İçeriğe geç
+90 216 565 64 64
Bahadır & Sarıgil Hukuk Ofisi
Ön Görüşme Talep Edin
28 Ağustos 2026 · Kat Mülkiyeti, Gayrimenkul ve Kira Hukuku · Bahadır & Sarıgil Hukuk Ofisi

Kira Depozitosu: Üç Aylık Üst Sınır, Vadeli Hesap Zorunluluğu ve İade

Konut ve çatılı işyeri kiralarında depozito üç aylık kira bedelini aşamaz ve kiracı adına vadeli tasarruf hesabına yatırılması gerekir. Yazıda üst sınırı aşan kaydın akıbeti, olağan yıpranmanın kesilememesi, iade süresi, faiz ve zamanaşımı ele alınmaktadır.

Konut ve çatılı işyeri kiralarında kira depozitosu, tarafların diledikleri gibi belirleyebilecekleri bir pazarlık kalemi değildir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 342. maddesi hem tutarına hem de paranın nereye yatırılacağına açık bir sınır koymuştur. Uygulamada bu maddenin ikinci fıkrası neredeyse hiç işletilmemekte; depozito çoğunlukla kiraya verenin şahsi hesabına nakit olarak geçmektedir. Aşağıda kanunun ne dediği ile fiilen ne yapıldığı ayrı ayrı ele alınmaktadır.

Kira depozitosu en fazla ne kadar istenebilir?

Konut ve çatılı işyeri kiralarında istenecek güvence, üç aylık kira bedelini aşamaz. Sınır, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 342. maddesinin birinci fıkrasında yer alır ve emredicidir. Aylık kirası 30.000 lira olan bir konutta istenebilecek azami depozito 90.000 liradır. Sözleşmeye daha yüksek bir rakam yazılsa bile bu sınır ayakta kalır.

Maddenin ilk iki fıkrası şöyledir:

Konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşmeyle kiracıya güvence verme borcu getirilmişse, bu güvence üç aylık kira bedelini aşamaz. Güvence olarak para veya kıymetli evrak verilmesi kararlaştırılmışsa kiracı, kiraya verenin onayı olmaksızın çekilmemek üzere, parayı vadeli bir tasarruf hesabına yatırır, kıymetli evrakı ise bir bankaya depo eder. Banka, güvenceleri ancak iki tarafın rızasıyla veya icra takibinin kesinleşmesiyle ya da kesinleşmiş mahkeme kararına dayanarak geri verebilir.

Sınır, sözleşmenin kurulduğu tarihteki kira bedeli üzerinden hesaplanır. Kira sonraki yıllarda arttığında kiraya verenin kendiliğinden ek güvence isteme hakkı doğmaz; sözleşmede açık kayıt yoksa depozitonun tamamlanması talebi dayanaksızdır. Aynı Kanunun 343. maddesi, kira bedelinin belirlenmesi dışında kiracı aleyhine değişiklik yapılamayacağını söylemektedir. Kira bedelinin nasıl artırılacağı ayrı bir konudur ve yıllık kira artışında yasal üst sınır ile kira bedelinin tespiti davası başlıkları altında incelenmektedir.

6098 sayılı Kanuna işlenemeyen geçici 2. madde, kiracının tacir veya tüzel kişi olduğu işyeri kiralarında 342. maddenin 1/7/2012 tarihinden itibaren sekiz yıl uygulanmayacağını öngörmüştü. Bu erteleme 1 Temmuz 2020'de sona ermiştir; bugün kiracısı tacir olan çatılı işyeri kiralarında da üç aylık sınır ve vadeli hesap kuralı yürürlüktedir.

Üst sınırı aşan depozito kaydının akıbeti ne olur?

Sözleşmenin tamamı değil, yalnızca üç aylık kirayı aşan kısım geçersiz sayılır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 27. maddesinin ikinci fıkrası, hükümlerden bir kısmının hükümsüz olmasının diğerlerini etkilemeyeceğini düzenler. Aşan tutar hukuki sebebini yitirdiğinden kiracı, kira ilişkisi sürerken bile bu farkı geri isteyebilir.

Aylık kirası 25.000 lira olan bir konutta 100.000 lira depozito alınmışsa üst sınır 75.000 liradır; 25.000 liralık fark iade edilmelidir ve talep için tahliyenin beklenmesi gerekmez.

Depozito nereye yatırılır, vadeli hesap zorunluluğu nasıl işler?

Güvence olarak para kararlaştırılmışsa parayı bankaya yatıracak olan kiracıdır. Hesap kiracı adına açılır, vadeli tasarruf hesabı olur ve kiraya verenin onayı olmaksızın çekilemeyecek biçimde bloke edilir. Banka parayı yalnızca iki tarafın rızasıyla, icra takibinin kesinleşmesiyle ya da kesinleşmiş bir mahkeme kararına dayanarak serbest bırakabilir.

Kanunun kurduğu düzen, depozitoyu iki tarafın da tek başına dokunamayacağı bir yere koymaktır: kiraya veren parayı harcayamaz, kiracı da onu son ayın kirası yerine kullanamaz. Uygulama ise bunun tersidir; para imza sırasında elden veya havaleyle kiraya verene geçmekte, tahliye günü ortada ayrı tutulmuş bir hesap bulunmamaktadır.

Bu aykırılık kiracının hakkını ortadan kaldırmaz; nakit alınan depozito, kiraya verenin şahsına karşı ileri sürülebilen bir iade alacağına dönüşür. Ancak kiracı iki avantajı kaybeder: otomatik iadeyi ve paranın kiraya verenin diğer borçları için haczedilmesine karşı korunmayı. İmza sırasında vadeli hesapta ısrar etmek, tahliye sonrasında yapılacak her şeyden etkilidir.

Nakit yerine banka teminat mektubu verilebilir mi?

Verilebilir. 342. maddenin ikinci fıkrasındaki vadeli hesap ve bankaya depo etme zorunluluğu, yalnızca güvencenin para veya kıymetli evrak olarak kararlaştırıldığı hâllere ilişkindir. Banka teminat mektubu bir garanti taahhüdüdür; bu nedenle vadeli hesap kuralı ona uygulanmaz. Buna karşılık birinci fıkradaki üç aylık üst sınır güvencenin türünü ayırmadığından mektubun tutarı için de geçerlidir.

Teminat mektubu kiracıya nakdi bloke ettirmemek gibi bir üstünlük sağlar; karşılığında bankaya komisyon ödenir. Kira sona erdiğinde kiracının ilk işi, mektubun aslını geri alıp bankaya iade ettirmektir; asıl nüsha kiraya verende kaldığı sürece nakde çevrilme riski sürer.

Depozito hangi zararlara karşılık gelir?

Depozito, kira ilişkisinden doğan ve kiracının sorumlu olduğu borçların güvencesidir; peşin ödenmiş kira ya da kiraya verenin serbestçe harcayabileceği bir bedel değildir. Kiraya veren bu parayı ancak gerçekten doğmuş ve belgelenebilir alacaklara mahsup edebilir. Mahsuba konu edilen başlıca kalemler şunlardır:

  • Ödenmemiş kira bedeli ve gecikmiş kira taksitleri
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 341. maddesindeki ısıtma, aydınlatma ve su gibi kullanma giderleri
  • Kiracıya düşen ortak gider ve aidat borçları; bu alacağın kendi tahsil yolu için aidat borcunun tahsili ve gecikme tazminatı başlığına bakılmalıdır
  • Kiracının özenle kullanma borcuna aykırı davranışından doğan zararlar
  • Kiracı adına açılmış abonelikler kapatılmadığı için kiraya verene yansıyan doğal gaz, elektrik ve su borçları

Fatura borçlarında dikkat edilecek nokta, borcun kime ait olduğudur. Abonelik kiracı adına açılmışsa alacaklı kurum kiracıya gider; kiraya verenin kesinti yapabilmesi fiilen ödeme yaptığını ispat etmesine bağlıdır. Her kalem için fatura, makbuz veya borç bildirimi aranmalıdır.

Olağan kullanımdan doğan yıpranma depozitodan kesilebilir mi?

Kesilemez. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 334. maddesi, kiracının sözleşmeye uygun kullanma dolayısıyla kiralananda meydana gelen eskime ve bozulmalardan sorumlu olmadığını açıkça söylemektedir. Boyanın solması, parkedeki normal çizikler, musluk contasının eskimesi ve banyo silikonunun sararması olağan yıpranmadır ve depozitodan düşülemez.

Maddenin metni şöyledir:

Kiracı kiralananı ne durumda teslim almışsa, kira sözleşmesinin bitiminde o durumda geri vermekle yükümlüdür. Ancak, kiracı sözleşmeye uygun kullanma dolayısıyla kiralananda meydana gelen eskimelerden ve bozulmalardan sorumlu değildir. Kiracının, sözleşmenin sona ermesi hâlinde, sözleşmeye aykırı kullanmadan doğacak zararları giderme dışında, başkaca bir tazminat ödeyeceğini önceden taahhüt etmesine ilişkin anlaşmalar geçersizdir.

İkinci fıkra az bilinir. Sözleşmeye konulan "kiracı çıkarken daireyi boyatıp teslim edecektir" türünden peşin taahhütler, gerçek zararı aşan kısmı bakımından geçersizdir.

Sigara yanığı, kırılan lavabo, sökülen kapı ve izinsiz tadilat olağan kullanımın dışındadır; dört yıl oturulmuş bir dairede duvar boyasının yenilenmesi ihtiyacı ise, aksine bir kirlenme yoksa kiraya verenin katlanacağı maliyettir. Kiracının 316. maddedeki özenle kullanma borcuna ağır aykırılığı ayrıca tahliye sebebi oluşturabilir; bu ihtimal kiracının hangi hâllerde tahliye edilebileceği başlığında ele alınmaktadır.

Teslimde yazılı bildirim yapılmazsa ne olur?

Kiraya veren, geri verme sırasında kiralananın durumunu gözden geçirmek ve kiracının sorumlu olduğu eksiklikleri ona hemen yazılı olarak bildirmek zorundadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 335. maddesine göre bu bildirim yapılmazsa kiracı her türlü sorumluluktan kurtulur. Kural, depozito tartışmalarının çoğunu tek başına çözmektedir.

İstisnası, teslim sırasında olağan incelemeyle belirlenemeyecek eksiklik ve ayıplardır. Su sızıntısı gibi sonradan çıkan gizli kusurlarda kiracının sorumluluğu sürer; ancak kiraya veren bunları belirlediğinde de hemen yazılı bildirimde bulunmak zorundadır.

Sonuç şudur: anahtarı teslim aldıktan haftalar sonra kesinti yapan kiraya veren, teslim anında yazılı bildirimde bulunmadıysa bu kesintiyi savunamaz. Anahtar tesliminin tarihli ve imzalı bir tutanakla yapılması en güçlü belgedir; tutanağa sayaç endeksleri ve aidat durumu da yazılmalıdır.

Kira depozitosu ne zaman iade edilir?

Kanun, nakit alınmış depozito için kiraya verene sabit bir iade süresi getirmemiştir. Üç aylık süre yalnızca bankadaki güvenceye ilişkindir. Nakit depozitoda iade borcu, kiralananın teslimi ve tarafların hesabının görülmesiyle muaccel hâle gelir; kiraya veren ödemezse ihtar üzerine temerrüde düşer ve faiz o tarihten itibaren işler.

"Depozito otuz gün içinde iade edilir" biçiminde genel bir kanun kuralı yoktur; bu bilgi çok yaygın olmasına rağmen yasal dayanaktan yoksundur. Sözleşmeye böyle bir süre yazılmışsa taraflar arasında geçerlidir ve sürenin geçmesiyle ihtara gerek kalmaksızın temerrüt oluşur; iade süresini sözleşmeye yazdırmak en pratik düzenlemedir.

Üç ay dolduğunda bankaya bildirim nasıl yapılır?

342. maddenin üçüncü fıkrası, kanuna uygun kurulmuş vadeli hesap için otomatik bir kilit açma mekanizması getirmektedir. Kiraya veren, sözleşmenin sona ermesini izleyen üç ay içinde kiracıya karşı dava açtığını veya icra ya da iflas yoluyla takibe giriştiğini bankaya yazılı olarak bildirmemişse, banka kiracının istemi üzerine güvenceyi geri vermekle yükümlüdür.

İzlenecek adımlar şunlardır:

  1. Sözleşmenin sona erme tarihi belgelenir: anahtar teslim tutanağı, karşılıklı fesih yazısı veya tahliye ilamı bu iş için kullanılır.
  2. Üç aylık sürenin son günü hesaplanır; sayım için son günün hangi gün olduğu başlığına bakılmalıdır.
  3. Süre dolduktan sonra bankaya yazılı istem verilir; hesap numarası, kira sözleşmesi ve sona erme tarihi belirtilir.
  4. Banka, kiraya verenden dava veya takip bildirimi gelmediğini tespit ederse güvenceyi iade eder.

Üç aylık süre bir hak düşürücü süre değildir; kiraya verenin alacağını sona erdirmez, yalnızca bankadaki bloke üzerindeki üstünlüğünü kaldırır. Kiraya veren alacağı için ayrıca dava açabilir veya takip başlatabilir. Bu ayrım için zamanaşımı ile hak düşürücü süre arasındaki fark başlığı incelenmelidir.

Depozito son ayın kirasına sayılabilir mi?

Tarafların açık anlaşması yoksa sayılamaz. Depozito bir güvencedir, peşin ödenmiş kira değildir. Kiracının bunu tek taraflı takasla kira borcuna mahsup etmesi de mümkün değildir; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 139. maddesi takas için her iki borcun da muaccel olmasını arar, oysa depozito alacağı kira ilişkisi sürerken muaccel olmaz.

Bu, kiracıların en pahalıya mal olan yanlışıdır. Son ay kirasını "nasılsa depozitom duruyor" diyerek ödemeyen kiracı borcunu ifa etmemiş sayılır. Kiraya veren 315. maddeye göre konut ve çatılı işyeri kirasında en az otuz günlük süre veren yazılı bir ihtar çeker; süre sonunda ödeme yapılmazsa sözleşmeyi feshedip tahliye yoluna gidebilir. Ayrıca icra takibi başlatılır, masraf ve vekâlet ücreti kiracıya yüklenir.

Geçerli tek yol, kiraya verenle yazılı anlaşmaktır: mahsubun yapılacağı ve kalan bakiyenin ne olacağı bir belgeye bağlanmalıdır.

Kira depozitosu iade edilmezse icra takibi mi, dava mı?

İki yol da açıktır ve seçim belgenin gücüne göre yapılır. İcra takibi daha hızlı ve düşük maliyetlidir, ancak borçlunun itirazıyla durur. Dava yolunda ise kira ilişkisinden kaynaklandığı için önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır; görevli mahkeme, tutara bakılmaksızın sulh hukuk mahkemesidir.

İcra yolunda kiracı, kiraya veren aleyhine ilamsız icra takibi başlatır. Ödeme emri tebliğ edilir ve tebliğden itibaren yedi gün içinde itiraz edilmezse takip kesinleşir; ayrıntısı için ödeme emri tebliğ edildikten sonraki yedi günlük itiraz süresi başlığına bakılmalıdır. İtiraz gelirse takip durur ve alacaklının itirazın kaldırılması ya da itirazın iptali için mahkemeye gitmesi gerekir; bu seçim itirazın kaldırılması ile itirazın iptali arasındaki fark başlığında açıklanmaktadır.

Dava yolunda 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/B maddesi belirleyicidir. Bu madde uyarınca, kiralanan taşınmazların 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler hariç olmak üzere, kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır; depozitonun iadesi de bu kapsamdadır. Arabulucu, görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde başvuruyu sonuçlandırır; süre zorunlu hâllerde en fazla bir hafta uzatılabilir. Sürecin işleyişi dava şartı arabuluculuk başlığında anlatılmaktadır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 4. maddesi, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere kiralanan taşınmazlara ilişkin tüm uyuşmazlıkları değere bakılmaksızın sulh hukuk mahkemesine vermiştir. Yetki, aynı Kanunun 6. maddesi gereği davalının yerleşim yerindedir; 10. madde uyarınca sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de dava açılabilir. Basit yargılama usulü uygulanır.

Yargılamanın süresi dosyanın içeriğine bağlıdır; arabuluculuk aşaması üç ilâ dört haftada kapanır. Asıl belirleyici etken, kiralananın durumu için keşif ve bilirkişi incelemesi gerekip gerekmediğidir. Kesinti kalemleri belgeliyse ve teslim tutanağı varsa dosya belge üzerinden çözülebilir.

Depozitoya faiz istenebilir mi, hangi tarihten işler?

İstenebilir; ancak faiz kendiliğinden işlemeye başlamaz. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 117. maddesine göre muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. İade için sözleşmede belirli bir gün kararlaştırılmışsa o günün geçmesiyle ihtara gerek kalmaksızın temerrüt oluşur ve faiz o tarihten yürür.

Bu nedenle atılacak adım, tutarı, hesap bilgisini ve makul bir ödeme süresini içeren yazılı bir ihtar göndermektir; noter ihtarnamesi temerrüt tarihini belgeler. İcra takibinde ödeme emrinin tebliği de ihtar yerine geçer.

Faiz oranı sözleşmede kararlaştırılmamışsa kanuni faizdir; 120. madde, oranın faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükteki mevzuata göre belirleneceğini söyler. Kanuni faiz oranı 2026 yılında değiştiğinden devam eden dosyalarda dönem dönem farklı oran uygulanabilir; hesap için kanuni faiz oranındaki değişiklik başlığı incelenmelidir. Depozito kiracı adına vadeli hesapta tutulmuşsa işlemiş mevduat faizi de kiracıya aittir.

Depozito alacağında zamanaşımı kaç yıldır?

Depozitonun iadesi dönemsel bir edim olmadığından, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 147. maddesindeki beş yıllık kısa zamanaşımı kapsamında değildir; o madde kira bedellerini, anapara faizlerini ve ücret gibi dönemsel edimleri saymaktadır. Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça her alacak 146. maddeye göre on yıllık zamanaşımına tabidir.

Buna karşılık kiraya verenin mahsup etmek istediği ödenmemiş kira bedelleri 147. madde uyarınca beş yıllık zamanaşımına tabidir; iki taraf için farklı süreler işleyebilmektedir. Sürenin uzunluğuna güvenip beklemek yine de doğru değildir; zamanın geçmesi delilleri zayıflatır.

Sık yapılan hatalar

  • Son ayın kirasını ödemeyip depozitoya saydırmak; temerrüt ve tahliye riski doğurur
  • Anahtarı tutanaksız teslim etmek; tahliye tarihi ve dairenin durumu ispatsız kalır
  • Sayaç endekslerini almadan, abonelikleri kapatmadan çıkmak
  • Depozitoyu elden, dekontsuz vermek; ispat yükü kiracıdadır
  • Üç aylık üst sınırı aşan tutarı sorgulamadan ödemek
  • "Tahliyede boya bedeli olarak depozitonun yarısı kesilir" türü peşin taahhütleri bağlayıcı sanmak
  • İhtar çekmeden doğrudan dava açmak; faiz başlangıcı geç bir tarihe kayar
  • Arabulucuya başvurmadan dava açmak; dava reddedilir
  • Vadeli hesapta üç aylık süre dolduğu hâlde bankaya yazılı istem vermemek
  • Kiraya veren tarafında, teslimdeki eksiklikleri hemen yazılı bildirmemek

Depozitosunu geri alamayan kiracının yapacağı ilk iş, kira ilişkisinin hangi tarihte sona erdiğini belgeye bağlamaktır. Anahtar teslim tutanağı, karşılıklı fesih yazışması veya tahliye ilamı bu tarihi gösterir; hem üç aylık sürenin hem de temerrüt ve zamanaşımı hesabının başlangıcı odur. Tarih belirlendikten sonra depozito banka hesabındaysa üç ayın dolmasının ardından bankaya yazılı istem verilir; nakit ödenmişse önce süre içeren yazılı bir ihtar gönderilir, sonuç alınamazsa icra takibi veya arabuluculuk yoluna gidilir.