bir ücret alınmaz.

12. Yargı Paketinin 31 Ekim 2026'da yürürlüğe girecek üç maddesi

Paketin üç maddesi yayımdan üç ay sonra, yani 31 Ekim 2026'da yürürlüğe girecektir: 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 440 ıncı ve 444 üncü maddelerini değiştiren 11 ve 12 nci maddeler ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 149 uncu maddesine fıkra ekleyen 22 nci madde.

Türk Medenî Kanunundaki değişiklikle vesayet altındaki kişiye ait taşınmazın açık artırmayla satışı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemine entegre elektronik satış portalında yapılacaktır. İhale, vesayet makamının onamasıyla tamam olur ve onama kararının ihale gününden başlayarak on gün içinde verilmesi gerekir.

Hukuk Muhakemeleri Kanunundaki değişiklikle, ses ve görüntü nakli yoluyla bulunduğu yerden duruşmaya katılanlar bakımından elle atılan imzaya ilişkin hükümler uygulanmayacaktır. İstisnaları sayılmıştır: ikrar, yeminin edası, davanın geri alınmasına muvafakat, davadan feragat, davayı kabul ve sulh olma hâllerinde imza şartı devam etmektedir. Dolayısıyla 31 Ekim 2026'ya kadar elektronik duruşmalarda mevcut imza uygulaması sürmektedir.

12. Yargı Paketi devam eden dosyalara uygulanır mı?

Tek bir cevap yoktur; her değişikliğin kendi geçiş kuralı vardır. Belirsiz alacak davası ve idari yargıdaki tek hâkim sınırı yalnızca yeni açılan davalara, Türk Borçlar Kanunundaki faiz ve mahsup kuralı yalnızca yeni meydana gelen olaylara uygulanır. İcra satışlarında ölçüt ilan tarihi, idari yargı temyizinde bölge idare mahkemesi kararının tarihidir.

Bu nedenle devam eden bir dosyada değerlendirme üç tarihin tespitiyle başlar: davanın veya takibin açıldığı tarih, zarar doğuran olayın gerçekleştiği tarih ve kararın verildiği ya da ilanın yapıldığı tarih.

Sık yapılan hatalar

  • Paketin tamamının 31 Temmuz 2026'da yürürlüğe girdiğini varsaymak. Türk Medenî Kanunu ve elektronik duruşma imzasına ilişkin üç madde 31 Ekim 2026'da yürürlüğe girmektedir.
  • 31 Temmuz 2026'dan önce açılmış belirsiz alacak davasının kendiliğinden kısmi davaya dönüştüğünü düşünmek. Yürürlükten kaldırılan 107 nci madde, önceki davalarda uygulanmaya devam eder.
  • İnfaz aşamasındaki dolandırıcılık hükümlülüğünde etkin pişmanlık için süreyi kararın kesinleşmesinden saymak. Altı aylık süre, mahkemece yapılacak ihtardan itibaren işler.
  • İdari davada 486.000 liralık sınırın derdest dosyalara da uygulanacağını düşünmek. Sınır yalnızca 31 Temmuz 2026'dan sonra açılan davalarda geçerlidir.
  • Mahkemenin istediği noter evrakı için notere ücret ödemek. Posta ve yol masrafı dışında harç, vergi ve değerli kâğıt ücreti alınmaz.
  • Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı yalnızca itiraz yoluna başvurulabileceğini varsaymak. Yeni düzenlemede kural istinaftır.

Yapılacak ilk iş

Elde devam eden bir dosya varsa yapılacak ilk iş, dosyanın açılış tarihini ve varsa son karar veya ilan tarihini tespit etmek, ardından 7589 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinde o konuya ilişkin fıkrayı okumaktır. Kanun metnine 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete üzerinden ulaşılabilir. Yeni açılacak alacak davasında ise dilekçenin kısmi dava olarak düzenlenmesi ve talep artırım hakkının tek kullanımlık olduğunun gözetilmesi gerekir.